Makale

Tatil İHTİYACI ve TURİZMİNİN GELİŞİMİ

Tatil İHTİYACI ve
TURİZMİNİN GELİŞİMİ

Başaran Ulusoy
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı

Tatillerin bu kadar yaygınlaşmasına karşın, dünyada modern anlamda tatil yapamayanların sayısı, tatil yapanlardan daha çoktur. Çünkü insanlar, ancak yeme, içme, giyim, barınma, ısınma, aydınlatma gibi vazgeçilmez ihtiyaçlarının karşılanmasından sonra tatil, kültürel-entelektüel faaliyetler, eğlence vs. ihtiyaçları için harcama yapabiliyorlar.

Dinlenme; az veya çok, yeterli veya yetersiz olsa da, gündelik yaşam içinde, yeme, içme, uyku, barınma gibi biyolojik ihtiyaçların yanında her zaman yer almıştır. Bugün gündelik yaşamda yer alan kısa süreli dinlenmenin yanı sıra, periyodik daha uzun süreli dinlenme imkânı yani, hafta sonu veya yıllık tatiller de, insan yaşamının temel ihtiyaçları olarak kabul ediliyor; beden ve ruh sağlığı yönünden zorunlu ihtiyaçlar.
Ancak bu tür tatillerin, bio-psikolojik temel bir ihtiyaç olarak kabulü, yasal bir hak olarak tanınması ve yaygınlaşması 20’nci yüzyılın ortalarına doğru başlamıştır. Bugün tatillerin yaygınlaşması ve büyük boyutlu bir olgu haline gelmesi, sanayi devrimi ile başlayan oldukça uzun bir toplumsal değişim süreci sonunda gerçekleşmiştir.
18-19. yüzyıl, sanayi devrimine, önemli toplumsal değişimlere ve teknolojik ilerlemelere tanık oldu. Sanayileşme, kentleşme süreci bu dönemde giderek hızlanan bir seyir izledi. Bu değişim süreci, insanların gündelik yaşamında doğa ile ilişkilerini azaltan, hatta bazen kopartan sorunları beraberinde getirdi. Sanayinin kent içine yerleşmesi, yapılaşma yoğunluklarının artması, hava kirlenmesi, güneş ışığının azalması, gürültü, kent yaşamının mekanikleşmesi, ağır çalışma koşullan, doğa içinde geçirilen zamanın kısıtlanması gibi... Değişimin yaşam biçimi üzerinde negatif ve pozitif etkileri oldu. Sorunlara karşın insanlara yeni imkanlar yeni ufuklar açıldı. Bu dönemde İngiltere’de 1826’da kentler arası ilk demiryolunun açılışı, ulaşım teknolojisindeki devrimi simgeleyen bir başlangıç oldu. Buhar ve makine gücü ile demiryollarında başlayan gelişmeler tatil turizminin tarihinde önemli sayfaları oluşturur. Bir yandan sanayileşmenin, kentleşmenin getirdiği yaşam biçimi ve sorunları, öte yandan doğanın çekiciliği, yeni ulaşım imkanları, daha ziyade belirli bir entelektüel düzeye ulaşmış, gelir düzeyi yeterli, insanların ve aristokrat bir kesimin, İngiltere’den başlanarak kent dışında, deniz kıyıları, kumsallar ve şifalı sular çevrelerine dinlenme ve tatil geçirme imkanlarını aramaya yöneltti. Bu talep, kıyılarda ve şifalı sular çevrelerinde tatil yerleşimlerinin oluşumuna yol açtı. Kent yaşamının çeşitli olumsuz yönlerine karşın, kültür ve sanat yaşamına katkıları, insanlarda diğer ülkeleri, farklı kültürleri tanıma, yeni deneyimler kazanma eğilimlerini de teşvik ediyordu.
19. yüzyıl ortalarında bugünküne benzer ilk seyahat acentalarının ortaya çıkışı, bunların denizaşırı şube açmaları, pazarlama ve organize seyahat imkanları, turizm talebini artıran etkenler oldu.
Bu gelişmeler sonucunda İngiltere’den kıta Avrupa’sına, Fransa’ya, Paris’e, Cote-D’Azur’a doğru, daha sonra da Avrupa içinde, giderek yoğunlaşan bir turizm ve tatil talebi ortaya çıkıyordu.
Makine gücüyle hareket eden gemiler, kru- vaziyer turizmine ufuk açan etkenler olmuştur. Ancak bütün bu seyahat ve tatil turizmi hareketleri, boş zamanı olan, ödeme gücü yüksek, iyi öğrenim görmüş üst gelir grupları segment- leri ile sınırlı kalmıştır. Doğu’da son varış noktası Sirkeci olan, efsanevi "Orient Express" ile İstanbul’a gelen yolcular da bu tür turistlerdi.
Tabii buna karşın tarih boyunca örneklerine rastlandığı gibi, merak, yeni keşifler, macera hevesi ile yapılan gezilere bu dönemde de rastlanmaktadır. Tatil turizminin, geniş toplum kesimlerini kapsayacak şekilde yoğunlaşması ise, ancak sanayi toplumlarında, sosyo-ekonomik gelişimin, refahın belli bir düzeye yükselmesi ve yaygınlaşması; ücretli tatil ve sosyal güvenlik haklarının yasal zemine kavuşmasını sağlayan bir süreç sonucunda mümkün olmuştur.
Ücretli tatil, önce bir sağlık sorunu olarak İngiltere’de gündeme getirilmiş, sonra kamu oyunca tartışılan önemli bir konu durumuna gelerek yapılan mücadeleler sonucunda 1925’de yasal bir hak olarak kabul edilmiştir. Kıta Avrupa’sında ise, sanayileşmiş ülke parlamentoları 1930’lu yıllarda ücretli tatil yasalarını çıkardılar. Sosyal güvenlik alanındaki gelişmeler, 1889’da Almanya’dan başlayarak yaşlılık sigortası, çalışanların tasarruflarını geleceğin güvencesi yerine tatil için kullanmalarına imkan verirken, emeklilerin de gelir sahibi olmaları daha geniş toplum kesimlerine tatil yapma imkanlarını hazırladı.
Böylece bütün bu gelişmeler önceleri sadece aristokratlar, yüksek gelir grupları ile sınırlı kalan tatil turizmi hareketlerinin, çalışan kesimi, emeklileri de içerecek biçimde yaygınlaşmasına zemin hazırladı.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile kesintiye uğrayan turizm hareketleri, 1950’li yıllardan itibaren uçak teknolojisindeki ilerlemeler, charter seferleri ile geniş kitlelere yeni tatil olanakları ile ivme kazandı. Jet uçuşlarının üretimi ve tarifeli uçaklarda kullanmaları ile âtıl kalan pervaneli uçakların ucuz fiyatlarla tatil gruplarını taşımaları, hızla gelişen charter trafiğine başlatan etken oldu.
1950 yılında uluslar arası seyahatlerde giriş sayısı 25 milyonken, 2001 yılında bu sayı 692.6 milyona yükseldi. İç turizm hareketlerinin ise, dünyada bu sayının 10 katı olduğu tahmin ediliyor. Tabii tatil seyahatleri, bu sayının önemli bir bölümünü kapsıyor.
Bu gelişmeler, tatillerin yaygınlaşmasını, çağdaş tatil turizminin çok büyük bir olgu haline gelmesini sağlamıştır. Bugün artık tatil, beden ve ruh sağlığı açısından temel bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor.
Tatil, özellikle sanayileşmiş, kentsel toplumlar açısından, stresden kurtulma imkanıdır; bütün yıl, belirli zaman kalıpları içinde devam eden, tekdüze bir yaşam biçiminden, belirli bir çevreden kurtularak değişik bir çevrede rahatlama imkanıdır. Sağlıklı yaşama, çalışma gücünün sürdürülmesi, bedensel ve zihinsel yıpranmışlığın yenilenmesine imkan veren geçici bir yaşam biçimi değişikliğidir. Dolayısıyla bireysel temel bir ihtiyaç olan tatil, 20. yüzyılda aynı zamanda çalışma verimi ve toplumsal yarar açısından kaçınılması mümkün olmayan zorunlu bir olgu haline gelmiştir.
Modern turizmde tatilin, değişik bir coğrafi mekanda geçirilmesi, insanın bedensel, ruhsal, entelektüel ihtiyaçlarını tatmin edici özellikleri taşıması gerekir. Ancak tatillerin bu kadar yaygınlaşmasına karşın, dünyada modern anlamda tatil yapamayanların sayısı, tatil yapanlardan daha çoktur. Çünkü insanlar, ancak yeme, içme, giyim, barınma, ısınma, aydınlatma gibi vazgeçilmez ihtiyaçlarının karşılanmasından sonra tatil, kültürel entelektüel faaliyetler, eğlence vs. ihtiyaçları için harcama yapabiliyorlar.
Ekonomik koşullara, ağır sorunlara rağmen ülkemizde de tatil talebi giderek artıyor. Ancak iç turizm istatistiklerine bakılarak son yıllarda, konaklama tesislerinde konaklayan vatandaş ve iç seyahat sayılarının 17-18 milyon civarında olduğu göz önüne alınırsa, tatil seyahatlerinin, ülke nüfusuna oranla oldukça düşük olduğu görülür. Bu durum karşısında, Birliğimiz, zorunlu ve temel ihtiyaç olduğu kabul edilen tatil imkanının ülkemizde de yaygınlaştırılmasına büyük önem vermektedir. Bu nedenlerle dış turizmin yanı sıra, iç turizmin geliştirilmesinin de öncelikli bir politika ilkesi olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündedir.
20. yüzyılda başlayan ve yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan turizm hareketleri, bir yandan dünya coğrafyasında ve ülkeler içinde yaygınlaşma gösterirken tatil biçim ve taleplerinde de belirgin bir değişim gözlenmiştir. Geçen yüzyılın ilk yarısında sınırlı toplum kesimlerini içeren tren, gemi seyahatleri ile yapılan tatil seyahatleri yanında, yüzyılın ikinci yarısında araba sahipliğinin hızla artması, hava ulaşımının çok hızlı bir gelişim izlemesi tatil türlerini de büyük ölçüde etkilemiştir.
Dünya Turizm Örgütü’nün "Tourism Generating Market" isimli araştırmasına göre, dünyadaki başlıca pazar ülkelerden yurtdışına yapılan her on seyahatten altı veya sekizi tatil amacı ile yapılmaktadır.
Bu tatillerin çok büyük bir kısmı göller, su yolları ve deniz kıyılarına yöneliktir. Yurtdışına yapılan seyahatlerin üçte birini su kenarlarında geçirilen tatiller oluşturmaktadır. Diğer doğa tatillerini, örneğin doğa yürüyüşleri, ekoturizm, dağcılık, spor, aktivite tatillerini tercih edenlerin sayısı da az değildir. Deniz, güneş, kuma yönelik tatil turizminden daha az olmakla beraber, çok sayıda turist , kültür, ülke turu, kent kültürü seyahatleri ile tatillerini geçirmektedir. Bu süreçte başta termal turizm olmak üzere, sağlık turizmi de büyük bir gelişim kaydetmiştir.
Tatillerin yaygınlaşması, bir yandan geniş kitlelere temel bir ihtiyacın karşılanması için imkanlar yaratırken, hızla gelişen talebin yarattığı sorunlar, kentsel yaşamın sorunlarından kaçan insanları, bu kez tatil yaptıkları çevrelerde yeni sorunlarla karşı karşıya getirmiştir. Özellikle kıyılarda, hızlı yapılaşma, dengesiz kaynak kullanımı, doğa tahribatı, ekolojik dengenin bozulması, çevre sorunları, aşırı yoğunlaşmalar gibi. Bütün bu gelişmeler dünyada "sürdürülebilir turizm" kavramını getirmiştir.
Biz de insanların bugün temel bir ihtiyacı olan tatillerin, "tatil kavramı"nın amacına uygun biçimde geliştirilmesini teminen sürdürülebilir turizm ilkelerinin yaşamsal bir önem taşıdığı görüşündeyiz. Bu konuda tüm yetkililere, ilgili kuruluşa, medyaya, toplum bireylerine kısaca herkese düşen önemli görevler bulunduğunu düşünüyorum.