Makale

Amelsiz Ümit

ÂYİNE

Amelsiz Ümit

Dr. Lamia LEVENT ABUL
Diyanet İşleri Uzmanı

EY SALİK, ne çok şey duydun Rahman ve Rahim olan Rab hakkında. Sonsuz rahmetiyle tüm mevcudatı kuşattığını ve hiçbir şeyin O’nun rahmeti dışında kalmadığını öğrendin. O’nun rahmetinden ancak kâfirlerin ümit keseceğini okudun kitabında. O’nun rahmetinin gazabını geçtiğini haber verdi kutlu elçisi. Hak bildin bu sözleri ve Hz. Ömer’in cennete bir kişinin gireceği söylense onun ben olacağını ümit ederim dediği üzere ümit var oldun.
Amenna ve saddakna! Elbette kendine rahmeti farz kılan ve çok merhametli ve şefkatli olan Rabbimizin rahmetinden gayrisine ümit beslemeyiz. Ama heyhat ki, dönüp kendine bakman gerekir ey salik! Ben ne yaptım, ne amel işledim, nasıl kulluk ettim diye. Ümitleri yeşerten amellere ne kadar sarıldın? Gayretin seni O’nun rahmetine ulaştıracak bir samimiyet üzere mi yoksa boş temennilerle mi kendini avuttun?
Eğer ki O’nu Rab olarak tanıyıp ümit besliyor ve rahmetine vasıl olmayı diliyorsan evvela O’na layık-ı veçhiyle kulluk etmen gerekmez mi? İman, ilah olarak sadece Allah’ı bilmek ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Bunun yanında iman, sadece Allah’a ibadet etmektir. O’nun üzerinde hiçbir güç ve kuvvet tanımamak yalnız O’na kulluk etmek ve O’ndan yardım istemektir.
Kâinattaki yegâne hükümdarın Rabbimiz olduğunu biliyor ve buna iman ediyorsan bu imanın gereği olan kulluktan seni alıkoyan nedir diye düşün! Hani bir gün Cebrail bir yabancı suretinde Hz. Peygamberin yanına geldi ve “İslam nedir” diye sordu. Hz. Peygamber: “İslam Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın rasulü olduğuna şehadet etmen; namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Kâbe’yi haccetmendir.” (Müslim, İman, 1.) Diye buyurdu. İşte Efendimizin de buyurduğu üzere şehadetle yani iman etmekle, ibadetleri de üzerimize bir vecibe olarak kabul etmiş oluruz. Yani ibadet imanın ayrılmaz bir parçası ve eylem halidir. Öyleyse ikrarın üzere dur ve amele sarıl ki kalp hanende paslanmasın imanın!
Ey salik, Allah’a yakınlığa ve onun rahmetine erişmeye götüren en güzel ibadet namazdır. Gecenin karanlığını bölen ve namaz uykudan hayırlıdır nidası ile başlar sabah namazı. Kurtların, kuşların, börtü böceğin kendi lisanlarınca zikre başladıkları saatlerde gaflet uykusundan uyanıp da Yüceler yücesi Rabbin huzurunda divana durmak ve onu anmak… Sabah ve akşam meleklerinin toplanıp şahitlik ettiği (Buhari, Ezan, 31.) bu bereketli buluşma huzur ve rahmetin vaktidir. Hz. Peygamber, sabah namazını kılanların Allah’ın koruması altında olduğunu haber verirken (Müslim, Mesacid, 262.) rahmetinin daha orada tecelli etmeye başladığını da bildiriyor biz mağfirete muhtaç kullarına. Rahmeti celp eden ne kadar güzel bir vesiledir sabah namazı!
Sonra ey salik dalarsın dünya meşgalelerine ve unutursun sabah meleklerin şahitlik ettiği o kutlu vakitleri… Evde, işte, sokakta, okulda yapacak işler bitmez ve sen boğulursun üzerinde dağ gibi yığılan sorumluluklarının altında. Kimsenin hiçbir şey götüremediği şu fani âlemde habire çalışır, didinir dünyalığa meyledersin. Oysa öğlen, ikindi ve akşam namazları hatırlatır sana asıl vazifeni: İnsanları ve cinleri bana kulluk etmeleri için yarattım! (Zariyat, 51/56.) Buyruğunu yerine getirir ve Rabbü’l-âleminin huzurunda kıyama durur, rükûya ve secdeye varırsın. Onun buyruğunu her şeyin üstünde tuttuğuna ve hiçbir şeyin seni ona kulluk etmekten alıkoymayacağını ilan edersin her bir vakit namazla.
Ve her namaz seni âlemlerin Rabbine yaklaştıran ve onun rahmetine ulaştıran bir vesile olur. Efendimizin buyurduğu üzere evinin önünden akan bir ırmakta günde beş defa yıkanmış gibi temizlenirsin her türlü kirden ve pastan. (Buhari, Mevakıt, 6.) Arı duru bir kalple kulluk makamında olmanın zevkini tadarsın. Sonra oruçla devam eder yakınlaşman, sabrını ve iradeni eğitir, kulluğundaki samimiyeti ortaya koyarsın. Açlık ve susuzluğa onun için katlanırsın. Namaz ve oruçla bedenen temizlendiğin gibi zekâtla da malını, kazancını temizler, arındırırsın. Onun verdiklerinde yine onun kullarına vererek yaklaşmaya devam edersin. Nihayet hacdaki büyük buluşma ile tüm Müslümanlarla bir olur tevhidi yaşar, kıyameti hatırlarsın… Rabbine döner, vuslatı arzularsın…
Secde et yaklaş! (Alak, 96/19.) diye buyuran Allah Teala’ya kulluk ederek yaklaşır ve manen yakınında hissedersin. Ey salik o bize şahdamarından daha yakın değil mi? Kimi bahtiyarlar kulluk yapa yapa ulaşır onun yakınlığına; kimi bedbahtlar da “kalbim temiz” avuntusu ile mahrum kalır Kâinatın sahibinin sonsuz rahmetinden. Sen hatırlamazsan Rabbü’l-âlemini, zikrini dilinden düşürürsen nasıl kurbiyetine vasıl olursun? Sen onun için amel işlemezsen nasıl temizlenir kalp aynan? Sen kulluğunu ifa etmezsen nasıl arınır kötülüklerden ruhun? Dostluğuna talip olmazsan nasıl ümitvar olursun rahmetinden?
Ey salik, kuru temennileri bir tarafa bırak ve amelinle kulluğundaki samimiyeti göster de ümitlerini yeşert önce. Sonra mı? Allah bize yeter o ne güzel vekil ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır!


“Ümit ancak bir amelle beraber olursa mana ifade eder. Yoksa kuru bir temenni olmaktan öteye geçmez.”
İbn Ataullah İskenderi