Makale

Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışı ufku

Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışı ufku

Prof. Dr. Mehmet Paçacı
Dış İlişkiler Genel Müdürü

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Anadolu âdeta köy köy, kasaba kasaba Avrupa’ya uzandı. 1960’lı yılların başında yoğun bir şekilde başlayan bu süreç, sonunda Diyanet İşleri Başkanlığını da Avrupa’ya taşımıştı. 70’lerden itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı, yurtiçinde yürüttüğü hizmeti giderek artan bir şekilde Avrupa ülkelerinde artık bir varlık oluşturan vatandaşlarımıza sunma gayreti içindeydi. İşte Başkanlığın yurt dışı varlığı, onun dünyaya açılması da böylece başlamış oluyordu.
II. Dünya savaşı sonrasında bir refah bölgesi hâline gelen Avrupa, ihtiyaç duyduğu işgücünü Avrupa dışından karşılamak durumunda kalmış ve çok sayıda göç almıştır. 1960’lardan itibaren yapılan göç anlaşmaları neticesinde, binlerce vatandaşımızın da daha iyi bir gelecek ümidiyle Avrupa ülkelerine göçü sonucunda Türkiye de Avrupa ülkelerine iş gücü gönderen ülkeler arasına girmiş ve hatta bu konuda uzun süre ilk sırayı korumuştu. Önceleri Avrupa’ya gelen işçiler, geleceklerini güvenceye alacak kadar para kazanıp Türkiye’ye dönme planları yapıyorlardı. Geçici sanılan bu göç sürecinde göçmen işçilerin din hizmeti ihtiyacına da aslında önceleri pek dikkat edilmemişti. Ancak, Anadolu insanı bu ihtiyacını Müslüman olmayan ülkelerdeki gurbetin zor şartlarında büyük sıkıntılar içerisinde kendi girişimleriyle giderme gayretine girecek ve bu konudaki kurumlaşmaların ilk örneklerini ortaya koyacaktı. Önce bekâr işçi yurtlarının zor şartlarında başlayan mescit yapılanmaları giderek cami derneklerine dönüştü. Aynı hizmete daha önce başlamış oluşumlardan sonra süreç, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da bu hizmete yoğun bir şekilde davet ediyordu. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yurt dışı hizmeti yoğunlukla, 70’li yılların ikinci yarısında Din Hizmeti Müşavirlikleri ve Ataşeliklerinin önderliğinde, bugün sayısı iki bine yaklaşan derneği içine alan DİTİB yapılanması gerçekleşmiş oldu. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığı bugün artık Avrupa’da yerleşmiş ve dördüncü nesile ulaşan Türk varlığına en yaygın ve etkin bir şekilde ulaşabilen bir kurum olma özelliğini kazandı.
Başkanlığımızın Avrupa’da ve daha sonra buna katılan Amerika ve Avustralya’da gelişerek sürdürdüğü hizmet, temelde bir din hizmeti olmanın yanı sıra, yurt dışının özel şartları dolayısıyla her zaman göçmen nüfusun ihtiyaç duyduğu farklı alanları da içine almıştır. Bu hizmet yurt dışındaki toplumumuzun bütünüyle ailelerini, her yaştan çocuklarını ve hanım bireylerini de muhatap alan bir kapsama sahip olmuştur. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda, derneklerin oluşturduğu mekânlar, yurtiçindeki cami derneklerinden farklı olarak toplumumuzun birbiriyle görüştüğü, birlikte yemek yediği, belli milli, dinî gün ve gecelerde toplanıp sohbet ettiği, çeşitli programlar düzenlediği çayhane ve toplantı salonlarını, çocuklarına, gençlerine, hanım ve erkek bireylerine hafta sonu eğitimi verdiği derslikleri, kendi gündelik ihtiyaçlarını karşıladığı ve geleneklerini yaşattığı bakkalları ve berber odalarıyla, gerektiğinde düğünlerini yaptığı toplanma ve sosyalleşme mekânlarıyla cami merkezli kültür ve toplumsal mekânlar olarak tasarlandılar. Böyle bir ortamda, çoğu zaman din görevlisi bir lider olarak öne çıktı. Buralarda yürütülen hemen bütün faaliyetlerde liderlik, doğal olarak Türkiye’den gelen din görevlisinin omuzlarında oldu. Din görevlisi bugün dernek yönetimleri ve toplumumuzla birlikte, derneklerin etkin çalışmasından, verdiği eğitim ile Müslümanlığın geleceğe taşınmasına, dernek mekânlarının genişletilerek belli bir yeterliliğe ulaşmasından, içinde yaşadığı ülke ile barış içinde olmasına ve son yıllarda Avrupa’da artan ayrımcılık, İslam karşıtlığı gibi sorunlara kadar gurbette olmanın neredeyse bütün sorunlarıyla ilgilenmek ve bu konularda toplumun önünde olmak konumundadır.
Batılı ülkelere göç eden vatandaşlarımızın dinî ve kültürel alandaki gereksinimlerine yönelik başlatılan yurt dışı hizmetlerinin alanı 1990’ların başında Doğu Bloku’nun dağılmasıyla bir kat daha genişledi. Sovyet döneminde neredeyse tüm hakları ellerinden alınan ve baskı altında tutulan Orta Asya, Balkanlar ve Kafkasya’daki Müslüman toplumlar, yok edilmeye, silinmeye çalışılan değerlerini ve kimliklerini yeniden inşa sürecine girdiler ve bu bağlamda din hizmetleri ve din eğitimi alanında ülkemize yapılan yoğun taleplerin muhatabı Diyanet İşleri Başkanlığı oldu. Bölgedeki ülkelere Avrupa’da olduğu gibi din görevlilerinin gönderilmesinin yanında, Başkanlığımız ile Avrasya coğrafyasındaki ülkelerin ilgili dinî kurum ve kuruluşları arasında yoğun bir işbirliği gerçekleştirilmiş, kardeş cumhuriyet ve dindaş toplulukların, eksikliğini hissettikleri bilgi ve hizmetlerin sunulması yoluna gidilmiştir. Avrasya coğrafyasında yaşayan vatandaş, soydaş ve dindaşlarımızın geleceğe yönelik nitelikli din görevlisi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı koordinasyonu ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile Kur’an kursu, lise, ilahiyat fakültesi, yüksek lisans ve doktora öğrenimi seviyelerinde öğrenciler getirilmeye başlanmış, mahallinde orta ve yüksek dereceli okullar açılmıştır. İlgili ülkelerin dinî kurum ve kuruluşları arasındaki eşgüdümün sağlanması ve geliştirilmesi amacıyla Avrasya İslam Şurası geleneği ve Balkan ülkeleri Diyanet İşleri Başkanları toplantıları sürdürülmektedir.
Türk dış politikasının son on yıl içinde gösterdiği açılım, Diyanet İşleri Başkanlığını da daha önce düşünülmeyen ufuklara taşımış bulunmaktadır. Bu bağlamda Afrika, Başkanlığın hizmetlerini ulaştırdığı başka bir coğrafya oldu. Yüzyıllardır sömürgecilerin elinde birçok varlığından mahrum edilen Afrika genelinde tüm Müslüman halkların öz güvenlerine kavuşmalarına, kendi kimlik ve aidiyetlerini ihya etmelerine katkılar sunmak amacıyla Başkanlığımız, tarihî ve kültürel bağlarla bağlı olduğumuz Afrika kıtasına yönelmiş, bölge ülkeleriyle işbirliğine yönelik çalışmalar başlatmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesindeki ilk dönüm noktası, 2006 yılında düzenlenen Afrika Kıtası Müslüman Ülke ve Topluluklar Dini Liderler Zirvesi oldu. Bu toplantıların ikincisi geniş bir katılımla 2011’de gerçekleşti. Somali’deki kuraklık Başkanlığımızın dikkatlerini bir kez daha ve yoğun bir şekilde Afrika’ya yöneltmiştir.
İçinde bulunduğumuz yirmi birinci yüzyılın ilk on yıllarında bütün coğrafyalarda, din ve din ile ilgili konular giderek daha dikkat çeker hâle gelmiş bulunuyor. İslam ve Müslüman toplumlar ise, yüzyılın başından itibaren dünya gündeminin ilk sırasında yerini hep korudu. 11 Eylül 2001 bunun başlangıcı oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu ilk yıllarda daha çok yerel bir görünüme sahip iken, İslamofobi’nin, ırkçılığın, ayrımcılığın temel insan hak ve özgürlüklerine rakip hale geldiği Batı’da, yine aynı rüzgârdan nasibini alan ve bunun yanı sıra, bir yandan komünist dönemlerin uzantısı din politikalarıyla, bir yandan da geleneksel dokusuna yabancı İslam anlayışlarının getirdiği sorunlarla uğraşan Müslüman Avrasya coğrafyasında, derin sorunların âdeta kötürüm bıraktığı, uzun süren sömürgeciliğin ve yaygın proselitizmin yarattığı her türlü sorunlarla uğraşmak durumunda kalan Müslüman Afrika’da temsil ettiği değerler doğrultusunda, söz konusu coğrafyaların Müslüman toplumlarına katkı sağlayan hizmetlerini sürdürmektedir. Bu ufku ve etkinliği ile Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün dünyada dinî kurum ve kuruluşların model olarak izlediği, görüşlerine müracaat ettiği ve hakemliğine başvurduğu bir konumdadır.