Makale

Her din görevlisi bir cami kuşudur. Yuvasını mescidin bağrına yapar

Her din görevlisi bir cami kuşudur. Yuvasını mescidin bağrına yapar.

Sacid Ekerim
İncirliova Müftüsü

Her caminin bir yürek hastanesi, her imamın bir gönül hekimi olduğu yıllar vardı. Sıkıntıların tebessümle çözüldüğü günler; insanların kendisinden yardım isteyen elin rengine bakmadan el uzattığı yıllar; unutulmaz anların kalpten kalbe bir tatlı bakışla, iç dünyamıza bir bayram sabahında, bir sabah namazında nakşedildiği, sevginin elden ele, evden eve; minberden, mihraptan, kürsüden, taşındığı kutlu zamanlar!... Sadece kitaplarda kalmadı bunlar, kalmamalıydılar.
Hiçbir sığınağın, huzur ve kurtuluş yerinin olmadığı kıyamet gününde; arşın gölgesinde Hz. Allah’ın korumasında ferahlık bulacak yedi kişiden üçüncüsünü anlatırken insanlığın en kutlu kişisi Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “Kalbi mescitlere bağlı adam” (Buhari, Ezan,36; Müslim, Zekât, 91.) ifadesini kullanır. Camileri gönül hastanelerine çeviren, işte bu hakikati yaşayan din görevliliğinin de ötesinde din gönüllüsü olan imam hatiplerdir.
Hayatı iki ezan arasında olan insan farkında mı acaba? Doğduğunda, yüzünde tebessüm, kalbinde ruhani hüzün, bir hoca efendi vardı yanında. Öldüğünde, yüzünde ve içinde hüzün, acısıyla solan bir gülün yine bir hoca efendi var olacak yanında. Peki, Allah yoluna çağıran bu insanlar sadece matemde, ölümde mi hatırlanacak?
İnsanları Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden kimin sözü daha güzeldir. (Fussılet, 41/33.) Hidayet rehberi Hz. Kur’an’ın bu ayeti ne kadar da manidardır. Her ezanda bizi Allah yoluna çağıran, adeta camilerin ruhu olup onları ayakta tutan, bahçelerini güllerle süsleyen, iç dünyamıza inciler serpen din gönüllüsü irfan erleri ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Her din görevlisi bir cami kuşudur. Yuvasını mescidin bağrına yapar. Camisini cemaatle, bahçesini güllerle süsler. Onun bir kanadı takva ise diğeri irfan ve bilgidir. Yaşlılar caminin direkleri, gençler ve çocuklar o kutsi mekânın çiçekleridir, onun aklında.
Din gönüllüsü ezanları göğe, onun da ötesinde arşa doğru yükselten kişidir. Okunan her ezan Rahman’ın evine bir davettir. Müezzinin dudağından dökülen her “hayye ale’l-felah” (haydi kurtuluşa, hayra ve huzura gelin) sözü; aşkla okuduğu her ezan onun için sesini duyan ve dinleyenler sayısınca lehinde iyiliğine şehadet edecek kişiler demektir. (Malik, Muvatta, 151.) Bu hâl, haftalara sığmaz bir Allah ikramının işaretidir.
Taştan, ahşaptan yapıları mabede çeviren sır, memurluktan öte yürekten bir tavır, içten gelen bir sevgi enerjisiyle çalışan din görevlisi siluetinde saklıdır. İşte böyle bir kişi namazda huşuyla Fatiha okuyup "amin" dediğinde irfan, aşk ve amel üçlüsüyle yetiştirdiği cemaatinin "amin" seslerine meleklerin "amin" (Rabbim kabul eyle) sesleri karışacak, vaat edilen mağfiret ve bereket yeryüzüne inecektir. (Malik, Muvatta, 199.)
Cami kuşları ufka uçarken arkalarından baktık kaldık. Kimileri can emanetini sahibine secdede verdiler; kimileri hastane köşelerinde, hastalıkların acılarına "elhamdülillah" diye uçup gittiler. Kimileri bir yarı ömür kendi evlerinden daha aziz bilip, üzerine titredikleri, hizmet için terledikleri; bahçesinde müminlere laleler, sümbüller yetiştirdikleri, caminin musalla taşından ahiret âlemine kanatlandılar. Kimilerinin vefatında yüz kişi ağladı, kimilerinde yüz bin kişi yas bağladı. İsimleri Mustafa’ydı, Ahmet’ti, rehberleri Hz. Muhammed’di. Belki imam, belki müezzin belki de hizmetliydi, hepsi de işinin ehliydi. Allah (c.c.)’ın indinde kıymetliydi. Herkes unutsa da isimlerini, rûzimahşerin maliki Allah Teala hazretleri, onların sahipleriydi.
“İmam kendisine tabi olunması için vardır. Ondan ayrılmayın.” (Malik, Muvatta, 212.) Bu hadis fıkıh açısından namazda imamlık yapana tabi olmakla alakalıdır. Fakat belki de bunun da ötesinde bize; Kâbe’nin şubesi mescit ve camilerimizde kutsi bir şuur ve liyakatla görev yapmayı da hatırlatır. Hayat uzun ve yüce bir namaz, dünya büyük bir mescittir. Yapılacak görev ise hem var edene, hem bütün varlığa karşı huşu, saygı ve muhabbetle dolu samimane bir kulluktan ibarettir.