Makale

Güzel söz söylemek

Güzel söz söylemek

Yakup Bıyıkoğlu
Menemen Vaizi

İnsanoğlunun kul olarak sorumlu olduğu şeylerden birisi, şüphesiz ki güzel ahlaktır. Güzel ahlakın da çekirdeğini “güzel söz söylemek” oluşturmaktadır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Hani biz İsrail oğullarından; ‘Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel söz söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız ve zekâtı vereceksiniz’ diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.” (Bakara, 2/83.) Bu ayetle beraber Allah ( c.c), insani bir vasıf olarak, herkese güzel söz söylemeyi emretmektedir.
Biz insanoğlunu, gerçek manada insan yapan, bizleri güzelleştirip değerli kılan ve öteki canlılardan ayıran özelliklerin başında söz söyleme yeteneği gelir. Bizler, çoğu zaman öneminin bile farkında olmadığımız bu nimetlerle ilgili olarak Yüce Rabbimiz ayette:
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir.” (Bakara, 2/263.) buyurarak, güzel söz ve bağışlanmanın, peşinden gönül kırma ile gelen sadakadan daha hayırlı olduğuna vurgu yapmaktadır.
Dilin öyle özelliği var ki, yeri gelince dostlukları bitirir, yeri gelince nice düşmanlıkları izale edip, gönülleri fetheder. “Yumuşak sözler taş kalplere bile tesir eder.”, sözü bu gerçeği ne güzel ifade eder. Güzel bir söz neler yapmaz, kalplerin yaralarını sarar, kalpleri hoşnutluk ve güler yüzlülük, kardeşlik duygularıyla doldurur. Bunun yanında ayette birlikte zikredilen bağışlanma da ruhların kinlerini temizler, yerine kardeşlik ve doğruluğu yerleştirir.
İnsan diliyle hem kendini, hem de başkalarını yüceltir. Dilden kalbe yol vardır. İnsan ömrü boyunca cehd ve gayret gösterip yükseldiği makamdan, kullandığı birkaç yanlış sözle düşebilir. Bu nedenle nerede, nasıl konuşacağımızı düşünerek konuşmak, bizi çıkılması zor olan müşkülden kurtarabilir.
Anadolu’da güzel bir söz vardır. Güzel konuşan insanlar için “ağzından bal akıyor” denilir. Güler bir yüz, tatlı bir dille tamamlandığı zaman, kişiye bütün kapılar açılır. Yine büyükler: “Gönüllerin anahtarı yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir.” diyerek gönüllerin güzel ve hoş sözle kazanılacağını ne güzel vurgulamışlardır.
Güzel ahlak sahibi olma ve İslam adabı vasfının gereği olarak bizler, tatlı konuşmak, güler yüzlü olmak durumundayız. Zira Sevgili Peygamberimiz de: “Güzel söz sadakadır.” (Buharî, Edeb, 34.) buyurmaktadır. Dolayısıyla güzel söz, sahibini Allah’ın rızasına kavuşturan, nimet içerisinde bırakan fazilet ve iyiliklerdendir. Zira Kur’an-ı Kerim’de: “Güzel sözler ancak ona yükselir, salih ameli de güzel sözler yükseltir.” (Fatır, 35/10.) buyrulmaktadır. Yüce Rabbimizin bu emri gereği, güzel sözler O’nun katına yükselecek ve vakt-i merhunda mükâfat olarak bize dönecektir.
Güzel sözün açamayacağı kapı yoktur. Zira atalarımız: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” derler. Tatlı dil ve güler yüzle, gönüller fethedilir. Önemli olan da gönülleri fethetmektir. Mevlanaları, Yunusları, Hacı Bektaşî Velileri, günümüze kadar yürekte tutan gönüllerde yerleştiren, onların hoşgörü ve güzel sözleridir. Onlar Hz. Peygamberi örnek alarak, hep sevgiyi, güzel sözü ve evrensel hoşgörüyü şiar edindiler. Bu engin hoşgörüde hep yüce Kur’an ve pak sünneti referans aldılar. Nitekim yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Musa ve Hz. Harun’a hitaben şöyle buyurmaktadır: “Firavun’a gidin çünkü o, azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır düşünür veya içi titrer-korkar.” (Tâhâ, 20/43-44.) Cenab-ı Hak, küfrün örneği olan Firavun’a bile güzel söylemeyi emrettiğine göre, biz Müslümanlar olarak kimbilir birbirimize ne kadar müşfik ne kadar güzel sözle yaklaşmalıyız?
Güzel söz söylemenin zıddı, çirkin, kötü ve kem sözdür. Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili bir benzetme yapılır:
“Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (güzel bir söz) kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir” (İbrahim, 14/24-26.) Burada hakkı temsil eden güzel ağacın iki temel özelliğinin olduğunu görmekteyiz. Birinci özellik sağlam olması, diğer özellik de verimli olmasıdır. Bu ağaç sağlamdır ve en şiddetli rüzgârlar karşısında bile sarsılmaz ve yıkılmaz, çünkü kökleri sağlamdır ve yerin derinliklerindedir. Meyveleri boldur. Çirkini ve batılı temsil eden ağaç ise; kökleri sağlam olmayıp, yerin üzerinde olduğu için temeli sağlam değildir. İyinin yanında kötünün durumu da böyledir. Hafif bir durumda gidici olmaya, savrulmaya müsaittir. Bütün peygamberler ise, güzel sözü temsil eden, ayetteki “hoş ağacın” en güzel örnekliğini teşkil ederler. Buradaki sözden maksadı, sadece ağızdan çıkan kelime olarak düşünmek doğru değildir. Buradaki söz, aynı zamanda bir tavrı, duruşu, inancı ve öğretiyi ifade etmektedir. Tefsirlerimizde, ayetteki, “güzel söz”den kastın, tevhit inancının özü olan "Lâ ilahe illallah" olduğu ifade edilmektedir. Gerçekten en güzel söz kelime-i tevhittir. Zaten bütün doğru sözler, güzel sözler ve doğru davranışlar bu yüce kelimenin yansıması değil midir? Zira bütün peygamberler, bu kutlu kelimeyi yüceltmek için mücadele vermişlerdir.
“Güzel söz söylemek” konusunu günümüz dünyasına getirelim. Rasulüllah, mümini: “Mümin; insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Buharî, İman, 4.) şeklinde tarif eder. Bu hadis gereğince, mümini bu kadar yücelten şey; şüphesiz sözde ve özde kendisini karşı tarafa emin kılmasıdır. Günümüz dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şeylerin başında “güzel bir söz” gelmektedir. Yine günümüzde insanlara güven ve huzur veren şeyin doğru sözlülük olduğu aşikârdır. Güzel ve doğru söz, gönüllerin fethi için temel umde, başka bir ifadeyle anahtardır. Sevgi ve güven dolu bir sözün açamayacağı bir kapı yoktur.
Kâmil bir mümin, Kur’an-ı Hakîm’e ve Rasulü’nün sünnetine uyan, Allah’a gönülden bağlı insandır. Dolayısıyla müminlerin aralarında güçlü bir sevgi ve dayanışma bulunması gerekir.
Yüce Allah bir ayetinde; “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır.” (İsra, 17/53.) ifadesiyle, bu tehlikeyi kullarına açık bir şekilde bildirmektedir. Müminlerin Allah’ın bu emrine uymamaları, aralarındaki birliğin zedelenmesine ve müminler arasında soğukluk oluşmasına neden olabilir.
Bu veciz ayetten alacağımız ilhama göre, Allah’a gönülden iman edip bağlanan müminler olarak sözlerimizi güzelleştirmeliyiz. Ayrıca şeytanın, müminlerin arasını bozmak için uğraşmakta olduğunun da bilincinde olmalıyız. İnsanlara karşı kucaklayıcı ve bağışlayıcı olmalıyız. Yüreği kırgın olanları, yaralı gönülleri güzel sözlerle bağışlamak suretiyle kazanmaya çalışmalıyız.
Sonuç olarak müminlerin söylemlerine, konuşurken kullandıkları kelimelere son derece itina etmeleri ve güzel söz söylemenin Allah’ın bir emri olduğunu unutmamaları gerekir. Allah cümlemizi güzel söz söyleyen, bunu hayatında ilke edinip, şu kubbede hoş bir seda bırakan, hakkımızda güzel sözle şahitlik edilen ve son demde sözlerin en güzeli “Kelime-i Tevhid” ile Yüce Mevla’ya kavuşma bahtiyarlığına eren kullarından eylesin… Âmin!