Makale

İslâm’a Giriş EVRENSEL MESAJLAR

KİTAP TANITIMI

İslâm’a Giriş
EVRENSEL MESAJLAR

(DİB. Yay., Ankara 2008, 740 s.)
Dr. Kıyasettin Koçoğlu
DİB/Eğitim Uzmanı

Din konulu tartışmaların artan bir trendle devam ettiği günümüzde bireysel ve toplumsal hatta toplumlar arası arenada dinlerin etki alanının her gün biraz daha genişlediği görülmektedir. Dinlerin hem müntesiplerinin niceliğindeki büyüklük hem de hayata etkisindeki nitelikler göz önünde tutulduğunda din ve din ile ilgili gelişmelerin ciddi derecede önemsenmesi gerektiği ise izahtan varestedir.

İnsanların din konusunda aslına uygun olarak ve zamanında aydınlatılması, dinin doğru anlaşılması ve icra alanında hedeflediği etkiyi yapması için gereklidir. Aksi takdirde hayatın gerisinde kalan bir din, aslî fonksiyonunu yerine getirme konusunda başarısızlık yaşayacağı gibi hakikate yönelik nitelikleri itibariyle de tartışma zeminine çekilme riski ile karşı karşıya kalacaktır. Bu ise, dinî bilginin hayatın önünden gitmesini ve yön verici nitelikte olmasını gerektirmektedir.

İslâm’ın son, evrensel ve en ekmel din olması, kıyamete kadar insanların karşılaşacakları problemlerin çözümü için, ilke ve prensip bazında, gerekli verileri de taşıyor olmasını icap ettirmektedir. Bu konuda teorik olarak bir sorun olmadığı hususunda ittifak derecesinde bir fikir birliği vardır. Günümüzde İslâm’ın gerektiği şekilde bir temsilinin yapıldığını söylemek bir hayli zordur. Temsildeki başarısızlık, İslâm’ın değil Müslümanların bir eksikliği olarak değerlendirilmelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu yıldan beri İslâm’ın temel meselelerine yönelik yayımlarıyla, halkı din konusunda/İslâm dinî alanında bilgilendirme görevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Son yıllarda yayımladığı eserlerle, bilginin toplumun önünden gitmesi hedefini gerçekleştirme çabasını sürdürmektedir. Tanıtımını yapmaya çalışacağımız eser de bu nitelikleri haiz “İslâm’a Giriş” serisinin dördüncüsüdür. Eser İslâm’ın temel meselelerinde evrensel anlamdaki mesajlarının öne çıkaran konu ve yazılar içermektedir.

Eser, Türkiye’de İlâhiyat Fakültelerindeki çağdaş ilmi birikim ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın din hizmetlerinde edindiği engin tecrübeyi bütünleştirerek insanlarımıza ihtiyaç duyduğu alanlarda gerekli bilgiyi sunmayı, doğru bilgiye dayalı ortak bir anlam alanının oluşmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Prof. Dr. Mehmet Paçacı’nın editörlüğünü yaptığı eserde konular, Başkanlığın belirlediği ilkeler ve kriterler çerçevesinde, sahasında uzman otuz beş bilim adamınca kaleme alınmış, çeşitli inceleme ve redaksiyon kurullarından geçirilmek suretiyle fikir ve üslûp birliği sağlanarak yayına hazırlanmıştır. Söz konusu eser, dört ana bölüm ve bir dizinden oluşmaktadır. Detay bilgilerden kaçınıldığı, konuların eserin isminde de zikredildiği gibi mesaj boyutlarıyla ele alındığı, yoğun birikim ve tecrübeden damıtılarak elde edilen bilgilerden oluştuğu görülmektedir. Bilimsel metodun kullanılmasının yanında okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği bir dil ve üslûp kullanılmıştır. Her yazının sonunda ilgili bibliyografyanın yer alması özellikle araştırmacılar için kolaylık sağlamaktadır. Eserin ele aldığı konular ve konulara yaklaşımları şu şekilde özetlenebilir:

I. BÖLÜM
“Kaynaklar ve Öğreti” başlıklı I. Bölüm, altı farklı akademisyenin yazılarından oluşmaktadır. İslâm inanç ve düşüncesine temel kaynak oluşturan “Kur’an, Sünnet, İctihad ve Tecdid, İslâm Ahlakı, İbadet ve Hukuk ve Sosyal Hayat” başlıklı konular ele alınmaktadır.

“Diğer ilâhî kitaplar gibi kendi tarihi ve beşerî hitap alanı olan ilâhî bir hitap bütünü olarak vahyin son tecellisi ve ifade formudur. Onun meydana getirdiği beşerî doku Müslümanlar, imanî model ise İslâmiyet olarak isimlendirilir” ifadeleriyle başlayan yazıda Kur’an’ın tanımı, indirilişi, yazılması, derlenmesi ve çoğaltılması, bölümleri, üslûp özellikleri ele alınmaktadır.

Sünnet, Kur’an eksenli olması, model oluşu, genel prensipler getirişi, hayatın her alanını kapsaması bağlamında tanımlanmaktadır. Sünnetin doğru anlaşılması konusunda makul ve yeterli bir yönteme olan ihtiyaç vurgulanmaktadır.

“İctihad ve Tecdid” modern öncesi ve sonrası olmak üzere iki aşamalı olarak ele alınmaktadır. Yazıda bu kavramlarının tarihsel süreçteki kullanımları ve kıstasları ile bir yenileşme metodu olarak tecdidin kullanımı ele alınmaktadır.

Ahlâk konusu insan merkezli ele alınmaktadır. Birey olarak, toplum ve aile içerisinde insan, çocuk, karı koca, anne-baba, kardeş, vatandaş olarak, fizikî çevrede, hayvanlar ve tabiat ile olan ilişkilerinde, sosyal çevre içerisinde yaşam alanı oluşturan insanın iman ve ibadetler ile onun davranış ve değerlerini olumlu yönde etkileyen adalet, doğruluk, emanet, kanaat ve tevekkül, cömertlik, sabır değerleri ve onun ilişkilerinde olumsuzluk olarak yer alan yalancılık, iftira gıybet, alay ve hakaret, kibir ve gösteriş ve hasret, nifak ve fitne konuları ele alınmaktadır.

İbadet konusu, klâsik ilmihal formatının dışında ibadetlerin anlamı ve günümüzde özellikle tartışılan meseleler bağlamında ele alınmaktadır.
Bölümde ele alınan bir diğer başlıkta “Hukuk ve Sosyal Hayat”tır. Toplumsal hayatı düzenleyen kurumlardan birisi olarak ele alınan hukuka özgünlük kazandıran “bir işten maksat ne ise hüküm ona göre verilir, kesin olan bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz, zarar giderilir vb.” temel özellikleri verdikten sonra İslâm’ın sosyal hayat ile ilgili düzenlemeleri kamusal hayat ve özel hayat başlıklarıyla ele alınmaktadır.

II. BÖLÜM
“Medeniyet” başlıklı II. Bölüm on üç farklı araştırmacının yazılarından oluşmaktadır. “Kelâm, Fıkıh Usulü, Felsefe, Tasavvuf, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Ehl-i Sünnet Mezhebi, Şiilik, Diğer Fırkalar, İslâm Dünyasında Bilim, Sanat ve Estetik, İslâm Medeniyetinde İktisadi Hayat” başlıklı konular ele alınmaktadır.

Yazıda başlıca temel İslâmi ilimlerin oluşum süreci, özellikleri ve İslâm kültürüne olan katkıları ve başlıca temsilcileriyle ele alındıktan sonra özellikle Ehl-i Sünnet, Şia ve Mutezile, Hariciler, Mürcie ve Cebriye vb. mezhepler ortaya çıkış süreci, kurucuları, temel fikirleri, İslâm düşüncesine katkıları ve belli temsilcileri bağlamında ele alınmaktadır.

İslâm Dünyasında Bilim, Sanat ve Estetik konuları da ana hatlarıyla ele alınmaktadır. İslâm İktisadı, Kur’an ve Sünnete dayanması, esneklik özelliğine sahip olması, kul hakkına önem vermesi gibi temel ilkeleri bağlamında irdelenmektedir. Bu bağlamda adalet, toplum, devlet ve denetim, mülkiyet, emek sermaye gelir dağılımı, istikrar gibi konular ele alınmaktadır.

III. BÖLÜM
“Tarih” başlıklı III. Bölüm dokuz araştırmacı tarafından kaleme alınmıştır. “İbrahimî Gelenek, İslâm Öncesi Arap Yarımadasında Politik, Dinî ve Kültürel Durum, Hz. Peygamber Dönemi, Dört Halife Dönemi, Emeviler Dönemi, Abbasiler, Endülüs, Selçuklular, Osmanlı Devleti” başlıklı konular ele alınmaktadır.

Bölüm’de ilkyazı “İbrahimî Gelenek” başlığını taşımaktadır. İbrahimî gelenek Hz. İbrahim’in şahsında ve mesajında ifadesini bulan, tevhid akidesiyle temellendirilen ve Allah’a teslimiyetle kendisini gösteren, bütün peygamberlerin ısrarla insanları davet ettiği ve Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği İslâm diniyle temsil edilen gelenek olarak tanımlanmaktadır. Bu geleneğin Yahudilik ve Hristiyanlıktaki anlamı ve yeri özellikle İslâm açısından önemi/anlamı üzerinde durulmaktadır. Daha sonra bölümde Cahiliye dönemi, Hz. Peygamber dönemi, Hulefa-i Raşidin, Emeviler, Abbasiler, Endülüs, Selçuklular ve Osmanlı Devleti siyasî, kültürel ve dinî hayatı açısından ele alınmaktadır.

IV. BÖLÜM
Dördüncü Bölüm ise “Çağdaş Durum” başlıklı olup dokuz araştırmacının yazılarından oluşmaktadır. Bu bölümde öncelikle halkının çoğu Müslüman olan Asya, Afrika ve Avrupa da bulunan 52 İslâm ülkesi hakkında bilgiler verilmektedir.

Müslüman azınlıklar kavramının anlam çerçevesinin “bir toplumda çerçevesi tam olarak tespit edilmiş bir statüye sahip olmaksızın din, dil, etnik köken ve diğer kültürel değerler bakımından çoğunluktan farklı ve sayıca da az olan gruplar” şeklindeki tanıma uygun olduğuna dikkat çekilen yazıda Müslüman azınlıkların tarih sahnesinde ilk defa ortaya çıkış süreci ele alınmaktadır. Buna paralel olarak günümüzde ülkelere göre dağılımları, nüfusları, dinî yaşantıları, karşılaştıkları problemleri ve sorunlar ve sorumluluklar bağlamında konu ele alınmaktadır.

“İslâm Düşünce Dünyasında Gelenekselci Ekol” konusunda gelenekselci diye bilinen 20. yy’ın başlarından itibaren çeşitli İslâm tarikatları aracılığıyla Müslüman olmuş Batılı düşünürler tarafından ortaya çıkan ve İslâm dünyasında yankı bulmaya başlayan ve öncülüğünü Rene Guenon’un yaptığı günümüzdeki en meşhur temsilcilerinden birisinin Seyyid Hüseyin Nasr’ın olduğu ekolun İslâmi meselelere yaklaşımı ele alınmaktadır.

“İslâm ve Modernizm” başlıklı yazıda ise “ihya, tecdid ve ıslah” kavramlarının modern İslâmî söylem içindeki kullanımları ele alınmaktadır. Bu kavramların gerçekte yenilenmeyi sağlayıcı söz dağarcığı oluşturduğuna dikkat çekilmektedir.

“İslâm ve Demokrasi” konusu, Müslümanlar tarafından geliştirilen İslâm’ın demokrasiyle bağdaşmadığı, demokrasiyi gerektirdiği ve İslâm ve demokrasinin bağdaştığı tezler üzerinden ele alınmaktadır.

“İnsan Hakları” konusunda özellikle dinler ve insan hakları, İslâm ve insan hakları konularına değinilirken İslâm’ın söz konusu hakları, çok önceden ilân ettiğine dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda Müslüman ülkelerdeki insan haklarının durumu ve problemleri analiz edilmektedir.

“İslâm ve Öteki Dinler” başlıklı yazıda İslâm’ın öteki din mensuplarına yaklaşımı ortaya konulmaktadır. İslâm’ın bir arada yaşama konusunda en hoşgörülü ve çoğulcu teolojik alt yapı ve çerçeveye sahip olduğuna dikkat çekilmektedir.

Dinler Arası Diyalog başlıklı yazı ise, diyalogun gerekliliği ve günümüzde ortak bir geleceği, kısaca insan türünün varlığını tehlikeye atan problemler karşısında herkesin kendi benliği içerisinde ortak bir duruş sergileyebilmek için yapılmasının kaçınılmaz olduğunu ve böyle bir diyalogda izlenmesi gereken ilkeler üzerinde durulmaktadır.

“İslâm ve Kadın” başlıklı yazıda İslâm’ın kadın tasavvuru ve bu tasavvur bağlamında kadınların bireysel ve toplumsal konum ve statüleri ele alınmaktadır.

Kitabın son olarak değerlendirilen “Şiddet” konusu ise, kavramsal bir çerçevesi ortaya konularak, dinlerin özellikle İslâm dinin şiddet konusuna nasıl yaklaştığını incelemektedir.


“Diyanet İşleri Başkanlığı
kurulduğu yıldan beri İslâm’ın temel
meselelerine yönelik yayımlarıyla,
halkı din konusunda/İslâm dinî
alanında bilgilendirme görevini
yerine getirmeye çalışmaktadır.
Son yıllarda yayımladığı eserlerle,
bilginin toplumun önünden gitmesi
hedefini gerçekleştirme çabasını
sürdürmektedir.”