Makale

YÖNETİCİLİK ÜZERİNE

YÖNETİCİLİK ÜZERİNE

Ahmet Okutan
Bolu Müftüsü

Sana müşavir (danışman) olacakların en kötüsü senden evvel kötü kimselerle işbirliği yapmış ve onların suçlarına ortak olmuş kimselerdir. Böyleleri katiyyen senin mahremin olmamalı. Çünkü bunlar canilerin yardımcıları ve zalimlerin dostlarıdır. Sana acı gerçekleri herkesten ziyade söyleyebilecek kimseleri kendine yaklaştır. Sadık ve kanaatkar insanları kendini sırdaş edin. Eğer bunlar seni alkışlamazsa bunu anlayışla karşıla. Zira alkışa ve yersiz övgüye müsaade etmek insanı kibre sevkeder.

Yöneticilik bir sorumluluktur. Kendi yükünü bile taşımaktan aciz olanlar toplumun yükünü taşımaya talip olurlarsa hem kendilerine hem de topluma yazık etmiş olurlar. Sevgili Peygamberimiz yöneticilik sorumluluğunun ağırlığına şu ifadeleriyle işaret etmektedir.
"Kim müslümanlarla ilgili bir görevi üstlenir de kapısını onlara kapatır, ihtiyaçlarını görmezden gelirse, Allah da onun ihtiyaç ve zaafına karşı rahmet kapısını kapatır."
Evet herkes görevinin sorumluluğunu bilmelidir. Yoksa sorumsuzluğun bu dünyada bir yere çarpmaması kurtuluş değildir. Sorumsuzluk sergileyenlerin asıl hesabını hiç şüphesiz Cenab-ı Hak görecektir. O’na hesabı kolaylıkla verebilecek bir sorumluluğu her insan mutlaka taşımak zorundadır. Ayrıca toplum düzeninin de buna şiddetle ihtiyaç vardır.
Bu hususta, Sevgili Peygamberimizin terbiyesinde yetişmiş, amcasının oğlu, biricik kızı Hz.Fatıma’nın eşi, ilim şehrinin kapısı, Allah’ın arslanı, müslümanların 3. halifesi Hz. Ali’ye bir kulak verelim. O, Mısır Valisine şu talimatı göndermiştir:
"Halka karşı kalbinde sevgi ve merhamet duyguları besle. Allah’ın kullarına karşı adaletten asla ayrılma. Mazlumların davacısı bizzat Allah’tır. Cenab-ı Hak zulüm altında inleyenlerin beddualarını işitir, zalimleri de gözetip durur.
Hak ve adaleti gösterirken dengeli ve yaygın olanı seç. Çoğunluğu dikkate al, zira toplumun hoşnutsuzluğu karşısında şahısların memnuniyeti önemsiz kalır. İslam’ın esasını meydana getiren müslümanların kıymet ölçüsü, toplumun çoğunluğu olduğu gibi dinin ve devletin kuvveti de, düşmana karşı savaşacak olan da ancak toplumun çoğunluğudur. Onun için samimiyetin ve meylin daima topluma dönük olmalıdır. Onların refahına dikkat et.
Sana müşavir (danışman) olacakların en kötüsü senden evvel kötü kimselerle işbirliği yapmış ve onların suçlarına ortak olmuş kimselerdir. Böyleleri katiyyen senin mahremin olmamalı. Çünkü bunlar canilerin yardımcıları ve zalimlerin dostlarıdır. Sana acı gerçekleri herkesten ziyade söyleyebilecek kimseleri kendine yaklaştır. Sadık ve kanaatkar insanları kendini sırdaş edin. Eğer bunlar seni alkışlamazsa bunu anlayışla karşıla. Zira alkışa ve yersiz övgüye müsaade etmek insanı kibre sevkeder.
Etrafındakilerden, ileri gelenlerden ve akrabandan hiç kimseye devlet imkanlarından özel yararlanma hakkı verme. Bunlardan hiç biri senden cesaret alıp başkalarına zarar verme ve fırsatçılık yapma imkanı bulamasın. Onların senin sırtından servet ve itibar kazanmaları senin için kar değil ar’dır. Yakın-uzak herkesi hakkı kabule zorla. Herkesin cezasını eksiksiz ver.
Ben Peygamberden şöyle dediğini işitmiş- tim. "içindeki zayıfın hakkı kuvvetliden serbestçe alınamayan bir millet, hiçbir zaman kuvvetlenemez."
Evet, o yüce insanın Valisine olan bu tavsiyeleri insan olarak hepimizi ilgilendirmektedir. Zira Peygamberimizin ifadesi ile hepimiz idareciyiz ve hepimiz idaresi altındakilerden sorumludur.
Hak-hukuk anlayışı ancak bu bilinçle yerleşir. Yoksa herkes kendini haklı kabul etmeye başlar ki, bir toplum için bundan daha büyük bir yıkım düşünülemez.