Makale

Hizmet Aşkını Son Nefesine Kadar Koruyan İnsan Hamdi Mert

Hizmet Aşkını Son Nefesine Kadar Koruyan İnsan
Hamdi Mert

Alişan BAŞGÖNÜL
Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri

Gençliğinde idealist, orta yaşlarında yapıcı, uzlaşmacı; ömrünün son demlerinde ise mütevekkil ve dingin bir hayat çizgisi… Hep inandığı gibi yaşamayı düstur edinmiş; ilkeli, duruşu olan bir insan…
Yolda kalmışlara biletlerini alıp menzillerine ulaştıracak kadar eli açık; yanında çalışanların çocuklarının düğünlerinde çeyizlerini temin edecek kadar babacan…
Babası, “Bizi Yaşatanlar” kitabının kahramanı Ahmet MERT… Nam-ı diğer “Ahmet Ağa.” Savaşta tek kolunu kaybetmiş bir gazi. Okuldan camiye, yoldan çeşmeye, bölgenin imarında öncü olmuş. Anamur’a ilk muz fidesini o getirmiş. Babasının asilliği, hayatı boyunca onun ruh dünyasını şekillendirmiş, onun davranışlarına yön vermişti.
73 yıllık fani hayatı birçok yönden dolu dolu yaşayan Hamdi Mert, 1942 yılında Mersin´in Anamur ilçesi Bozyazı kasabasında dünyaya geldi.
İlköğrenimini Bozyazı Bölge İlkokulunda, ortaöğrenimini Adana İmam-Hatip Lisesinde okudu. Lise yılları onun gençlik heyecanının tavan yaptığı, kabına sığmayan bir delikanlılık dönemidir. O yıllarda yazdığı makale ve şiirlerle dikkatleri üzerine çekti. 1962 yılında Adana İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra üniversiteye gidebilmek için, Nazilli Lisesinden de diploma aldı. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde okurken, bir yandan da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti.
Kısa bir dönem Ankara Barosuna bağlı olarak avukatlık yaptıktan sonra, 1967 yılında Denizli’de öğretmen olarak memuriyete adım attı. Sonra 1969-1973 yılları arasında Ankara İmam Hatip Lisesinde meslek dersleri, 1974 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Ortaokulunda Din Bilgisi öğretmenliği yaptı. Aynı yıl Diyanet İşleri Eski Başkanı Sayın Tayyar Altıkulaç’ın davet ve teşvikiyle, Diyanet İşleri Başkanlığında Hukuk Müşavirliği görevine başladı.
1978 yılında Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına getirildi. 1992 yılında Hollanda-Lahey Büyükelçiliğine Din Hizmetleri Müşaviri olarak tayin edildi. 1998 yılında Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı kadrosundan emekli oldu. Emeklilik sonrası kısa bir dönem Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinde değişik kademelerde görev yaptıysa da, kendisini hep Diyanet personeli gibi gördü.
Cömert bir insandı
Hamdi Mert hocamızın olaylara bakışı, insanlara davranışı farklıydı. Yakınında çalışan arkadaşlar onu, lügatinde “hayır” kelimesi bulunmayan, yapıcı bir insan olarak tanımlardı.
1984 yılında Diyanet Gazetesi’nde yazdığım bir yazı vesilesiyle tanıştığım ve vefatına kadar irtibatı kesmediğimiz Hamdi Mert hocamızla 4 yıl Hollanda’da birlikte çalıştık. Hangi kurumdan olursa olsun, Türkiye’den Hollanda’ya gelip de Hamdi Bey’in sofrasına oturmamış kişi azdır. Çok kişi masrafların vakıf hesabından ödendiğini zannederdi. Nice harcamaları, talimatıyla onun banka kartından ödediğim çok olmuştur. Hollanda’ya gelip parasız kalan bir grup Azerbaycanlı sanatçının, uçak biletlerini almasına tepkimi, “asalet budalalığı say” diyerek dindirmek istediğini ve gülüştüğümüzü hatırlarım. Türkiye’ye dönerken, Anamur’da babadan kalma triplex dairelerini satıp döndüğünü biliyorum.
Duygusal ve şair ruhluydu
Adana İmam Hatip Okulunda okurken şiir yazmaya başlamış, yazdıkları şiirleri “Nereye Bu Gidiş?” adlı şiir kitabında toplamıştı.
En çok sevdiği şairler Arif Nihat Asya ve Nurullah Genç’ti. İkisinin de naatlarını defalarca dinlemişimdir kendisinden.
Tercüman Gazetesi, Ortadoğu Gazetesi, Ayyıldız Gazetesi, Yeni Düşünce Dergisinde köşe yazıları yazdı. Diyanet İşleri Başkanlığının süreli yayınları arasında yer alan Diyanet Gazetesinin gelişmesinde çok büyük katkıları vardır. Diyanet Gazetesinin Diyanet Aylık Dergiye dönüşmesi de yine onun eseridir.
Bir İnsan Hakları Savunucusu Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İslam’da Hoşgörünün Simgesi: Hacı Bektaş Veli, Bilimi Öne Alan Din Anlayışının Temsilcisi: Ahmet Yesevi, Yolumuzu Aydınlatanlar, Ansiklopedik İslam İlmihali, İslamiyet’te Ağaç ve Orman, Bizi Yaşatanlar, Nereye Bu Gidiş, Bir Ülkenin Dönüşümü ve İmam Hatip Liseleri basılmış kitaplarından bazıları…
Hastanede tedavi gördüğü son zamanlarında da yayın hayatından kopmamış, kitap ve dergi çalışmalarına ara vermemişti. Bu çalışmalarda ona yardımcı olan bir arkadaşımız, onun sadece tek kolunu ve başını hareket ettirebildiği bir süreçte nasıl bir heyecan içerisinde olduğunu, yazıları kendisine okuturken nasıl duygulanarak gözyaşı döktüğünü anlatırken duygularını ifade etmekte oldukça zorlanmıştı. Yine aynı arkadaşımızın anlattığına göre, telefonda konuşurken söyledikleri onun hayatında yayıncılığın ne anlam ifade ettiğini âdeta özetler gibiydi: “Şu hasta yatağımda dört gözle yaptığın çalışmaları bekliyorum. Bir hasta yatağında kapıdan girecek doktoru nasıl beklerse işte ben de seni öyle bekliyorum.”
Hayatını din-devlet kaynaşmasına adamıştı
“Din-devlet ilişkilerinde görülen bulanıklık/kaos ve çatışma bu iki değerin müfredatından, fonksiyonlarından ve öğretilerinden değil, bizim bu değerlere yüklediğimiz suni rolden kaynaklanmaktadır.” derdi. Bu bağlamda, “millî ve resmî değerlerimizi birbiriyle tokuşturmadan, sosyal dokusu sağlam bir mutlu toplum inşasının, vahiy ile aklı buluşturan evrensel çizgiden geçeceğini” söylerdi.
“Millet bütünlüğünün sağlanması gibi vazgeçilmez bir fonksiyonu sırtında taşıyan sessiz ve çilekeş zümre” dediği imamların eğitim ve özlük haklarındaki iyileştirmeye özel ilgi gösterir, çaba sarf ederdi.
Son nefesine kadar, ulvi bir gayretin, idealizmin, fedakârlığın canhıraş takipçisi oldu. Son günlerinde, hastanede yatarken, MİHVAK (Ankara Merkez İmam-Hatip Lisesi Öğrencileri ve Mezunları Vakfı) tarafından bastırılan, “Türkiye’nin Dönüşüm Sürecinde İmam Hatip Liseleri” isimli kitabını eline aldığında, ayağa kalkacakmış gibi nasıl heyecanlandığını, değerli eşinden dinlemiştim.
26 Temmuz 2015’te vefat eden Hamdi Mert’in cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez kıldırdı.
“Bir umutla çıktım yola, bilmediğim diyarlara, bir gün döneceğim sana, sevgili, memleketim” dediği Bozyazı’ya defnedildi. Ruhu şad, mekânı cennet olsun...