Makale

Müminlerin Annesi HZ. HAFSA (r. anh)

Müminlerin annesi
HZ. HAFSA (r.anh)

Doç. Dr. Âdem Apak

H z. Hafsa (r.anh) Hz. Ömer (r.a.)’in kızı olup miladi 605 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Annesi Kureyş’in Cumahoğulları kolundan Zeynep bint Maz’un’dur. Sahabilerden Osman b. Maz’un (r.a.) ile Kudame b. Maz’un (r.a.) onun dayıları, kendisinden altı yaş küçük olan muhaddis ve fakih sahabi Abdullah b. Ömer (r.a.) de ana baba bir kardeşidir. (İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, I-VIII, Beyrut ts. (Dâru Sâdır), VIII, 81; İbn Abdirberr, el-İstîâb fî Ma’rifeti’l-Ashâb, I-VI, Kahire ts, (Dâru Nehdati Mısr), IV, 1811.)

Hz. Hafsa (r.anh), gençlik döneminde ilk Müslümanlardan Abdullah b. Huzafe (r.a.)’nin kardeşi Huneys b. Huzafe (r.a.) ile evlendi. Daha sonra eşiyle birlikte Medine’ye hicret etti. Bedir Gazvesi’nin ardından, Huneys’in dönüş yolunda rahatsızlığının artması, kısa süre sonra da vefat etmesi üzerine Hz. Hafsa (r.anh) dul kaldı. (Buhârî, Meğazî, 12.)

Babası Hz. Ömer (r.a.), evine girdiği zaman onu daima hüzünlü görüyor ve buna çok üzülüyordu. Onu bu sıkıntılı halinden kurtarmak için bir çare bulması gerekiyordu. Çarelerden biri de onu, her bakımdan güvenilebilir bir kimse ile evlendirmekti. Bu amaçla Hz. Ömer (r.a.), kızını kendisine yakın hissettiği bir arkadaşıyla evlendirmeye karar verdi. İlk önce aklına arkadaşı, aynı zamanda eşi Rasulüllah (s.a.s)’ın kızı Rukıyye (r.anh)’yi yakında kaybeden Hz. Osman (r.a.) geldi. Hz. Osman (r.a.) bu hususta ondan birkaç gün düşünmek için zaman istedi. Ancak daha sonra nazik bir şekilde evlenmek niyetinde olmadığını söyleyince Hafsa (r.anh)’nın babası aynı teklifi Hz. Ebubekir (r.a.)’e yaptı. Onun da kızıyla evlilik konusunda kendisine olumsuz cevap vermesi üzerine gücendi, ardından bu husustaki hislerini Hz. Peygamber (s.a.s.) ile paylaştı. Onu teselli eden Allah Rasulü (s.a.s.) yakında Hafsa (r.anh)’nın Osman (r.a.)’dan daha hayırlı biriyle evleneceği müjdesini verdi. Kısa süre sonra da bu dul hanımla bizzat kendisinin evlenmek istediğini beyan etti. Hz. Ömer (r.a.) bu karardan son derece memnun oldu ve hemen kızını Hz. Peygamber (s.a.s.)’e nikahladı. Bu şekilde Rasul-i Ekrem (s.a.s.) hicretin 3. yılı Şaban ayında (Ocak 625) Hz. Hafsa (r.anh) ile evlenmiş oldu. Ümmehatü’l-müminin arasına dahil olan Hz. Hafsa (r.anh) artık Rasulüllah (s.a.s.)’ın sevgili hanımlarından biri olmuştu. (İbn Sa’d, VIII, 82-83.) Hz. Peygamber (s.a.s.) bu şekilde Hz. Ebubekir (r.a)’den sonra en çok sevdiği ve İslam için büyük fedakârlıklarda bulunan arkadaşı Hz. Ömer (r.a.)’i de akrabalık bağları ile kendisine bağlamıştı. Üstelik bu evlilikle Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Ömer (r.a.)’i de teselli etmiş bulunuyordu. Bu izdivaç Hz. Ömer (r.a.)’in, gerek Hz. Osman (r.a.) ve gerekse Hz. Ebubekir (r.a.)’e karşı kırgınlığını da tamamen ortadan kaldırdı. Sonunda hadise, herkesin memnun kalacağı bir şekilde halledilmiş oldu. (İbn Hişam, IV, 294.) Allah Rasulü (s.a.s.)’nün Hz. Hafsa (r.anh) ile izdivacından kısa bir süre sonra da Hz. Osman (r.a.), Allah Rasulü (r.a.)’nün diğer kızı Ümmü Gülsüm (r.anh) ile evlendi. (Buhârî, Nikah 33; İbn Sa’d, VIII, 83.)
Hz. Hafsa (r.anh)’nın, Allah elçisinin (s.a.s.) yanında önemli bir mevkii vardı. O, Hz. Âişe (r.anh) ile birlikte Hz. Peygamber (s.a.s.)’in diğer hanımlarına göre daha mümtaz bir mevkie sahip oldu. O, babasından kalıtım yolu ile devraldığı anlaşılan hâlet-i ruhiyesiyle biraz sert mizaçlı bir hanımdı. Belki de bu sebeple babası Hz. Ömer (r.a.), zaman zaman kızına tavsiyelerde bulunur, Rasulüllah (s.a.s.)’ı incitmemesini tembih ederdi.

Her ne kadar zaman zaman aralarında rekabet hissinden doğan sürtüşmeler vaki olsa da Hz. Hafsa (r.anh), Allah Rasulü (s.a.s.)’nün hanımları arasında en çok Hz. Âişe (r.anh) ile iyi anlaşmıştır. Bu nedenle ikisinin Rasulullah (s.a.s.)’ı diğer hanımlarından kıskandıkları ve zaman zaman bu konuda iş birliği yaptıkları olmuştur. Nitekim bir defasında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hanımlarının odalarını dolaştığı sırada Ümmü Seleme (r.anh)’nin (veya Zeynep bint Cahş (r.anh)’ın yanında diğerlerinden fazla kalmasının sebebini araştırmış ve ev sahibinin Rasul-i Ekrem (s.a.s.)’e bal şerbeti ikram ettiğini öğrenmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) yanlarına geldiğinde üzerinde tuhaf bir koku bulunduğunu, bunun da yediği baldan kaynaklandığını ima edip onun bazı hanımlarının yanında fazla kalmasını âdeta protesto etmişlerdir. Ancak daha sonra bu yaptıklarından pişmanlık duymuşlardı. Üstelik Allah Rasulü (s.a.s.)’nü bu davranışıyla üzdüğünden dolayı Hz. Ömer (r.a.) kızını şiddetli bir şekilde azarlamıştır. (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe, (thk. Muhammed İbrahim-Muhammed Ahmed Aşûr), I-VII, ? 1970 (Kitabü’ş-Şi’b)., VII, 66.)

Hz. Hafsa (r.anh) ile ilgili bir diğer olay da Allah Rasulü (s.a.s.)’nün ona (veya diğer bir eşine) bir sır vermesi, onun da bu sırrı saklamayıp rivayete göre Hz. Âişe (r.anh)’ye haber vermesi üzerine Allah Teala’nın Hz. Peygamber (s.a.s.)’i durumdan haberdar etmesidir: “Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.” (Tahrîm, 3.) Bu sırrın ne olduğu hususunda kaynaklarda başlıca üç ihtimal üzerinde durulur: Bal şerbeti olayı üzerine Rasulüllah (s.a.s.)’ın bir daha bal şerbeti içmeyeceğine dair yemin etmesi, cariyesi Mâriye’yi Hafsa (r.anh)’nın evde bulunmadığı bir sırada onun odasına alması sebebiyle üzülen Hafsa (r.anh)’ya bu olayın bir daha tekrarlanmayacağını söylemesi, nihayet kendisinin vefatından sonra devlet yönetiminin Hz. Ebubekir (r.a.) ile Ömer (r.a.)’e kalacağını bildirmesi. Allah’ın helal kıldığı şeyleri, eşlerini memnun etmek için kendine haram etmemesi gerektiğine dair ayetin “Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Tahrîm, 1.) İlk iki olaydan biri üzerine nazil olduğu belirtilmektedir. Sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber muhtemelen sır saklamadaki kusuru yüzünden Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Hz. Hafsa (r.anh)’yı ric’i talak ile boşadığı, olayı öğrenen Hz. Ömer (r.a.)’in, Rasulüllah (s.a.s.)’ı gücendirmenin Allah’ı gücendirmek olacağını düşünerek çok üzüldüğü, bunun üzerine Allah Teala’nın Rasul-i Ekrem (s.a.s.)’e Hz. Hafsa (r.anh)’yı boşamamasını emrettiği (Heysemî, IX, 392.) veya Cebrail’in, “Hafsa çok oruç tutan ve çok namaz kılan bir hanımdır ve cennette senin eşindir.” demesi üzerine onu boşamaktan vazgeçtiği rivayet edilmektedir. (Nesâî, Talâk 76; İbn Sa’d, VIII, 84-85; İbn Abdirberr, IV, 1812.) Bu hadiseden sonra Allah Rasulü (s.a.s.)’ne karşı davranışlarında daha dikkatli olan Hz. Hafsa (r.anh) onu üzecek hareketlerden titizlikle uzak durmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in vefatından sonra meydana gelen siyasi olaylara mümkün mertebe karışmamayı tercih etmişti. Bu bakımdan gerek Hz. Ebubekir (r.a.), gerekse babası Hz. Ömer (r.a.)’in halifeliği zamanında oldukça mütevazı bir hayat yaşamıştır.

Hz. Ebubekir (r.a.) devrinde sahabeden Zeyd b. Sabit (r.a.)’in çalışmalarıyla Mushaf hâlinde bir araya getirilen Kur’an ayetleri onun ölümünden sonra halifeliği üstlenen Hz. Ömer (r.a.)’de kalmış, onun vefatı üzerine de kızı ve müminlerin annesi Hafsa (r.anh)’ya intikal etmiştir. Hz. Osman (r.a.) Mushaf nüshalarını çoğaltma kararı alınca asıl nüshayı ondan istemiş, çoğaltma işlemi tamamlandıktan sonra da sahibine geri vermiştir. (Buhârî, Fedâ’ilü’i-Ku’ân, 3.)

Hz. Hafsa (r.anh) hicretin 45. yılının Şaban ayında (Ekim 665) 60’lı yaşlarında iken Medine’de vefat etti. Onun cenaze namazını zamanın Medine Valisi Mervan b. Hakem’in kıldırdığı ve Baki’ Mezarlığı’na defnedildiği belirtilmekte, bazı kaynaklarda ise 41 yılının Cemaziyelevvel ayında (Eylül 661) ve bir kısmında 27 (647-648) yılında vefat ettiği ileri sürülmektedir. Onun Şam’da Babu’s-Sağîr mezarlığında çokça ziyaret edilen bir makamı da bulunmaktadır. (İbn Sa’d, VIII, 86.)

Hz. Hafsa (r.anh) yaşadığı dönemde okuma yazması olan nadir kadınlardan biriydi. O, Şifa bint Abdullah adındaki akrabasından bu konuda yardım almıştır. (İbn Sa’d, VIII, 84.)

Hz. Hafsa (r.anh) Allah Rasulü (s.a.s.)’nden ve babası Hz. Ömer (r.a.)’den altmış hadis rivayet etti. Bu hadislerin dördü hem Sahih-i Buhari hem de Sahih-i Müslim’de, altısı sadece Sahih-i Müslim’de bulunup, rivayetlerinden kırk dördü Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde yer almaktadır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 283-288.) Ondan hadis rivayet edenler arasında kardeşi Abdullah b. Ömer (r.a.), Abdullah’ın oğlu Hamza, yine ashapdan Harise b. Vehb (r.a.), Şüteyr b. Şekel (r.a.), Muttalip b. Ebu Vedâa (r.a.) ve Abdullah b. Safvan el-Cumahî (r.a.) gibi isimler vardır. (İbn Abdirberr, IV, 1812. Ayrıca bk. Kazıcı, Ziya, Hz. Muhammed’in Aile Hayatı ve Eşleri, İstanbul 2003, s. 188-208; Kandemir, M. Yaşar, “Hafsa”, DİA, XV, 119-120.)