Makale

Ramazan Ayının Bize kazandırdıkları

VEHBİ AKŞİT / Pütürge Müftüsü

Ramazan Ayının Bize Kazandırdıkları

Evveli rahmet^ ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan Ayı, İlahi kazançların yanında -mübarek bir aydır. Bu mübarek ay bize ne kazandırdı? Bunu maddeler halinde söyle sıralayabiliriz:
1- Öncelikle vakitlerimizi tanzim etti. Ramazan’dan önce sahurun, iftarın vaktinden habersiz; istediğimiz zaman yiyip içerken bu belli bir programa bağlandı. Yemeklerimiz artık saatinde yenmeye başlandı. Buna en çok sevinen de hanımlarımız ve annelerimiz oldu. Çünkü diğer zamanlarda ayrı ayrı yenen yemekler. Ramazan ayında ailelerin birlikte oldukları yegâne mekân haline geldi.
2- Oruç biz£ irademizin ne kadar sağlam olduğunu gösterdi. Sofra kurulmuş, üzerinde envâi çeşit yiyecekler hazır olduğu halde, bizi onları yemek için engelleyecek hiçbir insan almadığı halde, Allah’a olan saygımızdan» ezan okunmadan elimizi sofraya götüremedik.
S-Mabetlerimizde bir düzen hâkim oldu. Günde beş vakit namazımızı cemaatle kılmaya devam ettik. Cemaat şuuruna vardık. Aynı safta, aynı kıbleye yönelerek, bizleri yaratan Allah’ın huzurunda bir fâni "kul olduğumuzu tekrar tekrar yasadık.
4- Oruç tutanlar için bir cennetin hazır olduğunu ve bu cennete Reyyin adının verildiğini öğrendik. Kıyamet gününde sadece o kapıdan oruç tutanların gireceğini(1) duyunca, oruç ibadetinin sevabının Allah tarafın- ’dan verileceği(2)’ müjdesini anlatmış olduk.
5- Çoluk- çocuğumuzla birlikte aynı sofrada yemek yedik. Hele çocuklarımızın balkondan, pencereden, kapıdan, çatıdan minarelerin ışıklarının yanıp, ezan okunduğunun sevinçli haberini sofrada bekleyenlere iletmesinin verdiği sıcak havayı teneffüs ettik.
6- Teravih namazına giderek, husû içerisinde yirmi rekât namaz kılmanın sevabına inanarak ve mükâfatını yalnızca Allah’tan umarak kılanların geçmiş günahlarının affedileceği(3) müjdesini almış olduk.
7- "Ramazan münasebetiyle kapalıyız", diye meyhanesinin, içkili lokantasının camına ilân yapıştıranları, Ramazan’a saygı gösterenleri gördük.
Fakat bu yerlerin bayramda da açılacağını düşününce, meyhanelerin sadece Ramazan’da değil de daima kapalı olmasının ne kadar huzur verici olduğunu düşündük.
8- Zekât ve fitrelerimizi ihtiyaç sahibi kardeşlerimize vererek, onların evlerinin de şenlenmesine vesile olmanın sevincini yasadık. Fakir fukarayı gözeterek, onları da iftar sofralarımıza davet ettik’ iftar ettirdiğimiz kişi-yeya kişilerin alacağı, sevap kadar sevap alacağımızı da öğrendik. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmayacağını da kavradık.(4)
9- Emniyet kuvvetlerince Ramazan ayında suç isleme oranlarının düştüğü, kavga adam öldürme ve hırsızlık gibi suçların sayısında büyük oranda düşüş olduğunu öğrenince, her ayımızın Ramazan ayı gibi olması için dua ettik.
10- Kuran ayı olan Ramazan ayında(5) Kur’an’ı daha iyi anlamaya, kavramaya ve hayatımıza uygulamaya çalıştık. Mukabele dinledik. Ama bu sene daha değişik bir şey yapalım. Kur’an’ı okuduktan sonra bir de tercümesini okuyarak, anlamaya çalışalım. Bu sene bir de tercümesini hatmetmeye çalışalım, dedik.
11- Ramazan ayı dışında, sinirlendiğimiz zaman bazen kötü sözler söylediğimiz olmuştur. Halbuki Ramazan ayında sakin olmamız tavsiye ediliyor. Orucu sadece mideye değil, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza ve dilimize de tutturmamız gerekiyor. Bu yüzden oruç, insanı kötü söz söylemekten alı- koyar. Birisi yakışıksız bir lâf edecek veya kavga edecek olursa “Ben oruçluyum” denmesi gerektiğini(6) bu ayda öğrendik.
12- Bazen dalgınlıkla, unutarak oruçlu olduğumuzu unuttuk. Ama orucumuz bozuldu mu, bozulmadı mı diye bir endişeye kapılmadık. Çünkü biz orucumuzu tamamladık. Zira Allah’ın bizi yedirip içirdiğine(7) buna inandık.
13- İftar vaktini beklerken ne kadar sevinçli oluyoruz değil mi? Bir an evvel ezan okunsa da dilimiz, damağımız suya hasret dudaklarımız suya kavussa diye... Aklımıza hemen Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in hadisi geliyor. “Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar edildiği diğeri de Allah’a kavuşulduğu vakittir.”(8) Cenab-ı Allah bize iftar vaktinde duyduğumuz sevinci O’na kavuştuğumuz zamanda yaşatır inşaallah..
14- Oruçlu iken bir şey yiyip içmediğimiz için ağzımızda tuhaf bir koku oluşuyor. Ağzımız kokuyor. Fakat bu ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.,(9)Bu durum da Allah’ın oruçluya verdiği değeri göstermekte, ağzının kokusunu misk kokusundan daha hoş kabul etmektedir.
15- Ramazan ayının bize kazandırdığı bir husus da, diğer aylarda şikâyetçi olduğumuz şeytanların bağlanması, bize vesvese verememesi, kötülük telkin edememesidir. Bunun yanında Ramazan ayında cennetin kapıları ardına kadar açılmakta ve cehennemin kapıları da kapanmaktadır.(10)
16- Rasûlüllah (s.a.s.)’in tavsiyesine uyarak sahur yemeğinin bereketinden’(11)istifade etmek için kimimiz sahura kadar yatmadı, kimimiz biraz uyudu sonra kalktı ve sahur yemeğini yedi. Ehli Kitaba muhalefet ederek, onların oruçları ile bizim orucumuz arasındaki farkın sahur yemeği olduğunu hatırladık.(12)
17- Sahurda ve iftarda gerine gerine yiyip de: “Yâ! İşte bunu bulamayanlar da var. Şükürler olsun. Allah bulamayanlara da versin..” türünde bir şükürde bulunmadık. Çünkü hakiki şükrün; fakire, yetime, kimsesize yediğinden yedirmekle, giydiğinden giydirmekle olduğunu kavradık.
18- Mübarek Ramazan ayında oruç, iftar, sahur, teravih, vaaz, mukabele, sadaka-i fıtır, itikâf nasıl mübarekse, bunların insanı nasıl mübarek yapabileceğini düşündük. Yani mübarek Ramazan’da, mübarek bir insan olmak için bu ayı çok iyi bir şekilde değerlendirmeye çalıştık. Bir aylık değil, ölünceye kadar mübarek olmaya çalışmak gerektiğini anladık.
Sonuç olarak Ramazan ayı bize burada sayılamayacak kadar kazançlar sağlamaktadır. Biz burada bir kısmına değinmeye çalıştık. Gözden kaçan bazı önemli maddeler de buraya eklenebilir.
Önemli olan Ramazan ayında kazandığımız güzel özellikleri, Ramazan’dan sonra da devam ettirmektir.
Unutmamalıyız ki, her günümüzü Cuma, her gecemizi Kadir, her ayımızı da Ramazan yapmak bizim elimizdedir. Yeter ki biz, bu mübarek gün, gece ve ayları değerlendirmesini bilelim.
Ne mutlu, Ramazan ayına ulaşıp, onun kıymetini bilip, hakkıyla değerlendiren ve mükâfat olarak da sevabına ulaşanlara... Ne mutlu..

(1] Buhari, Savm 4, Bed’ül Halk 9; Müslim, Sıyâm 1 BB [11 52).
(2] Buhari, Savm 9; Müslim, Sı- yâm 164(1151).
(3] Buhari Salâtü’t-Teravih 1; Müslim, Salâtül-Misafirin ve Kasriha, 173 (759).
(4] Tirmizi, Savm 82 (807); Ibni Mâce, Sıyâm 45 (174B).
(5] Bakara Suresi: 2/185.
(B) Buhari, Savm 2,9; Müslim, Sıyâm 164 (1151)
(7) Buhari, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171 (1155).
(8) Buhari, Savm 2, 9; Müslim, Sıyâm 164 (1151).
(9) Buhari, Savm 2,9; Müslim, Sıyâm 164 (1151).
(10) Buhari, Savm 5, Bedul Halk 11; Müslim, Sıyâm 2 (1079); Nesâi, Sıyâm 5 (2102).
(11) Buhari, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45 (1095); Nesâi, Savm 18 (4/140, 141).
(12) Tirmizi, Savm 17 (708).