Makale

DİN EĞİTİMİ ve ÖĞRETİMİNDE MÜKÂFAT ve CEZA

DİN EĞİTİMİ ve ÖĞRETİMİNDE
MÜKÂFAT ve CEZA

Yıldız Kızılabdullah
Ankara Üniv. Ilâhiyat Fakültesi

Çocuğun bilhassa erken yaşlardaki eğitiminde birinci derecede etkin olan anne ve babasıdır. Anne- babalar çocuklarında istedikleri davranışları ortaya çıkarmak için ödül, istemedikleri davranışları ortadan kaldırmak için ise cezayı kullanırlar.
Çocuklarda din duygusu çok erken yaşlarda belirmektedir. Çocuklar kendilerini ve çevrelerini ayırdettikten sonra bilmediklerini keşfetmeye çalışırlar.
Genellikle üç yaşında başlayan bu çağa " soru çağı" denir. Bu dönemde çocuk sorularıyla hayrete düşürmekte hatta bunaltmaktadır. Sorularına cevap bulduğunda yeni sorular sormakta, anne-babasını gözünde büyüterek yüceleştirmektedir. Bu dönemlerde çocuklar bazen dine aykırı sorular da sorabilmektedir. Anne-babaların bu durumlarda dikkatli davranmaları gerekmektedir. Bu sorulardan dolayı çocuklarını azarlamamaları ve susturmamaları gerekmektedir. Çünkü böyle davranmaları çocukların merak arzusunu öldürmüş olabilirler. Bu yüzden onlar doyurucu cevaplar vermeye çalışmalıdırlar. Bu konuda bir genç hatırladıklarını şöyle anlatmıştır:
Akşamları babam beni yanına oturtur, Allah kaç, Allah nerede? Gibi sorular sorardı. Fakat Allah hakkında bir tanıtmada bulunmazdı. Kötü bir iş yaptığında Allah seni yakar. Seni cehenneme atar, gibi sözleri duyardım. Bu defa cehennem nedir sorusu belirirdi. Ama bunu babamdan sormaya korkardım. Çünkü Allah nasıldır gibi bir soru sorduğum zaman babam kızardı.’
Bu gencin anlattıklarından da çıkarılacağı gibi çocukların din hakkındaki sorularına bazı anne-babalar sert tepki vermekte ve çocukları korkutarak sindirmektedirler.
Bunun yanında çocuklara bazı dinî alışkanlıkları kazandırmak istediğimizde de yumuşak ve tatlı dilli olunması gerekmektedir. Yapılan araştırmalara göre bazı anne-babalar çocuklarına ibadet alışkanlığı kazandırmak istediklerinde şiddete başvurmaktadırlar. Bu durum daha çok eğitim durumu düşük olan ailelerde görülmektedir.
Yine ibadete düşkün olmayan anne babalar çocuklarının durumuyla ilgilenmemekte, ibadete düşkün olan ancak bunun bilincinde olmayan ailelerde de aynı uygulamayı görülmekteyiz. Aynı zamanda bazı anne-babalar çocuklarının dua etmelerini istemekte ancak, kendileri hiç dua etmemektedir. Çocuklarda taklit duygusu çok yüksektir. Küçük yaşlarda sadece taklit eden çocuklar zamanla örnek almaya başlarlar. Anne-babaları onlar için birer model olurlar. Dolayısıyla bir duyguyu yerleştirmek isteyen aileler çocuklarına örnek olarak bunu yerleştirebilirler.
Çocuğu birinci derecede etkileyen ve kalıcı olan faaliyetler, çocukların büyükleriyle birlikte yaptıkları faaliyetlerdir. Örneğin annenin ya da büyükannenin yanında namaz kılmak, baba ile veya büyükbaba ile namaza gitmek, kandil gecelerini birlikte kutlamak vb.
İbadet konusunda çocukları zorlamak ve cezalandırmak onları kötü davranışlara itmektedir. Burada Hz. Peygamber’in hiçbir çocuğu dövmemiş olduğunu hatırlamak gerekir. Yapılan anketlerde ailelerinde dini konularda küçükken cezalandırılan gençler şunları söylemişlerdir:
Azar ve hakaretler beni dinden soğuttu.
Cezalar dinî bilgiler öğrenme azmimi soğuttu. İbadetlerimi yapmadığım halde yaptım diyerek yalana yöneldim.
Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere cezalandırmalar çocuklar üzerinde olumsuz davranışlara neden olmaktadır. Bu yüzden çocuklarımıza bazı davranışları kazandırırken dinimizin emrettiği ölçüde onlara yumuşak olmalı, örnek olarak sevdirmeliyiz. Aksi takdirde istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.