Makale

Rahmet ve Bağış Ayı Ramazan

Doç. Dr. Ahmet Keleş

Rahmet ve Bağış Ayı
Ramazan

Ebû Hureyre’den nakledilmiştir. Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:
"Ademoğlunun bütün amelleri katlanır. İyiliği, on katından yedi yüz küsur katına kadar Allah’ın dilediği miktarda katlanır (çoğalır). Allah, orucu bundan müstesna kılmıştır; "Oruç Bana aittir ve karşılığını da ancak Ben veririm. Kul, şehvetini ve yeme- içmesini Benim için terk etmiştir." Oruçlunun sevineceği iki anı vardır. Birisi, iftar ettiği andır. Diğeri de Rabb’ine kavuştuğu andır. Oruçlu kimsenin ağız kokusu, Allah için misk kokusundan daha güzeldir." (Ibn Mâce, Savm, 1 (I, 255; H. No: 1638)
Bütün Müslümanlar için mübarek Ramazan ayı, hep bereketin, aff-ı mağfiretin ve hayırların beklendiği ay olmuştur. Bu ayda inananlar, Allah’ın kendilerine diğer aylarda olduğundan çok daha fazla lütufta, ihsanda ve bağışta bulunacağına inanırlar. Bu inancı gerekli ve haklı kılan bir çok neden vardır. Kuşkusuz bu nedenlerin başında, ramazan ayının kendisinde Kur’an gibi kutsal bir kitabın indirildiği ay olması gelmektedir. Bu imtiyaz, ramazan ayına öyle bir ayrıcalık getirmiştir ki, Cenab-ı Allah "Kadr Sûresi"nde; ramazan ayında bulunan bir gece (Kadir Gecesi) için, bin aydan daha hayırlı gece olarak söz eder. Bir gecesi bin aydan daha hayırlı olan bu ay, yani Ramazan ayı, Müslümanlar için değerlendirilmesi gereken en önemli aydır. Ne mutlu bunu idrak edebilenlere...
İslam geleneği, ramazan ayının ihya edilmesi çabasıyla doludur. Dinî ve kültürel etkinliklerimize baktığımızda, zaman içinde oluşmuş birçok âdet ve örfün arkasında, ramazan ayının ihya edilmesi inancının olduğu görülür. Bu güzel âdetlerin başında, her türlü ibadet ve güzel ahlâkta bize örnek olan Hz. Muhammed (s.a.s.)’in ortaya koyduğu sünneti gelmektedir. Günlük ibadetlerine, Ramazan ayında bir de teravihi eklemesi, özellikle son on gününde itikafa (uzlete) çekilerek gününü tamamen ibadetle geçirmesi, bu ayda, o güne kadar nazil olmuş Kur’an ayetlerini tekrar tekrar okuması, iftar sofraları tanzim edip, yolcuları, yoksulları ve ihtiyaç sahiplerini doyurması ve buna teşvik etmesi, bunlardan sadece bazı örneklerdir.
Peygamberlerini bu şekilde bir çaba içinde gören sahabe de aynı amelleri yapmış ve bu güzel davranışların yaygınlaşmasına çalışmışlardır. Başından sonuna kadar bütün bir ramazan ayını, bir yönüyle ibadetle, diğer yönden de toplumsal kaynaşma ve dayanışma ile geçirmek, geleneğimizin bize bıraktığı en önemli mirasımızdır. Dünyanın giderek sekülerleştiği, daha çok maddeci ve çıkarcı olup başkalarını düşünmediği bir zamanda, ramazan ayıyla gelen bu kaynaşma ve dayanışmaya, çağımız insanının ihtiyacı her zamankinden çok daha fazladır.
ihmal ettiğimiz dostlarımızı ve yakınlarımızı iftar sofralarında hatırlayıp onlarla buluşmak, kendi imkanlarıyla yeterince beslenemeyen muhtaçlara bu ay vesilesiyle güzel bir sofra donatıp onlara ikramda bulunmak, bu mübarek ayı değerlendirme adına önemli olduğu gibi, Allah’ın oruca diğer ibadetlerden farklı olarak muamele edip, karşılık vermesinin sırrını da daha iyi anlamamızı sağlar. Ramazan ayında bir kulu sevindirmek, özellikle bayram günlerinde muhtaç insanların ve ilgi alâka bekleyen kimselerin sevinip tebessüm etmelerine vesile olmak, Allah’ın; "Oruçlu kimsenin iki sevinci vardır; biri de Bana kavuştuğu anki sevincidir." ifadesini daha bir farklı anlamamızı sağlayacaktır.
Asırlardır Müslümanlar verecekleri zekâtlarını bu ayda vermekle, hem dinî görevlerini yerine getirmişler, hem de bu ayda amellere verilecek olan sevabın sınırsız çokluğundan istifade etmeyi düşünmüşlerdir. Bugün biz de aynı duygular içinde olmalıyız. Bu ayı, manevî kazancımızın en yüksek olduğu bir ay olarak değerlendirmeliyiz. Yapacağımız ibadetler, vereceğimiz iftarlar, sadakalar ve diğer amel-i salihlerle, her zaman olduğundan daha fazla Allah’a yaklaşmamız gerekir. Allah, ramazan ayı vesilesiyle bize madem ki daha farklı bir muamelede bulunmaktadır. O halde biz de Rabb’imize karşı, bu ayda diğer aylardan daha çok ibadet ve güzel ameller işleyerek yaklaşmalıyız, ramazanınız mübarek olsun...