Makale

Rahmet İklimine Girerken

Rahmet İklimine Girerken
Hasan Küçük Uzman Vaiz

Y
üce Rabbimiz en kıymetli nimet olan zamanı insana ömür sermayesi kıldı. Bu kıymetli sermaye içinde paha biçilmez, ihya edici fırsatları da insan için gizli tuttu. Günler, geceler, aylar içinde öyle kıymetli zamanlar vardır ki, bunları ihya etmek büyük kazanç iken gafilane geçirmek büyük kayıptır.
Yüce Yaratan’ın bereketli kıldığı, hayatımızda birçok maddi ve manevi güzelliklerin tezahür ettiği zamanlardandır üç aylar. Bu aylar âdeta senenin ardı ardına dizilmiş üç nadide incisi, birbirinden kıymetli kandil geceleri de eşsiz incilerin sanatkârane işlemesi gibidir.
Allah (c.c.) Yüce Kitabımızda, “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır.” (Tevbe, 9/36.) buyurdu. Ayet-i kerimede işaret edilen haram aylar; zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır ki mübarek üç aylar recep ayı ile başlar, şaban ayı ile devam edip ramazan-ı şerif ile nihayete erer.
Hiç şüphesiz müminlerin yaratana kullukları sadece üç ayla sınırlı olmayıp bütün bir seneyi, ayları, günleri kapsamaktadır. Ancak üç aylar, günlük hayat telaşıyla savrulan gönüllere silkelenip kendine gelmek, geçen ömrün muhasebesini yaparak kulluk şuurunu diğer zamanlarda diri tutmak için verilmiş kutsal zamanlardır. Recep, şaban ve ramazan ayları kullukta yoğunlaşma, tövbe, dua, arınma mevsimidir. Bu kıymetli vakitler, Rabbimizin sınırsız hazinesine rağbet gösterme, oruçla sabrımızı ve şükrümüzü artırma, Kur’an’la hayatımızı yeniden nizamlandırma dönemleridir.
Recep ayı gerek İslam’dan önce gerekse İslam’dan sonra mukaddes sayılmıştır. İslam’dan önce bu ay başladığında Arap kabileleri arasında savaş, baskın, çapulculuk yasaklanır, herkes kendisini güven içinde hissederdi. İslam geldikten sonra da bu aya hürmet devam etti.
Recep ayı girdiğinde Sevgili Peygamberimiz’in şöyle dua ettiği rivayetler arasındadır:
“Ey Allah’ım! Receb ve şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi ramazana kavuştur.” (Taberani, el-Mu’cemü’l-Evsat, IV, 189.)
Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaip Kandili Allah Teala’nın kullarına bolca mağfiret ettiği, kullarına rahmetiyle muamelede bulunduğu özel gecelerdendir. Bu özel gece kulun rağbet ettiği değerleri, vicdan terazisinde tartma gecesidir/zamanıdır. Kişinin yegâne rağbeti Müteâlâ’ya mı yoksa süflî olana mı, bunu ortaya koyma zamanıdır.
Müminin miracı namaz recep ayında farz kılınmıştır. Namazın istikamette tuttuğu kullar, Rahman’a peygamberî yükseliş hazzını;
“Cennet cennet dedikleri,
Üç beş bahçe üç beş huri,
İsteyenler alsın onu,
Bana seni gerek seni.”
kıvamında Yunus’un ifadesiyle idrak ederler. Gece ve gündüz bütün zorluklarına rağmen akıp giden istikamet yolculuğunu sebatla devam ettirirler.
Recep ve şaban ayı müminlere, suya hasret çöllere rahmet müjdecisi bulutlar misali, içinde Kadir Gecesi’ni barındıran Kur’an ve oruç ayı ramazanı müjdeler. Zaman ırmağı recebin feyz yağmuruyla daha da coşar. Bereketli şaban vadisinden salatüselamları, namaz ve oruçları, tefekkür ve zikirleri, beraatları yüklenir. Bu kazançları bire binlerin devşirildiği, kulun tasavvurunun ötesinde mükâfatlar elde edilen felah bahçesi ramazana ulaştırır.
Mümin gönüller, gerdanlığa dizilmiş incilerin etrafa dağılıp saçılması gibi bol hayrın dağıtıldığı şaban-ı şerifte iyilikler ve güzellikler devşirme gayretindedir.
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur: “Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve yok mu tövbe eden tövbesini kabul edeyim, yok mu rızık isteyen rızık vereyim, yok mu şifa isteyen, şifa vereyim?... Yok mu başka isteği olan istediğini vereyim!” (İbn Mace, Sünen, İkametü’s-salat, 191.)
Artık ramazan-ı şerifin ayak sesleri iyiden iyiye duyulmaktadır. Ayların efendisi ömürlere bereket katmak üzere misafir edilecektir. Bu öyle bir misafir ki uğradığı yerleri mamur etmektedir. Hele aylar öncesinden kullar, gönül hanelerinde gerekli hazırlıklarını yapmışlarsa bu aydan daha çok istifade edecektir.
Hoşça gelsin hoşnut gitsin kutsal misafir ramazan-ı şerif. Rahmet, mağfiretin ve günahların paslarından selamete çıkışın adıdır ramazan. İftarın sevinci, teravihin ferahı, sahurun bereketidir ramazan. Fevc fevc semaya yükselen mukabele sesleri, semadan yeryüzüne tenezzül eden meleklerin seyridir ramazan. Yoksulların sevinci, zenginlerin infakı, seherde kulların yaşlı gözlerle Rabbine niyazıdır ramazan.
Tövbe, dua, yalvarış, Hak kapısına ısrarla varıştır ramazan.
“Hiç kimse yok kimsesiz
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım
Ey kimsesizler kimsesi.”
ifadelerinin aşkla terennümüdür ramazan.
Kadir bilmektir; Kur’an’ın, zamanın, insanın, Kadir Gecesi’nin kadrini bilmektir ramazan. “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir, 97/1-5.) ayetlerinin sırrına vakıf olabilmektir ramazan.
Ey Yüceler Yücesi Rabbim, bizleri bin bir çeşit hazinelerin saklı olduğu özel zamanlarına kavuştur. Büyük gün gelmeden, azıklarımızı kuşanmamıza yardım et. Meşakkatli günü bize bayram et. Kusurlarımızı bağışla, şüphesiz sen affedicisin, affetmeyi seversin bizleri de affet.