Makale

EBU EYYÛB EI - ENSARÎ

İsa Gürler
Eyüp Müftüsü

EBU EYYÛB
EI - ENSARÎ

Ebu Eyyûb eI-Ensarî hazretleri aslen Medineli olup, Hazrec kabilesinin Neccaro- ğulları kolundandır. Asıl adı, Halid bin Zeyd’dir. Annesinin adı ise Hind’dir. Hem baba tarafından hem de anne tarafından Hz. Peygamber’le aynı soydan gelmektedir. Hanımı Ümmü Eyyûb, dayısı Kays ib- ni Said’in kızı olup, her ikisi de kardeş çocuklarıdır. Ebu Eyyüb el-Ensarî hazretleri’nin Eyyüb, Abdurrahman ve Halid isminde üç erkek, Amre adında bir kız çocuğu vardır. En büyük çocuğu Eyyüb olup, bu büyük oğlunun ismiyle Ebu Eyyûb el-Ensarî diye bilinmiştir. (Eyyüb Sultan, H. Cemal Öğüt, s.73)
Ebu Eyyûb el-Ensarî, hanımı Ümmü Eyyüb ile birlikte Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden iki yıl kadar önce milâdî 620 tarihinde ikinci Akabe biatında Müslüman olmuştur. Medineli ilk Müslü- manlardandır.
Mekkeli Müslümanlara göre Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali, Sa’d bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf’ın mevkii ne ise, Medineli Müslümanlara göre Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin mevkii odur. (Vl. Eyüp Sultan Sempozyumu Tebliğler, s. 15) 622 yılında Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye hicret etti. Medineli Müslümanlar, Peygamberimizi büyük bir coşku ve sevinçle karşıladılar. Herkes Hz. Peygamber’i kendi evine misafir etmek istiyordu. Hangisi tercih edilse, diğerleri üzülecekti. Hiç kimseyi kırmak istemeyen Hz. Peygamber, devesini serbest bırakarak kapısına çöktüğü evin misafiri olacağını ilân etti. Nihayet deve Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin evinin kapısına geldi ve çöktü. Böylece Hz. Peygamber Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin evine indi. Yaklaşık yedi ay onun evinde misafir oldu ve Mihmandar-ı Rasulullah (Rasulullah’ın ev sahibi) şeref ve ünvanına kavuşmuş oldu.
Ebu Eyyûb bundan sonra tarih sahnesinde ve Hz. Peygamber’in yanı başındadır. Öylesine yanı başındadır ki, "Allah seni insanların verdiği zararlardan koruyacaktır" (Ma- ide, 67) ayeti nazil oluncaya kadar Hz. Peygamber’in yakın korumasında görev alan yedi sahabiden biri olarak seferde ve hazarda daima O’nun yanındadır. (Eyüp Sultan Sempozyumu I Tebliğler, s. 12)
Ebu Eyyûb Hz. Peygam- ber’i misafir olarak ağırladığı günlerde bir gece Ebu Ey- yûb’un odasındaki su kırbası devrilmişti. Ebu Eyyûb ve hanımı derhal üstlerine örtündükleri yorganlarını suyun üzerine bastırdılar. Aşağıya bir damlasının bile sızmamasına, alt katta kalan aziz misafirleri Hz. Peygamberi rahatsız etmemesine çalıştılar.
Ebu Eyyûb, Hz. Peygamberle birlikte Bedir, Uhud, Hendek savaşlarına katıldı. Mekke’nin, Taif’in, Hayber’in fethinde bulundu. Hz. Peygamberin vefatından sonraki devirlerde Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs’ın fethinde bulundu.
Ebu Eyyûb şecaat, sabır ve takva sahibi, gaza ve cihat sevdalisiydl. (Eyüp Sultan Sempozyumu ı Tebliğler, s. 12) Hayatının gazalarda geçmiş olmasının da etkisiyle Hz. Peygam- ber’e yakın olmasına rağmen 200 civarında hadis rivayet etmiştir.
Ebu Eyyûb el-Ensarî, İslâm’ın ilk yıllarında az sayıdaki okur-yazar sahabelerden biri olup, Hz. Peygamber’in vahiy kâtipliğini yapmıştır.
Ebu Eyyûb el-Ensarî, hayatını -bir yılı hariç- cepheden cepheye koşarak geçirmiş, katıldığı en son sefer 669 yılında Müslümanlar tarafından gerçekleştirilen İstanbul kuşatması olmuştur. Bu kuşatmaya katıldığında yaşı sekseni geçmişti. Sahabîlerin şehit düştüğü en son şehir olan İstanbul’un kuşatılması esnasında ağır bir şekilde hastalanarak yatağa düşmüş ve şehit olmuş, bugün türbesinin bulunduğu yere vasiyeti üzere defnedilmiştir.
Ebu Eyyûb, ilim sahibi bir insandı. Ashab ve tâbiûn içinden çıkamadıkları dinî meseleleri ona götürürlerdi. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali devirlerinde herkesin feyiz aldığı ve dinî meselelerin iç yüzünü öğrenmek için başvurduğu bir insandı. (Eyüp Sultan Sempozyumu VI Tebliğler, s. 18)
Dinini yaşama konusunda çok hassastı. Dine uygun düşmeyen şeylerden uzak durur, hatalı ve yanlış yapılan işler konusunda insanları uyarırdı. Değişik siyaset rüzgârlarının estiği Emevîler devrinde bile idarecilere doğruyu söylemekten çekinmemiş, yaşanan iç çekişmelerde taraf olmayıp, herkesi birlik ve beraberliğe çağırmıştır.
İnsan haklarına saygı hususunda çok titizdi. Katıldığı bir gazada esirler arasında bir kadının ağladığı dikkatini çekmiş ve kadının ağlayışından çok üzülmüştü. Kadının ağlayışının sebebi, çocuğunu kendisinden ayırmalarıydı. Hz. Ebu Eyyûb derhal meseleye el koydu, çocuğu bularak annesine teslim etti ve niçin böyle davrandığını soranlara şu cevabı verdi: "Ben Hz. Peygamberden şu hadis-i şerifi duymuştum: "Bir anne ile çocuğunu birbirinden ayıranları, Allah kıyamet gününde bütün sevdiklerinden ayırır." (Eyüp Sultan Sempozyumu VI, s. 20) Kısacası, hayatını Hz. Peygamber’e ve dinimize hizmetle geçiren Ebu Eyyûb el- Ensarî, İslâm tarihinin çok şanlı ve şerefli simalarından biridir. Hz. Peygamberi evinde misafir etmiş, Hz. Peygamberin vahiy kâtipliğini, korumalığını yapmış, sancağını savaşlarda taşımış, fetih heyecanıyla Hz. Peygamberin müjdesine nail olmak için Medine’den gelip İstanbul surları önünde şehit olmuştur. Müslüman Türk milleti de İstanbul’un fethiyle birlikte onu bağrına basmıştır. Merkezinde türbesini barındıran Eyüp ilçesi, tarihimiz boyunca kutsal kabul edilmiş, mübarek beldelerin bir şubesi gibi görülmüştür. Bize düşen ise, hayatını örnek almaya, Peygamberimizden naklettiği hadis-i şeriflerden ders çıkarmaya çalışmaktır.