Makale

Kuruluş Yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığının Yayın Hizmetleri

Kuruluş Yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığının Yayın Hizmetleri

Dr. Mehmet BULUT DİB Başkanlık Müşaviri

Reisliğin kuruluşuna da önayak olmuş Büyük Millet Meclisinin bir kısım üyeleri, kurdukları reisliği büyük bir teşkilat olarak niteliyor, ondan İslam adına kısa ve uzun vadede çok önemli hizmetler bekliyorlardı. Reisliğin yapacağı yayın faaliyetleri de bu önemli beklentiler arasındaydı.

Din-i mübin-i İslam’ın inanç ve ibadetlerine dair bütün hüküm ve işlerinin tedviri ve dinî müesseselerin idaresi için 3 Mart 1924’te “Cumhuriyetin makarrında” tesis edilmiş olan Diyanet İşleri Reisliğinin, kuruluşundan başlayarak şu veya bu şekilde yayın hizmetinde bulunduğu bir vakıadır. Mevzuat, işleyiş ve yayın faaliyetleri açısından benzerlik göstermesi nedeniyle, 1950’ye kadar dönemi “Kuruluş Yılları” olarak kabul ederek Reisliğin bu yıllardaki yayın hizmetlerini incelemek istiyoruz.
Reisliğin kurulduğu yıllar ve “Müslümanlık Meclisi”nin mühim kararı
Diyanet İşleri Reisliğinin kurulduğu 1924 ve sonraki bir-iki yıl, Türkiye Büyük Millet Meclisinde İslami heyecanın henüz nispeten sürdüğü yıllardır. Bu düşünceyi destekleyen en önemli olay, Diyanet İşleri Reisliğinin 1925 yılı bütçesinin 21 Şubatta görüşülen müzakeresi sırasında devletçe ayrılacak özel ödeneklerle tefsir ve hadis tercümesi kitapları yayınlanmasına ilişkin vaki önerge üzerine yapılan konuşmalardır. Mesela, din ve diyanet hizmetlerine destek olmayı kendileri için bir vecibe olarak gören bir mebus, TBMM’nin bir “Müslümanlık meclisi” olduğunu söylüyor, buna delil olmak üzere Meclis duvarında asılı levhaya işaretle, “Çünkü” diyordu, “Başımızda bakın ‘ve emruhum şûrâ beynehum’ nazm-ı celili vardır. Bu Meclis’in ‘Müslümanlık meclisi’ olduğunu bu nazm-ı celil-i ilahî ispat ediyor. Bunun hilafında hareket olunamaz. İşte ‘ve emruhum şûrâ’nın manası da Müslümanların işleri meşveretle meydana gelir, meşverete istinat eder.”
Reisliğin kuruluşuna da önayak olmuş Büyük Millet Meclisinin bir kısım üyeleri, kurdukları reisliği büyük bir teşkilat olarak niteliyor, ondan İslam adına kısa ve uzun vadede çok önemli hizmetler bekliyorlardı. Reisliğin yapacağı yayın faaliyetleri de bu önemli beklentiler arasındaydı. Bu cümleden olarak, Reisliğin bel verdiği Şer’iye ve Evkaf Vekâleti bünyesinde yayın hizmetinde bulunmak üzere kurulmuş olan Tetkikat ve Telifat-ı İslamiye Heyeti gibi bir kurulun –çünkü o örneği biliyorlardı, bir kısmı bizzat o teşebbüsün içinde yer almışlardı- Diyanet İşleri Reisliği bünyesinde de oluşturulmasını, yayınlanması teklif edilen tefsir ve hadis kitapları yanında diğer dinî yayın faaliyetlerinin bu heyet maharetiyle yürütülmesini arzu ediyorlardı.
Özetle belirtmek gerekirse, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 21 Şubat 1925 tarihli oturumunda, Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi ve 52 arkadaşının imzasını taşıyan bir önerge Meclise sunularak, Reislikçe başta tefsir ve hadis tercümeleri, ilmihal ve hutbe kitapları olmak üzere ihtiyaç duyulan dinî eserleri yayınlamak üzere bir dinî yayın kurulunun oluşturulması ve yapılacak yayınlar için de Diyanet bütçesine 20 bin lira özel ödenek konması talep edilmiştir. Yapılan tartışmalar sonucu, yayın kurulu oluşturulması fikri kabul edilmemişse de tefsir ve hadis tercümeleri yaptırılmak üzere talep edilen 20 bin lira ödeneğin ayrılması uygun görülmüştür. Elmalılı Hamdi Yazır’ın hazırladığı Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsirle Ahmet Naim Bey ve Prof. Kamil Miras tarafından tercüme edilen Tecrid-i Sarih Tercemesi işte bu Meclis kararının sonucunda vücut bulmuştur. (Konunun ayrıntıları için bkz. Mehmet Bulut, “İlk Cumhuriyet Meclisinde Dinî Yayıncılık Hakkında Tarihî Bir Karar”, Diyanet İlmî Dergi, c. 28, sayı: 1 (Ocak - Şubat - Mart 1992), s. 139-149.)
Reisliğin sözü edilen bütçe müzakeresinde serdedilen düşüncelilere bir bütün olarak baktığımızda nasıl bir dinî yayın faaliyetinin arzu edildiğini öğrenebiliyoruz. Şöyle özetleyebiliriz:
* Hazırlanacak eserlerle topluma sahih bir İslam bilgisi kazandırılmalı. Bunun için Kur’an ve sünnetin doğru anlaşılmasına yönelik yayınlara öncelik verilmeli.
* “Zamanın İslam’a yönelik itirazlarına” cevap verecek nitelikte eserler yayınlanmalı.
* “Memalik-i ecnebiyede din-i İslam aleyhine veya hata-âlud olan neşriyata karşı mukabele” edilmeli.
* İhtiyaç duyulan Arapça temel kaynak eserler dilimize çevrilmeli.
* Köylü, asker, çocuk gibi özel gruplara yönelik kitaplar da neşredilmeli.
* Tefsir ve hadis kitapları münferiden değil, “erbab-ı ihtisastan” oluşan bir heyet tarafından yapılmalı.
* Yazılacak tefsir ve diğer eserlerle İslam, hurafe ve batıl inanışlardan arındırılmalı.
* Hazırlanacak eserlerde çağın getirdiği problemler göz önünde tutulmalı, eski zamanlarda kalmış tartışmaları yeniden gündeme taşımaktan sakınılmalı.
* Eserler konunun uzmanlarınca hazırlanmalı, günün ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalı, halkın anlayacağı sade bir dil ile yazılmalı.
* Yayın faaliyetlerinde arzu edilen her şey yapılamasa bile yapılabileceklerden de sarfınazar edilmemeli; bu hususta, “Bir şey tamamıyla yapılamazsa bile tamamıyla terk edilmez (Mâ-lâ yüdrek küllühu lâ yütrek külluhu) prensibi esas alınmalı.
* Unutulmamalıdır ki, İslam adına yayınlanan hatalı, bozuk düşünceli, niteliksiz yayınların önüne geçmenin en sağlıklı yolu, insanların eline sahih ve nitelikli olanı vererek onları yanlış olandan uzaklaştırmaktır.
Yasal düzenlemelerde dinî yayın faaliyetleri
Kuruluşuyla birlikte fiili olarak yayın faaliyetinde bulunduğu hâlde 1924’ten 1950’ye kadar geçen süre içinde Reislikle ilgili yapılan yasal düzenlemelerde yayın hizmetleriyle ilgili hükümler yer almadığı gibi bu hizmetler için teşkilatta özel bir birim de oluşturulamamıştır. Ancak 3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı “Şeriye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâletlerinin İlgasına Dair Kanun”un Reisliğin görev ve kuruluş amacını ifade eden ilk maddesinde geçen “itikadat ve ibadata dair bütün ahkâm ve mesalihinin tedviri...” şeklindeki ibarenin, diğer hizmetler yanında teşkilata, halkı dinî konularda aydınlatmak üzere yayın faaliyetlerinde bulunma görevini de yüklediği, kurucu nesil tarafından ifade edilmiştir. Onlara göre bu kayıt, “Milletin itikadatına, âdâtına müteallik olan ahkâm-ı İslamiyeyi milletin anlayabileceği derecede birtakım resail neşrederek onlara okutturmak ve onların İslami olan maneviyatını yükseltmek” anlamına gelmekteydi.
23 Mart 1950 tarih ve 5634 sayılı ek kanunla ilk kez merkez birimleri arasında bir müdür ve iki memurdan oluşan bir Yayın Müdürlüğüne yer verilmiştir. Öte yandan 2 Temmuz 1951’de kabul edilen 5806 sayılı Dini Yayınlar Döner Sermayesi Kanunuyla, yayın faaliyetlerinde kullanılmak üzere Başkanlık bütçelerine ödenekler konulmaya başlanmış, aynı kanunla bu tarihe kadar ücretsiz dağıtılan Başkanlık yayınlarının bundan böyle parayla satılması kararlaştırılmıştır.
Diyanet İşleri Reisliğinin yayın hizmetleri
“Kuruluş yılları” olarak nitelendirdiğimiz 1950’ye kadar olan dönemde Reisliğin yayın hizmetleri, kitap yayın faaliyetleri ve diğer yayın hizmetleri olarak iki kısımda ele alınabilir.
Yayınladığı Kitaplar
Kuruluş yıllarında Başkanlığın yayın faaliyeti olarak sadece basılı/kitap yayınlarından söz edebiliyoruz. Kısaca belirtmek gerekirse, Başkanlık 1950’ye kadar 23 civarında eser yayınlamıştır. Sayı itibarıyla az olsa da, bütün tarihi boyunca Başkanlığın başyapıtları durumunda olan ve devlet desteğiyle vücut bulan Hak Dini Kur’an Dili ile Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi adlı eserlerin bu dönemde yayınlanmış olması son derece önemlidir. TBMM’de alınan bir karar ve ayrılan özel ödeneklerle yayınlanabilen söz konusu eserlerin basımı konusunda yine de Başkanlık yetkililerinin birçok zorluğa göğüs germek zorunda kaldıklarını ve bilhassa merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin sabır, azim ve özverili çalışmalarıyla sonuca ulaşıldığını hatırlatmamız gerekir. 1925 yılında hazırlanmaya başlanan 7 bin küsur sayfa tutarındaki Hak Dini Kur’an Dili’nin ilk cildi 1935’de; 2, 3, 4, 5, 6. ciltleri 1936’da; 7, 8 ve 9. ciltleri de 1938’de yayımlandı. 12 ciltlik Tecrid-i Sarih Tercemesi, 1926 yılından itibaren fasiküller ve bilahare ciltler hâlinde yayınlanmaya başlamış 1948’de yayınlanan 12. ciltle tamamlanmıştır.
1925 yılı bütçe müzakereleri sırasında verilen bir başka önerge ile müsabaka yoluyla Diyanet İşleri Reisliğinin Türkçe bir hutbe mecmuası hazırlatıp yayınlaması ve bu Türkçe hutbelerin okunmasının mecbur tutulması talep edilmiştir. Bunun üzerine Reislik, yarışma yoluyla değil; ama kurum olarak “Türkçe Hutbe” adıyla bir hutbe mecmuası hazırlamış ve 1927’de yayınlamıştır.
Bu üç eser dışında bu yıllarda yayınlanan Ahmet Hamdi Akseki’ye ait Ahlak Dersleri, Askere Din Dersleri (Genelkurmayın talebi üzerine hazırlanmıştır), İslam Fıtri Tabii ve Umumi Bir Dindir adlı kitaplar; Abdurrahman Azzam’dan çevrilen Allah’ın Peygamberlerine Emanet Ettiği Ebedi Risalet; Muhyiddin Nevevi’den tercüme edilen Riyazü’s-Salihin; Fuat Sezgin’in tercüme ettiği İslam Düşüncesinin İlahi Tarafı adlı eserler önemlidir. Öte yandan, bu yıllarda Reisliğin bir süreli yayını olmadığını belirtmek isteriz.
Müşavere Heyeti bağlamında Reisliğin diğer yayın hizmetleri
Eser inceleme
1950’ye kadar olan süreçte dinî yayın konusu da dâhil, Reisliğin hemen bütün hizmetleri Müşavere Heyeti tarafından yerine getirilmeye çalışılmıştır. Hatta Heyetin en önemli görevlerinden birinin eser tetkiki olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim dönemin siyasi yetkililerinin değerlendirmelerine göre de, tefsir ve hadis kitapları da dâhil olmak üzere, ihtiyaç duyulan eserleri hazırlamak veya hazırlatmak, dinî yayınları murakabe etmek, incelemek bu heyetin görevleri arasında idi; hatta bu heyet bu amaçla kurulmuştu. Müşavere Heyetinin 2 Ekim 1947 tarih ve 276 sayılı mütalaasında da, dinî nitelikli yayınlarda görülen hataların düzeltilmesinin Reisliğin üzerine bir vecibe olduğuna işaret edilmiştir.
Heyetin bu yıllardaki yayın inceleme faaliyetleri üç grupta toplanabilir: Reislikçe basımı düşünülen eserler hakkında karar ittihazı; Cumhuriyet Savcılıkları, Basın Yayın Umum Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi resmî kurumlardan gönderilen basılı ve süreli yayınların incelenerek haklarında mütalaada bulunması ve Reisliğe, basılması veya satın alınması talebiyle gönderilen eserlerin incelenerek karara bağlanması. Ayrıca Heyetin dine, mukaddesata hakaret ve saldırı niteliğindeki yayınlar için, emniyet birimlerine gönderilmek yahut kamuoyunu bilgilendirmek üzere raporlar ve beyannameler hazırlaması da bu kapsamda değerlendirilebilir.
Uygulamaya göre Müşavere Heyeti, gelen kitap ve diğer mevkuteleri inceliyor ve bunların dinî açıdan mahzurlu olup olmadığına ilişkin mütalaa ve kararlarını ilgililere ulaştırmak üzere Reislik Makamına takdim ediyordu.
Bu yıllarda Reisliği en çok meşgul eden husus, İslam’ı tahrif niteliğindeki yayınlar (maksatlı hazırlanmış hatalı Kur’an tercümeleri, dinde reform iddialı kitaplar vb.) başta olmak üzere özellikle 1930’lu yıllardan itibaren Latin harfleriyle yazılmış Mushaf veya ayet ve sureleri ihtiva eden kitaplar olmuştur.
Kütüphane tesisi: 1930’larda zengin bir kütüphanenin temelleri atılıyor
Elimizde şimdilik bir kayıt bulunmamakla birlikte, Şer’iye ve Evkaf Vekâleti Tetkikat ve Telifat-ı İslâmiye Heyeti kütüphanesinin Diyanet İşleri Reisliğine intikal etmiş olduğunu tahmin edebiliriz. 12 Eylül 1933 tarih ve 206 sayılı Müşavere Heyeti kararında “Reislik Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümü”nden söz edilmesi, 1934’te Reislik Kütüphanesi kayıt defterlerinden bahsedilmesi de buna işaret etmektedir. Kaynaklarımızda kütüphaneden söz edilirken bazen Reislik Kütüphanesi, çoğu kez de Müşavere Heyeti Kütüphanesi şeklinde zikredilmektedir.
Müşavere Heyeti kararlarından, 1934’ten itibaren Heyetin, zaman zaman Reislik Makamına müracaat ederek bazı eserlerin Kütüphaneye satın alınmasını talep ettiğini görüyoruz. Talep edilen kitapların çoğu, bilhassa Müşavere Heyetinin ihtiyaçlarını karşılayacak Arapça temel dinî eserlerdir. Satın alınması talep edilen eserlerin büyük çoğunluğunun başka ülkelerde basıldığını söylemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Bir Müşavere Heyeti yazısından, ithal edilecek kitaplarla ilgili işlemlerin İstanbul Müftülüğü tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır (21 Haziran 1934 tarih ve 42 sayılı mütalaa).
Heyet, kitap yanında bazı mevkutelerin satın alınmasını da talep edebilmiştir. Mesela, 25 Aralık 1947 tarih ve 348 sayılı Müşavere Heyeti kararında, Abdürrahim Zapsu tarafından neşredilen haftalık Ehli Sünnet Gazetesi’nin her nüshasından 100’er adedinin Reislikçe satın alınması uygun görülmüştür. Başka bir örnek yine o yıllarda fasiküller hâlinde yayımlanan İslam-Türk Ansiklopedisidir. Bir diğer örnek de Kahire’de münteşir Arapça Mecelletü’l-Ezher dergisidir. Heyet, bu derginin 1939 yılı itibarıyla çıkmış sayılarının satın alınması için Reislik makamına müracaatta bulunmuştur (13.12.1939, Karar No: 630).
Reislik için kütüphane kurma çalışmalarında merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin hususi gayretlerini burada zikretmemiz gerekir. Kuruluşundan itibaren onun bu doğrultudaki çabaları, Reislik makamını ihraz etmesiyle daha da kesafet kazanmıştır. Vefatından sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesine intikal eden kitaplarından da anlaşılacağı gibi, o, Doğu’da-Batı’da yayınlanan İslami eserleri takip etmiş, bunların önemlilerini hem kendi satın almış hem de Reislik kütüphanesine kazandırmıştır.
Değerlendirme ve sonuç
Yayın konusunda Diyanet İşleri Reisliğinin önünde iki önemli tecrübe olan, Meşihat Makamına bağlı Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye ile Şer’iye ve Evkaf Vekâleti bünyesinde oluşturulan Tetkikat ve Telifat-ı İslâmiye Heyeti’nin ana yayın hedefi, “Hakaik-i diniyye ve meâli-i İslamiyyeyi neşir ve tamim” şeklinde formüle edilmişti. Bu, özellikle Batı’ya karşı İslam’ın yüceliklerini anlatmayı önceleyen bir yayın hedefiydi. Bu hedef, sözü edilen 1925 yılı bütçe müzakeresi sırasında dönemin İslami hassasiyetli mebusları tarafından Reislik için de yayın hedeflerinden biri olarak öngörülmüştü; ancak Diyanet için bilahare bu hedefin “halkı din konusunda aydınlatma”ya doğru evrildiğini görüyoruz.
Kuruluş yıllarında Diyanet İşleri Reisliğinin yayın hizmetlerini şöylece değerlendirmek mümkündür: 1925 yılını hemen takip eden süreçte ülkemizde dinî olana takınılan yeni tavır, maddi imkânsızlıklar, mevzuatın elvermemesi gibi durumlar, Başkanlığa ciddi anlamda bir yayın faaliyeti imkânı vermemiştir. Bu süreçte Reislikten ileri düzeyde bir yayın hizmeti beklemek bir yana, 1950’lere gelinceye kadar teşkilat mensuplarının ve halkın dinî yayın ihtiyacına asgari düzeyde olsun cevap vermek mümkün olmamıştır. Bu eksiklik, sonraki yıllarda da kolay telafi edilememiştir. Buna rağmen sözünü edegeldiğimiz tefsir ve hadis kitapları, Başkanlığın yayıncılık tarihinde yakın zamana kadar aşılamamış bir yayıncılık olayıdır. Şu var ki, her iki yayın da ilmî birer eser olmaları sebebiyle halkın genelinin değil; müftü, vaiz gibi Başkanlık mensuplarının ve belli bir kültür düzeyindeki kişilerin istifadesine uygundu.
Bu yıllarda Mushaf, meal, ilmihal gibi temel kitapların basımının yapılamaması (Başkanlık ilk Mushaf basımını 1959’da; üç ciltlik bir Kur’an mealini de 1961’de yayınlayabilmiştir), diğer sebepler yanında, kanaatimce bu yıllarda mevzuat gereği yayınlarını ücretle satamayışı etkili olmuştur. On binlerce nüsha Mushaf, meal, ilmihal basıp bunları ücretsiz dağıtmak o günkü şartlarda herhâlde mümkün olmazdı. Nitekim bu yıllarda Müşavere Heyetince incelenip yayını faydalı görüldüğü hâlde maddi imkânsızlıklar sebebiyle basılamayan onlarca eser vardır.
Her şeye rağmen, geriye dönüp baktığımızda ilk yıllarında Reisliğin yayın faaliyetlerinde günümüz için de güzel örnek ve hatıralar bulabiliyoruz.

Bülent ACUN Mersin Tarsus Müezzin-Kayyım

Her dergi bir ihtiyaçtan doğar ve önemli bir boşluğu doldurur.
Bugün itibarıyla ilim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında tebarüz etmiş hemen her şahsiyetin ya okur ya da yazar olarak beslendiği bir dergi var.
Hatta öyle dergiler var ki bir neslin yetişmesine öncülük etmiş. Dergicilik tarihine bakıp şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bir derdimiz varsa, bir de dergimiz var demektir.
1991 yılında yayın hayatına başlayıp bugün itibarıyla 300’üncü sayıya ulaşan Diyanet dergisi kurumsal dinî yayıncılığın öncüsüdür.
Diyanet İşleri Başkanlığının vizyon ve misyonunun istenen seviyeye gelmesinde Diyanet dergisinin önemli bir rol üstlendiği aşikâr.
Diyanet İşleri Başkanlığının anayasal bir görevi olan “Halkı din konusunda aydınlattığı meşalelerden birisi de Diyanet Dergisi’dir.”

Ramazan BOZKURT İzmir-Tire Eğitim Merkezi Müdürü

Odanda bir dergi/n var biliyorum, ya masanın ya da sehpanın üzerinde, okumanı bekliyor, okursan seni hem bilgi hem de fikir sahibi edecek/etmeye yetecek bir dergi Diyanet… Neye/nereye mensup olduğunu, neden/niçin mesul olduğunu ve ne ile nasıl meşgul olman gerektiğini sana hatırlatan bir dergi Diyanet…
300. defadır kapımıza gelecek olan dergimizi sadece evimize değil elimize de alalım, hatta elimize almakla da kalmayıp neleri ele aldığına da bir bakalım.
Ömrünün uzun olması ümidi ve duasıyla yayınında, yazımında ve diğer her aşamasında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler…