Makale

Uzun yollar yolcusuna bir bahçe: Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi

Uzun yollar yolcusuna bir bahçe:
Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi

Cevat Akkanat


G ebze, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla eski çağlardan bugüne önemli bir geçiş hattında yer almıştır. Bugün İstanbul ile İzmit arasında kurduğu köprü vazifesini, Osmanlı çağında İstanbul-Bağdat arasında yapmıştır. Tarihler, şehrin bilinen en eski zamanlarına dair bilgiler aktarırken Gebze’nin bu yönüne temas ederler ve sözgelimi, Eskihisar Kalesi gibi, Bitinya Krallığı dönemine ait kanıtlayıcı unsurlar sunarlar.

Gebze, özellikle Osmanlılar döneminde inşa edilen yapılarla madden olduğu kadar manen de tam bir İslam beldesi olmuştur. Bu yapılar arasında camilerin yeri hayli dikkat çekicidir. Bu bağlamda, Sultan Orhan Camii (1323-1331), İlyas Bey Camii (1326), Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi (1523), Merdivenli Cami (Karabakal Mescidi, 15. yy), Cuma Camii (Cumaköy, 16. yy), Pertev Paşa Camii (Yerli Camii, Darıca, 1785), Çarşı Camii (Tavşancıl, 1818), Sultan Hamid Camii (Aşağı Camii, Tavşancıl, ?), Yalı Camii (Tavşancıl, ?), Gebze’deki Osmanlı çağı camileri arasında sayılır.

Gebze’nin bir geçiş hattında bulunması ile bu yazımızda ele alacağımız Çoban Mustafa Paşa Külliyesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şöyle ki, vaktiyle Gebze’nin kuzeybatısına, şehre hâkim bir tepeye kurulan bu külliye, menzil külliyelerinin en önemli örneğini teşkil etmektedir. Stratejik kavşaklara kurulan bu külliyelerde, diğerlerine nazaran ayrı bir işlev ve mimari tarz söz konusudur. Yolcuların dinleneceği, hayvanların barınacağı, hatta bakımlarının yapılacağı mekânlar, yani imaret, kervansaray ve misafirhane gibi yapılar bulunur.

Bugün Gebze şehir merkezinde, Belediye binasının kuzey-doğu tarafında, Gölcükönü Meydanı, Bağdat Caddesi ile Küçük Yazı Sokağı, Çömlekçi Bayırı ve Odunkapısı sokakları arasında bulunan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, daha önce bu sayfalarda ele aldığımız Eskişehir Kurşunlu Külliyesi’nin de banisi olan Çoban Mustafa Paşa (Ö. 1529) tarafından yaptırılmıştır. Bu külliyede, merkezdeki camiiyle aynı parsel üzerinde türbe, güneş saati, şadırvan, kervansaray, tekke, semahane, misafirhane, darüşşifa, medrese, imaret, tabhane, ahşap ev ve kütüphane yer alır. Fakat külliye sadece bunlardan ibaret değildir. Bunlara parsel dışında kalmış olan şu yapıları da eklemeliyiz: Külliyeye su temin eden bir dolap, han ve hamam… Bunlardan dolap zamanla yok olmuş, hamam Belediye’ye, han ise şahıs eline geçmiştir.

Külliyenin tarihine yolculuk…
Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin inşa tarihine dair sağlıklı bilgileri caminin taç kapısı üzerindeki mermer kitabedeki ebcetle yazılmış 930 (1523-24) ve ahşap kapı kanatlarındaki 929 (1522-23) tarihlerinden öğrenmemiz mümkün. Külliyenin mimarı hakkında ise farklı kanaatler vardır. Sözgelimi bazı kaynaklarda Mimar Sinan tarafından yapıldığı ileri sürülmektedir. Adının Tuhfetü’l-Mi’mârîn, Tezkiretü’l-Ebniye ve Tezkiretü’l-Bünyân gibi eserlerde zikredilmesi eserin Mimar Sinan’a ait olduğu yargısını güçlendirmiş olmakla beraber, 1523 yılı, onun bu nitelikte büyük bir eseri inşa edebilmesi açısından oldukça erken bir tarih olarak değerlendirilir. Konuyla ilgili bugünkü hâkim kanaatler, TDV İslam Ansiklopedisi’nde Köksal Seyhan’ın da belirttiği üzere, daha önce başlanan bir eseri Mimar Sinan’ın tamamladığı yahut Mimar Sinan’ın bu inşaatta yardımcı mimar olarak çalıştığı yolundadır. Bu arada kimi kaynaklarda külliyenin mimarları arasında Acem Ali ve Mimar Sinan’ın kalfalarından Hüsam’ın adlarının geçtiğini de belirtelim.

Düzenli bir plan…
117x106 m.’lik dikdörtgen bir alanı kaplayan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış en büyük külliyelerdendir. Anadolu’ya ve İran’a giden kervanların, batıdaki topraklardan yola çıkan hacı adaylarının ve doğu yönüne yapılan seferlerde ordunun buradan geçmesi, külliyenin bu kalabalık kitlelerin ihtiyacını karşılayacak büyüklükte yapılmasına sebep olmuştur.

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, gösterdiği mimari düzen ve içinde bulundurduğu yapıların çokluğu bakımından menzil külliyelerinin en başarılı örneklerinden biridir. Şöyle ki, birimlerin işlevlerine göre düzenlenmesi ile bir taraf serbest, üç tarafı ise U şeklinde yapılarla çevrilidir. Külliyenin batı tarafında bir sıra halinde tabhane, fevkani kütüphane ve imaret odaları dizilidir. İmarette mutfak, kiler ve fırın gibi bölümler vardır. İç içe iki oda halindeki kütüphaneye dışarıdan bir merdivenle çıkılır. Tabhanenin bir kısmı ile tuvaletler, kervansaray, tekke ve ahşap ev külliyenin kuzey cephesindeki yapılardır. İki parçalı kervansaray, ince uzun mekânlardan oluşur. Beden duvarlarına ve ortada bir sıra üstündeki dört ayağa oturan ikişer beşik tonozla örtülüdür. Küçük hücrelerle bir semahaneden oluşan tekke, önlerindeki revak bugün yıkılmış olan kubbeli odalarıyla darüşşifa, misafirhane, kubbeli hücreleri ve dershanesiyle medrese, avlunun doğu cephesi boyunca uzanır. Külliyenin güneyinde ise avlu duvarı bulunmaktadır. Bütün bunların ortasında, büyük bir alan oluşmuştur.

Bu alan cami avlusu ve türbe avlusu olarak iki alandan oluşur. Cami ve türbe avlularını, son cemaat yeri duvarına bitişik olan ve doğu-batı yönlerine doğru uzanan dik bir duvar birbirinden ayırır.

Cami kuzey-güney ekseni üzerinde merkezi yerde yer almaktadır. Avluda caminin kuzeyinde on iki gen planlı, altta muslukları, üstte ise havuzu çevreleyen mermer şebekeli bir şadırvan vardır. Şadırvanın üzeri altı ahşap direğe oturan, cepheleri üçgen alınlıklı kırma bir ahşap çatı ile örtülüdür. Caminin mihrap duvarının güneyinde kalan ayrı bir avlu içinde, kıble ekseni üzerinde Çoban Mustafa Paşa’nın sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış türbesi yer alır. Türbenin her cephesinde silmelerle bir dikdörtgen oluşturulmuş, bunun içine altlı üstlü iki pencere yerleştirilmiştir. Türbe girişi, caminin mihrabı karşısında düzenlenmiş, dört sütunun taşıdığı bir saçakla vurgulanmıştır. Üzeri kubbeyle örtülü türbenin iç duvarları, yüksekliğinin üçte birine kadar turkuvaz renkli düz çinilerle kaplıdır

Dört bir tarafından geçen yollarla sarılmış olan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin avlusuna üç ayrı yönden, üç ayrı kapı ile girilir. Birincisi kuzeydeki yol üzerindedir. Tek kubbeli, iki kapılı olan bu giriş, hem yoldan kervansaraya geçişi sağlar hem de tam karşısında 7 basamaklı taş merdivenle çıkılan, üst seviyedeki diğer bir kapı ile cami avlusuna girişi mümkün kılar. İkinci giriş, batıdaki yol üzerinde, fevkani kütüphane altındadır. İki yanda taştan yapılmış oturma sekileri olan, üstü kapalı bir mahalden geçilerek cami avlusuna ulaşılır. Üçüncü giriş güneyde, Gölcükönü meydanına açılır. Bu giriş Sultan Abdulhamid tuğralı, taş tamir kitabeli, taş söveli ve taştan kemerlidir. Buradan girilince, yaklaşık 4.00 m. X 60.00 m. olan uzun bir geçidin sağında medrese ve misafirhane binaları, solunda, türbe avlu duvarı bulunmaktadır. İki yanı sınırlanmış olmasına rağmen, bu geçit ferahtır. Zira türbe avlu duvarı, lokmalı klasik demir parmaklıklı, küfeki söveli 12 adet pencere ile şeffaf hale getirilmiştir. Ayrıca, medrese ve misafirhanenin, bu geçide bakan pencere aynaları beyaz ve renkli taşlarla ve özel bir harçla, kakma tekniğinde iyice işlenmiş ve benzemiş, böylece, bu uzun geçit, ferah bir görünüm kazanmıştır.

Bütün bu ayrıntılardan sonra, şunları da eklemek gerekmektedir. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nde vaziyet planının uygulanmasında, simetriden kaçınılmıştır. Kitlelerin düzeni, birbirlerine göre konumları, aralarında oluşan alanlar, avlular, geçitler, ince bir mimari anlayışın eseridir. Çeşitli yükseklikteki sade ve sakin duvar yüzeyleri, bunların üzerinde yükselen irili ufaklı kubbeler ve sivri külahlı narin bacalar, esere orijinal bir görüntü vermektedir.

Memluk üslubu bezemeler eşliğinde camiye giriyoruz…
Külliyenin inşa edildiği alana nispeten cami hayli küçük yapılmıştır. 14.5x14.5 m. ölçüsünde kare planlı, tek kubbeli ve tek minareli bir yapı olan cami, 0.5 m. yüksekliğinde taş bir zemin üzerine oturtulmuştur. Üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş düzeniyle (almaşıklı) örülen caminin duvarları 14 m. yüksekliğindedir.

Caminin en ilginç özelliklerinden biri renkli mermerden kakma olarak yapılmış Memluk üslubundaki bezemeleridir. Bunlar, Mısır’daki orijinalleriyle boş ölçüşecek seviyede olup, harim duvarları, mihrap, minber ve son cemaat yeri duvarlarında karşımıza çıkar. Çoban Mustafa Paşa, bu bezeme üslubunu, altı ay kadar valilik yaptığı Mısır’da görüp beğenmiş olmalıdır. Oktay Aslanapa bu süslemelerin mimarı olarak, Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethinden sonra İstanbul’a gönderdiği Memluk sarayının baş mimarı Ahmed b. Bedrî Hasan b. Tolunî ve yanındaki ustalar tarafından yapılmış olabileceğini düşünmektedir.

Camiye beş sıra mukarnas yaşmaklı abidevi bir taçkapıdan girilir. Bu kapının her iki yanında taş bezemeler yer alır. Burada, en dışta ince geometrik bir bordür, onun içinde iki silme, daha içte on iki genlerin kesişmesiyle oluşmuş sonsuz karakterli bir kuşak çerçeveyi oluşturur. Girişin her iki yanında altta küçük birer niş, bunların üstünde de kare içinde kûfî yazılar bulunur. Dış köşelerde, alt ve üstleri kum saati biçiminde birer burmalı sütunçe vardır. Bunların üstünde, cephedeki geniş geometrik bordürün içteki uzantısı, mukarnaslı kavsaraya kadar devam etmektedir. Geçmeli iki renkli taştan basık kemerli kapı açıklığının üstüne iki satırlık mermer sülüs kitabe yerleştirilmiştir.

Caminin girişindeki ahşap kapı kanatları mükemmel bir işçilik göstermektedir. Kündekâri teknikle yapılmış olan “Ahmet Usta” imzalı kapı kanatları, on iki ışınlı yıldızların birbirine geçmesinden oluşan sonsuz karakterli bir kompozisyona sahiptir. Burada motifler arasındaki boşlukları doldurmak için fildişi, bağa ve sedef kullanılmıştır. Bu kapı kanatları üzerinde Çoban Mustafa Paşa’nın adını ve camiin inşa tarihini gösteren iki satırlık lüle taşı kakma kitabe bulunmaktadır.
Harime girişin sağında, kuzeybatı köşesinde yer alan müezzin mahfili birbirine Bursa kemerleriyle bağlanan üç mermer dikme üzerine kurulmuştur. Döşemesini, üzeri mukarnaslı mermer kiriş ve geometrik kompozisyonlu mermer korkuluk şebekesi çevrelemektedir. Ahşap tavanı ise özgün kalem işi nakışlar süslemektedir.

Caminin harim duvarları dört bir taraftan çepeçevre, üçte bir yüksekliğe kadar renkli dikdörtgen mermer levhalarla kaplıdır. Duvarlar karşılıklı olarak birbiriyle uyum içinde olup aynı şekil ve rengi gösterirler. Harimde bezemeler üstten kalın geometrik bir bordürle sınırlandırılmış ve çiçekli kûfî yazı kuşağıyla ortadan ikiye ayrılmıştır. Duvarlardan kubbeye geçiş dilimli tromplarla sağlanmıştır. 24 m. yüksekliğindeki geniş kubbede kalem işi bezemeler görülmektedir.

Mihrap, minber ve pencerelerdeki süslemeler…
Mihrabın iki yanındaki kuşakta besmele ve ayetü’l-kürsi devam eder. Mihrabın iki yanında yazı kuşağının hemen üstünde “Zengi düğümü” olarak adlandırılan madalyonlar yer alır. Mihrabı kalın bir bordür çerçevelemektedir. Kavsarası on sıra mukarnaslı mihrap nişinin iki yanında birer sütunçe bulunur. Nişin içini ve dışındaki bordüre kadar olan köşe kısımlarını geometrik kompozisyonlar kaplar.

Çoban Mustafa Paşa Camii’nin minberi tamamen mermerden yapılmış olup yine çeşitli geometrik motiflerin yer aldığı renkli kakmalarla çok ince bir işçiliğe sahiptir. Minber merdiven korkulukları on iki genlerin, üçgen aynalıklar ise sekizgenlerin kesişmesiyle meydana getirilen desenlerle süslenmiştir.

Camide aydınlatma unsuru olarak, her cephede ikişer (toplam sekiz) dikdörtgen alt pencere ile kıble duvarı ve yan cephelerde birer sivri kemerli orta pencere, bunların üstünde de birer yuvarlak fevkanî pencere bulunmaktadır. Pencere içlerinin zeminleri renkli taşlarla geometrik olarak bezenmiştir. Camiin kündekâri tekniğiyle yapılmış pencere kanatları da işçilik bakımından mükemmeldir. Bu mükemmelliği, sekiz alt pencerenin fildişi ve sedef kakmalı kanatlarındaki alt ve üst yazı kuşaklarında ve ortadaki geometrik kompozisyonlarda görmek mümkündür. Ayrıca, bu pencerelerin tavan kısımlarında kalem işi bezemeler görülmekte, kıble duvarı ile yan duvarlardaki sivri kemerli orta pencerelerde ve üstlerde yer alan yuvarlak fevkani pencerelerde “revzen-i menkuş”lar bulunmaktadır.

Renkli bir son cemaat yeri…
Çoban Mustafa Paşa Camii’nin son cemaat yeri beş kubbeyle örtülüdür. Bu kubbeleri sivri kemerlerle birbirine bağlanmış, başlıkları mukarnaslı altı sütun taşır. Kubbelerden ortada olanı diğerlerinden daha yüksek olup iç yüzü dilimlidir.

Son cemaat yerinde, girişin iki yanında tam bir simetri gösteren Memluk tarzı geometrik renkli taş bezemeler pencerelerin üst sınırında son bulmakta, bunları üstlerinden boydan boya geçen kalınca bir bitki motifli firiz çerçevelemektedir. Her iki tarafta da cephe süslemeleri, kapının yanından pencereye, pencereden nişe ve oradan da duvarın onuna kadar aynı karakterde devam eden üç grup kompozisyondan oluşmuştur. Bu kompozisyonlar çiçekli kûfî ile yazılmış ayetlerden oluşan bir yazı kuşağıyla ikiye ayrılmıştır. Yazı kuşağının altında kalan renkli dikdörtgen taşlar beyaz ince mermer şeritlerle çerçevelenmiştir. Yazının üstünde aynı tarzda yapılmış kare çerçeve içerisinde yuvarlak ve koyu renkli bir madalyon ve köşelere yerleştirilmiş geometrik motifler bulunmaktadır. Her iki taraftaki mihrabiyelerin kavsaraları zikzaklar, orta kısımları kısa oklardan meydana gelmiş bir desen, alt kısımları ise uçları palmet şeklinde biten uzun dikdörtgenlerle süslenmiştir. Buradaki pencereler sade silmelerle çevrilidir.

Son cemaat yerinin batı tarafında camiin tek şerefeli minaresi yer alır. Minareye çıkan kapının üzerinde besmele ile yine çiçekli kûfî bazı yazılar göze çarpar.

Çoban Mustafa Paşa Camii çeşitli dönemlerde restorasyonlara tabi tutulmuştur. Bunlar arasında 1961-1970 yılları arasında yapılan onarım, daha önceki zamanlarda bakımsız olan külliyeye bugünkü görünümünü kazandırması bakımından önemlidir. Bunun dışında, külliyenin cami ve türbesi 1992’de tamamlanan bir restorasyonla bakımdan geçirilmiştir.

Sükût…
Bir uzun yollar kavşağında bulunan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’ne ahir ömrümüzde birkaç kez yolumuz düşmüştür. Bu yolculukların her birinde, birer vakitlik de olsa salâta, yani huzura durmuşuzdur. Duam, bu kadim menzile yolu düşenlerden olmanız ve orada huzura durmanız yolundadır. Amin.