Makale

Evsizlik ve evsizler

Evsizlik ve evsizler

Prof. Dr. Ejder Okumuş
Eskişehir Osmangazi Üniv.

Evsizlik kavramı
Modernlikle birlikte kendini gösteren bireycilik, egoizm, egosantrizm, ailesizlik, aile içi huzursuzluk gibi faktörlerin de arasında yer aldığı birçok amilin etkisiyle ortaya çıkan ve dünya çapında ciddi bir sorun hâline gelen evsizlik, BM’in ilgili birimlerinin ve sosyologların tanımlamaları da dikkate alınarak, bilhassa sosyo-ekonomik bir mesele olarak evi olmamayı, evden mahrum olmayı, evin dışında yaşamayı, ailesiz olmayı, sokakta olmayı, kimsesiz olmayı, düzenli bir barınma mekanına sahip olmamayı, barınaksızlığı ifade etmektedir.
Evsizlik, büyük kentlerin, hatta bütün şehirlerin en önemli sosyal problemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Evsizliğe düçar olanların barınma alanları, sokaklar, caddeler, terk edilmiş mekanlar, gece kullanım sıklığı az olan yerler, örneğin bankamatiklerin bulunduğu kapalı alanlar ve inşaatlardır. Bu sorun, bireyin zihinsel veya psikolojik sorunları, bireysel ve sosyal patolojiler, mali ve ekonomik sorunlar, örneğin ödeme gücünün yetersizliği, toplumsal damgalanma ve dışlanma, çatışma ve savaşlar, devletlerin parçalanması ve ülkenin, ailenin veya bireyin yaşadığı ani ekonomik krizler vb. gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
Evin toplumsal ilişkilerle anlam kazandığı ve günümüzde konut içinde yalıtılmış, yalnızlaşmış aile bireylerinin yaşadığı, yani bir anlamda “ev içinde evsizlik” durumunun var olduğu düşünülürse, evsizlik konusu, çok önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Evsizler
Evsizlik durumunu yaşayan kişiye evsiz denilir. Bugün artık kentleri evsizler olmadan düşünmek neredeyse imkansız gibi bir şey haline gelmiştir. İnsan gittiği her kentte gece veya gündüz mutlaka evsizlere rastlar, onların durumuna tanıklık eder. “Sokağın çocukları”nı da içine alacak şekilde evi olmayan, evin dışında yaşayan her yaştan insan evsizdir. Evsiz insanlar için “sokağın insanları” demek yanlış olmaz. Evsizler, sokakları, caddeleri, kaldırımları terkedilmiş binaları, inşaatları, köprü altlarını, bankamatik alanlarını, menfezleri, evsiz barınaklarını, parkları, otogarları, garları havalimanlarını düzenli ve sağlıklı olarak yatıp uyuyamayacakları yerleri ev edinirler.
Günümüzde dünya çapında yüz milyondan fazla, Türkiye’de ise elli binden fazla evsiz yaşadığı dikkate alındığında, evsizlerin ne kadar büyük bir sayısal durumu ifade ettiği ve evsizliğin insanlık için ne kadar önemli bir problem olduğu daha iyi anlaşılır.
Evsizliğin nedenleri
Çok boyutlu toplumsal bir sorun olan evsizliğin birçok sebebi bulunmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kendini göstermeye başlayan, özellikle de 1980 sonrası küresel ölçekte yaşanan krizlerle 2000’li yıllarda meydana gelen finans krizlerinin ortaya çıkardığı işsizlik ve diğer ekonomik sorunlar, büyük oranda evsiz nüfusun artışına kaynaklık etmiştir. Plansız kentleşme de özellikle yoksul kesim için büyük bir evsizlik zemini oluşturmuştur.
Deprem, sel, kasırga gibi doğal afetler ve ayrıca savaş ve çatışmalar da evsizlik olgusunu tetikleyen faktörlerdendir. Göç ve kentleşmenin artışı ile farklı ekonomik şartlar ve farklı sosyo-kültürel yapılardan gelen insanların birlikte yaşaması, uyum problemine yol açmıştır. Uyum sorunları da evsizliği besleyen önemli bir etkendir. Şiddet, yalnızlık hissi, ruhsal hastalıklar gibi durumlar da evsizliğe yol açan etkenler arasındadır.
Ailede huzursuzluk, çözülme, parçalanma, boşanma, bakılmama; anne-babanın aile bilincinden yoksun olması gibi nedenler; evde saygı ve sevgi görmeme; anne-babasızlık; yoksulluk; evde kendini güvende hissetmeme; evin fiziki yetersizliği, örneğin darlığı; istismar, baskı, şiddet, dayak ve çatışma; ihmal ve ilgisizlik; cinsel taciz, macera isteği; eğitimsizlik evsizliğe yol açan önemli hususlardandır.
Esasen evsizliğe yakından bakıldığında, onun karmaşık bir nedensellikle, birbiriyle etkileşim halinde olan birçok sebeple izah edilebileceği anlaşılır. Fakat daha bir yakından bakıldığında, evsizliğe sebep teşkil eden en temel etkenin, aile içinde “evsiz“ kalma, kendini evsiz hissetme olduğu ve de buna paralel olarak toplumda komşuluk, dayanışma, yardımlaşma, kardeşlik gibi konularda değer kaybının ortaya çıkmış olması olduğu fark edilir. Bütün toplumda sağlam aile yapısıyla sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın hakim kılınması, evsizlik sorununun büyük ölçüde çözümünü de beraberinde getirecektir.
Evsizliğin sonuçları
Herhangi bir toplumsal bağa mensup olmama hâli veya bu bağın kaybedilmiş olması, evsizlik olgusundan kurtuluş için gerekli dayanışmaya ulaşılmasını engellemektedir. Evsizlik, barınaksızlık, kamu hizmetlerinden yoksunluğu da beraberinde getimektedir. Bu ise yasalarla tanımlanmış sosyal ve ekonomik hakları elde edememeyi bünyesinde taşımaktadır.
“Evsizlik” olgusu evsizlerin toplumdan dışlanması, sokakta, şiddet, kaçırılma, istismar, yaralanma, öldürülme, fuhuş, suça zorlanma veya yönelme, alkol ve madde bağımlılığı, bulaşıcı ve ölümcül hastalıklara yakalanma gibi sorunlarla karşılaşabilmelerine sebep olur. Evsizler, doğrudan suça yönelmenin dışında ihmal ve istismara uğrama; bali, tiner, sigara gibi bağımlılığa yol açan maddeleri kullanma; dayak, yaralama, ölüm gibi şiddete maruz kalma veya maruz bırakma; adam öldürme, fuhşa yöneltme; psikolojik sorunlarla yüzyüze gelme; sağlık problemleri; cinsel taciz ve tecavüze maruz kalma veya maruz bırakma gibi olumsuzlukları yaşayabilmekte ya da yaşatabilmektedirler. Evsizler, ayrıca uykusuzluk, güvenlik, hijyenik imkanlardan yararlanamama, banyo yapma, elbiselerini temizleme ve kurutma imkanlarından yoksunluk, yiyecek temin etme sıkıntısı, toplu taşıma araçlarından yararlanamama gibi durumları da yaşarlar.
Sonuç olarak evsizlik, modern dünyanın küresel ölçekte en önemli insani, toplumsal, kültürel, siyasal ve ekonomik sorunlarından birini teşkil etmektedir. Bu sorunun çözümü konusunda bütün topluma, bütün toplumsal aktör, kurum ve kuruluşlara görev düşmektedir. Evsizlerin varlığı ve gittikçe sayılarının artması, en önemli, en hayati insani değerlerin, insana insanca yaklaşma, aile, sevgi, saygı, insana sahip çıkma, yardımlaşma, paylaşma, dayanışma gibi değerlerin gereği kadar ikame edilmediğini göstermektedir. İslam dini, bu sorunun çözümü için gerekli yolu çizmiş ve önümüze getirmiştir: Aile toplumu ayakta tutan temel kurumdur. Evsizlik sorununun çözümünde de aile kurumu anahtar konumdadır. Dinî değerler ikame edilip aile kurumu asli özelliklerine kavuşturulur, olması gereken niteliklerle mücehhez kılınır da toplum genelinde dayanışma ve kardeşlik duygusu, bilinci ve pratiği hakim duruma getirilirse, evsizlik sorunu büyük ölçüde çözülecektir.