Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Dr. Yüksel Salman

Merhametsizliğin giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın pek çok bölgesinde yaşanan ve tüm insanlığın gözleri önünde cereyan eden savaşlar, terör olayları, şiddet, baskı ve tahakkümler, çevrenin bilinçsizce tahribi insanlığı gitgide bir şiddet sarmalına sürüklüyor. Özünde şefkat ve merhameti barındıran, daha dünyaya geldiğinde en az anne sütü kadar şefkat ve merhamete muhtaç olan insan, kendinden uzaklaşıyor, fıtratına yabancılaşıyor. Kuşkusuz bu durum günümüz insanını tedirgin ediyor, insanların günlük hayatlarını rahatça yaşamalarına ve neredeyse hiç tedirgin olmadan sokağa çıkmalarına fırsat vermiyor. Yaşanan bu acı tablo, şefkat ve merhameti yeniden kuşanmayı ve özümüzde var olan merhamet duygusunu tekrar ele almayı ve tabir yerindeyse bir merhamet seferberliğinde bulunmayı gerekli kılıyor.
Varlık âlemi, rahman ve rahim olan Yüce Allah’ın rahmet ve merhameti ile var olmuş ve yine O’nun sonsuz rahmet ve merhametiyle varlığını devam ettirmektedir. Kur’an-ı Kerim’de: “Allah’ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu?” (Nûr, 24/20.) buyrulmuştur. Merhamet, âlemlerin rabbi olan Yüce Allah’ın en önemli vasıflarından biridir ve bu sıfat insanoğluna da lütfedilmiştir: “Şüphesiz acıma, merhamet duygusu Rahman’dan bir cüzdür.” (Buhari, Edeb, 13.) Annenin evladı üzerinde titreyip şefkatle bağrına basmasından, hayvanların yavrularına olan düşkünlüğüne varıncaya kadar hepsi, Cenab-ı Hakk’ın bahşettiği şefkat ve merhamet sayesindedir. İhsan ettiği sayısız nimetlere ve emrine verdiği nihayetsiz lütuflara rağmen kendisini tanıyıp iman etmeyen veya isyan eden kullarına ikramda bulunmaya devam edip onların rızıklarını kesmeyip havasız, susuz ve nimetsiz bırakmaması da yine O’nun engin rahmetinin ve merhametinin bir sonucudur. Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, sevgili Peygamberimiz de insanlığın hasret kaldığı merhameti, sadece insanlara değil, hayvanlara, bitkilere, canlı cansız her şeye karşı göstermiş ve “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.” buyurarak herkesin şefkat ve merhamete muhtaç olduğunu, merhamet arayanların öncelikle kendilerinin merhametli olmaları gerektiğini hatırlatmıştır. İnsanların hemcinslerine ve diğer canlı cansız varlıklara karşı şefkat ve merhametle davranmalarını tavsiye eden ayet ve hadisler, İslam’ın bir rahmet ahlakı ve merhamet medeniyeti olduğunu göstermektedir.
Toplumsal barışı, huzur ve kardeşliği yeniden inşa etmenin yolu; insanlığın benlik duygusundan sıyrılarak sevgi, şefkat ve merhamet duygusunu içine sindirmesinden ve merhameti yaşayan bir değere dönüştürmekten geçmektedir. Anadolu’nun gönül insanlarının “İncinsen de incitme”, “Sakın incitme bir canı, yıkarsın arşı Rahmanı” ve ”İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem / Güler yüzlü, tatlı dil, her ağzın balı ol / Güneş gibi şefkatli, yer gibi tevazulu / Su gibi sehavetli, merhametle dolu ol.” sözlerine kulak vermek, bugün toplum olarak belki de en fazla muhtaç olduğumuz hususlardan biridir.
Mutlu ve huzur dolu bir dünyada yaşamak istiyorsak, tüm varlıklara, özümüzde var olan sevgi ve merhametle davranmalıyız. Üstat Necip Fazıl’ın, Reis Bey’in ağzından ifade ettiği, “Merhamet… Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir… Baş aşağı bir cemiyeti, baş yukarı edecek bir kudret… Göklerin merhametle dolu olduğuna inanıyorum. Bizse nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş, yaşamayı öldürüyoruz. Merhamet… Âlem bu temel üzerinde. Eğer toprağa, tohuma hatta kire, lekeye merhamet olsaydı, su olur muydu? Rengi merhamet, sesi merhamet, pırıltı şırıltı su… Ne duruyorsunuz? Sökün sahte su borularını. Ev ev merhamet şebekesi kurun! Tepelerinizdeki çatıları da yıkın! Göklerle temasa geçin!” sözlerini yeniden düşünmeye ihtiyacımız var.
Çağımızın sorunlarından biri olan merhametsizlik gerçeğini ele aldığımız gündem dosyasıyla bu ay, kalpler arasında bir merhamet köprüsü kurmayı, muhtaç olduğumuz merhamet ve gönül dilinin yeniden inşasına katkı sağlamayı, bu sayede merhamet eksikliği yaşayan kalplerde küçücük de olsa bir merhamet kıvılcımı tutuşturmayı amaçladık. Barış, huzur, sevgi, şefkat ve merhametin önce kendi çevremizde başlayıp sonra küresel ölçekte yaygınlaştığı bir dünya temennisiyle sizleri dergimizle baş başa bırakıyoruz. 300. sayımızı yayımlayacağımız Aralık özel sayısında buluşmak dileğiyle...