Makale

TAKVA

TAKVA

Yazan: HASAN BASRİ CANTAY

Kur’ân-ı Kerîm’de “232”def’a zikredilen “takva” kelimesi “ittikâ”dan isimdir. Onun aslı da“sıyânet etmek, korumak, ıslah etmek” demek olan “vikaye’’dır. Mahiyetlerden, kötülüklerden korunup kaçınma, ve Allah’dan saygı korkusu ile korkma ma’nâlarına gelen “Takvâ”nın Kur’ânda o kadar çok zikredilmesi onun şerefinin yüceligindendir.

Şeriat örfünde takvâ, âhirette insana zarar verecek şeylerden, günahlardan sakınmadır. Üç derecesi vardır:

En basit ve ibtidâî derecesi Allah’a eş katmaktan ve küfürden sakın­mak, bunlardan temizlenmektektir. Bu, avâm takvâsıdır.

İkinci derecesi, âlimlerin ekseriyetine göre büyük günahlardan, bir kısmına göre de onlarla birlikte küçük günahlardan ve tahrımî kerahetlerden sakınmaktır. Bu, havas takvâsıdır.

Üçüncü derecesine gelince: Bu tenzîhî kerâhetlerden, hattâ mubahlardan, hattâ Allah’tan başka her şeyden kaçınmaktır ki bu da havâssu’l-havâs, ya’ni ârifler takvasıdır.

Bizim asıl me’mur olduğumuz takvâ ikinci derecedekidir. Hazret-i Alî (R.A) Takvayı şöyle anlatıyor: “O, günahta ısrarı, tâat ve ibâdette böbürlenmeyi terketmektir. İnsan Cehennemden onunla korunur, Cennet ve Cemâle (Cenâb-ı Hakkın fazlı başta olmak üzere) onunla kavuşur.

“Külliyyât-ı Ebü’l. “Bakâ”da şöyle yazılıdır: “Takvâ, ibâdet ve tâatların kemâl derecesidir. Allah korkusu takvânın başlangıçlarındandır.” Takvâ sıfatlarına nail olanlara “müttekı” denilir.

“İmam Birgivî”, “Tarîkat-i Muhammediyye” adlı meşhur kitabında şöyle der: "Ben takvânın faziletine dâir olan bütün âyetleri bir arada zikretmek istedim. Kur’an’da bu hususta pek çok âyet buldum. Hayırlı hasletlerden hiçbiri Kur’anda bu kadar ehemmiyetle anılıp öğülmemiştir. Ey Allah’ın likasına âşık, rızâsını talip, yoluna sâlik olan, o âyetleri güzelce okuyup düşün ki Allah nezdihde şeref ve i’tibâr kazanmak, ibâdet ve tâat makbul olmak, onun velî kulları arasına katılmak; sevgili olmak, tezkiye edilmiş bulunmak, iyi âkıbete, Hakkın rızasına kavuşmak, âhireti, cenneti kazanmak, âhirette takvâ libâsı giymek ancak takvâ sâhibi olmıya bağlıdır. Allah, kullarını onunla imtihan etti, ibâdeti, kısası, orucu, hakkı açıklamayı, peygamberler vâsıtasiyle inzân; adâleti, afvi, insanlar arasında yardımlaşmayı ona ulaşmıya birer vesile kıldı. Feyz ve bereketi, meleklerin yardımına mazhariyyeti, dünya ve âhiret darlıklarından kurtulmayı, umul­mayan yerlerden hisapsız rızıklar vermeyi, kolaylıklara ermeyi, mükâfâtı büyütmeyi, amelleri yararlığa götürmeyi hep ona vabeste kıldı. Hakla bâtıl onunla ayırt edilir, sermedi seâdete onunla kavuşulur...”.

“İmam Birgivî”nin takvâmn te’mîn etliğine işâret buyurduğu bütün bu iyilikler Kur’ân-ı Kerîm’de bu babta varit olan âyetlerin meâllerinden muktebes İlâhî pırıltılardır. Cenâb-ı Hak cümlemizi -mübârek Ramazan hürmetine- müttekiler zümresine ilhak etsin, âmîn.