Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN


Dr. Yüksel SALMAN

Savaşların ve acıların yaşanmadığı, huzursuzlukların olmadığı, bütün insanların gönül huzuru ile birbirlerinin hukukuna saygı gösterdiği ve mutlu olduğu bir dünya özlemi hepimizin tasavvurudur. Ne yazık ki bu özlem tarih boyunca hiç gerçekleşmemiştir. İnsanın bulunduğu yerde yüz güldürecek, insanı huzurlu kılacak eylemler yanında, arzu edilmeyen şeyler de yaşanmaktadır. İyiliğe de kötülüğe de yatkın olan insanın, kötülüklerden ve yanlışlıklardan uzaklaşması konusunda duyarlılığını artıracak ve onlara karşı güç oluşturacak savunma mekanizmalarından biri de vicdandır.

Vicdan, dinen veya ahlaken doğru olmayan bir şey yaparken yakalayıverir insanı. Hiçbir aklileştirmeye, meşrulaştırmaya kanmaz ve hiç geciktirmeden hükmünü ortaya koyar. O, her insanın içinde adaletle hükmeden bir hakim gibi her an görevdedir. Yapılan her eylemle, yapılması gerekip de yapılmayan işlerle, söylenen veya söylenmesi gerekip de söylenmeyen her sözle ilgili hükmü hiç geciktirmeden verir. Yapılan yanlışlarda insanın içindeki sızıdır vicdan. Eğer nefsin sesi kuvvetli çıkıyorsa, bu sefer cılızlaşır ya da az duyulur vicdanın sesi. Kimi kulak verir bu sese, kimi onu duymazdan gelir. Ama dinlensin-dinlenmesin, o hükmünü vermeye devam eder. Vicdanın verdiği bu hükmün kişinin iç dünyasındaki yansıması, doğru ve yerinde işlerle ilgili mutluluk, huzur hissi; yanlış, günah ve hatalı işler için ise huzursuzluk, iç tutarlılığın kaybedilmesi ve mutsuzluktur. Kur’an-ı Kerim’deki şu ayet vicdanın bu işlevini ortaya koymada bize ışık tutmaktadır: “Kim bir iyilik yaparsa kendisi için yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa zararı kendinedir.” (Fussılet, 46) Çünkü yaptığı yanlıştan rahatsızlık duymayacak insan yani vicdansız insan yoktur, ancak vicdanının sesine kulak vermeyen insan vardır. Kulak vermese de o ses sürekli gerçeği haykıracak, kendisini rahatsız edecektir.

Günümüzde suçlar çeşitlenmekte, suçluluk oranı giderek artmakta, suçluluk yaşı ise gün geçtikçe düşmektedir. Bu duruma sebep olan toplumsal, ekonomik ve diğer faktörleri araştırmak ve tedbir almak gittikçe önem kazanmaktadır. Ancak konunun eğitim boyutu; din ve vicdan eğitimi yönü gözden kaçırılmaması gereken hayati bir konudur. Kendisinin, Yüce Yaratıcının yoktan var ettiği bir varlık olduğunun, attığı her adımda her şeyden ve herkesten önce O’na karşı sorumlu olduğunun bilincinde olan insan, vicdanının sesini başka seslerin bastırmasına müsade etmez. Adalet ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde hiç durmadan çalışan vicdan, âdeta dakika dakika, saniye saniye, sahibine yaptığı işlerle ilgili hüküm, tabiri yerindeyse rapor verir. Yapılan hatalar sebebiyle oluşan pişmanlık hissi de vicdanın verdiği bu raporlarla alakalıdır. Vicdanını dinleyen insanda, bu pişmanlık hissi, bir daha aynı hatayı, yanlışı, günahı, haksızlığı vs. yapmama duygu ve düşüncesi hakim olur. Bu sebeple vicdan eğitimi, vicdanının sesini duyma, duyabilme, ona uyabilme eğitimi, hem yaşanabilir, mutlu, huzurlu bir dünya oluşturmak, hem de mutlu bir ahiret hayatını bu dünyada inşa edebilmek için çok önemlidir.

Bu ay, günümüzde önemini iyice hissettiren, vicdan, vicdanlılık, vicdan eğitimi konularıyla ilgili yazıları sunuyoruz sizlere. Umarız bu yazılardan kalplere, gönüllere dolanlar ve o gönüllerden taşanlar, vicdan eğitimi konusunda çok daha iyi noktalara götürür bizleri.

Vicdanlarımızdan çıkan sesin hep güçlü olması ve sosyal hayatta eyleme dönüşen bir duyarlılıkla ma’kes bulması dilek ve temennilerimle.