Makale

Aile İçi İletişim ve Boşanma Sorunu

Doç. Dr. İsmail Karagöz
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

aile içi iletişim ve
boşanma
sorunu

Aile; insanın ilk eğitim ve öğretimini, edep ve terbiyesini aldığı, kişilik ve kimliğinin geliştiği, sevgi, saygı ve sosyal ilişkileri öğrendiği, iyi veya kötü alışkanlıklarını kazandığı yerdir. Bu açıdan aile kurumu, hem birey hem de toplum için hayatî önemi hâizdir, insan; temizliği, disiplini, hak ve hukuka riayet etmeyi, Allah, peygamber, iman, ibadet, ahlâk, helâl, haram, doğru sözlülük, dürüstlük, sevap ve günah gibi dinî konuları öncelikle ailesinden öğrenir.
Sağlıklı ailelerden oluşan toplumlar da sağlıklı olur. Geleceğini güvence altına almak isteyen milletler, bu sebeple aile hayatına büyük önem verirler. Yüce dinimiz İslâm da aile hayatına çok büyük değer ve önem vermiştir. Bu itibarla olmalı ki yüce kitabımız Kur’an’da en detaylı olarak; evlenme, boşanma ve aile fertlerinin görev ve sorumlulukları anlatılmıştır. Dinin direği olan namaz ibadetine bile aile ile ilgili konular kadar yer verilmemiştir Kur’an’da.
Evlilik kurumu ile ilgili Allah ve Peygamberin emir ve yasaklarını, öğüt ve tavsiyelerini uygulamak, ibadet ve sevap olduğu gibi aksi davranışın, isyan ve günah olması konunun önemini ifade etme açısından önemlidir. Kur’an’da oruç (Bakara, 187) ve miras (Nisâ, 13-14) ile ilgili hükümlere "hudûdullah=Allah’ın sınırları" denildiği gibi, evlenme ve boşanma ile ilgili hükümlere de hudûdullah denilmiştir. (Bakara, 229-230; Mücâdele, 4, Talâk, 1) Allah’ın sınırlarını ihlâl edenler nefislerine zulmedenler olarak nitelenmiştir. (Bakara, 230; Talâk, 1)
Allah ve peygamberin aile kurumuna bu kadar değer vermesi, insana, insan neslinin devamına ve insanın huzur, güven, mutluluk ve barış içinde yaşamasına verilen önemin bir ifadesidir.
Sağlıklı kurulması halinde aileler mutluluk, güven ve huzur yuvası olurlar. Aile kurulmasını bir evin yapımına benzetebiliriz. Bir ev yapmak isteyen insan, her şeyden önce binayı oturtacağı arsanın zemin etüdünü yaptırmalı, iyi bir proje çizdirmeli, yapıyı kaliteli malzeme ile yapmalıdır. İçinde oturulan bina hor kullanılmamalı, zaman içinde bakımı ve onarımı yapılmalıdır. Böyle olmadığı takdirde bina çabuk eskir, çöker, orta şiddette bir depremde yıkılır, can ve mal zayiatına sebep olur. Tıpkı bunun gibi, kurulacak ailenin de baştan sağlıklı ve sağlam kurulması gerekir. Bu nedenle gençler kendilerine denk, her yönden geçim sağlayabilecekleri bir eş seçmeli, nişanlılık, düğün ve nikâh sırasında dinî, yasal ve toplumsal bütün kurallara uymalı, aileyi sarsacak, söz, eylem ve davranışlardan sakınmalı, karşılıklı hak ve görevlere eksiksiz riayet etmelidir. Bu, ailenin huzurlu ve mutlu olması kadar dağılmaması ve sağlıklı olarak varlığını sürdürmesi için de önemlidir.
Her ailede zaman içinde birtakım problemler çıkabilir. Bu problemler büyütülmemeli, sorunlar konuşarak çözülmelidir. Çiftlerin karşılıklı olarak bir- birilerine sevgi ve saygı, şefkat ve merhamet göstermeleri, em- pati yöntemini kullanmaları gerekir. Aynı Şekilde kendileri için istemedikleri şeyleri eşleri için de istememeleri, kendilerine yapılmasını arzu etmedikleri davranışları eşlerine de sergilememeleri ailede huzurun devamı için önemlidir. Karşılıklı anlayış, yardımlaşma, dayanışma ve hoşgörü, ailenin mutlu olmasının olmazsa olmaz şartıdır. Sözlü ve fiili şiddet, yalan, aldatma ve görevleri ihmal, ailede tedavisi imkânsız yaralar açar. Aile kurumunun kavgasız sürebilmesi ve yıkılmaması için ailede görevler, hakkıyla yerine getirilmelidir. Bu görevleri erkek, kadın, anne-baba ve çocuklar açısından şöyle özetleyebiliriz.
1. Erkeğin sorumluluk ve görevleri
Erkek, ailede adalate tesis etmeli ve korumalıdır. Ailenin her türlü ihtiyacını zamanında ve yeterince karşılamalıdır. Yüce Allah; "...Annelerin yiyeceği, giyeceği örfe uygun olarak babaya aittir..." (Bakara, 233) anlamındaki ayetle bu görevi erkeğin uhdesine vermiştir. Aile fertlerinin yeme, içme, giyinme, barınma, ısınma, eğitim ve sağlık gibi her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak farz bir görev ve ibadettir. "Bir kimsenin harcadığı paraların en değerlisi, aile fertlerine harcadığı paradır." (Müslim, Zekât, 38, I, 692), "Bir kimse sevabını Allah’tan umarak aile fertleri için harcama yaptığı zaman bu, kendisi için sadaka olur." (Buhârî, İman, 4i, ı, 20) anlamındaki sözleriyle Peygamberimiz (s.a.s.), bu görevin önemini dile getirmiştir. Aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılamanın sevap olmasına karşılık bu görevi ihmal etmek günahtır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; "Kişiye günah olarak sorumluluğunda olan aile fertlerini ihmal etmesi yeter." (Ebû Dâvut, Zekât, 45, II, 321) anlamındaki sözü, bunun açık delilidir. Erkek, aile fertlerini dünyevî ve uhrevî zararlardan korumalıdır. "Ey müminler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun... "(Tahrîm, 6) anlamındaki ayet, erkeğin, hem kendini hem de eşini ve aile fertlerini dünya veya ahirette cezaya maruz bırakacak inanç, söz, eylem ve davranışlardan koruması gerektiğini ifade etmektedir. Erkek, aile fertlerini ibadete teşvik etmelidir. "Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et..." (Tâhâ, 132) anlamındaki ayet, erkeğin bu görevini bildirmektedir. O, namazını bizzat kendisi kılarak örnek olacak ve sözlü olarak da eşi ve çocuklarının da namaz kılmalarını teşvik edecektir. Erkek, eşi ile iyi geçinme- li ve ona yumuşak davranmalıdır. "...Onlarla iyi geçinin, eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur." (Nisâ, 19) anlamındaki ayet, eşlerle iyi geçinil- mesini ifade etmektedir. Eve gelen aile fertleri ev halkına selâm vermelidirler, bu, yüce Allah’ın bir emridir. (Nur, 6i) Erkek, ev halkına güzel söz söylemelidir. Güzel sözden maksat, yalan, aldatma ve kırıcı olmayan, yapıcı, doğru ve gönül alıcı söz söylemektir. Yüce Allah, Kur’an’da müminlerin doğru sözlü olmalarını (Ahzâb, 70) istemekte ve kötü sözlerin söylenmesini sevmediğini bildirmektedir. (Nisâ, 148) Erkek, sorunları büyütmemeli ve eşi ile dargın durmamalıdır. Peygamberimizin beyanı ile; "Müslümanın mümin kardeşi ile üç günden fazla dargın durması helâl olmaz." (Tirmizî, Birr, 24, III, 329) İşlerini aile fertleriyle istişare etmelidir. Her seviyede işlerin istişare ederek karara bağlanıp yürürlüğe konulması Allah’ın emridir. (Al-i Imrân, 159) Affedici olmalıdır. İnsanlar, istemeseler de kusur işleyebilirler. Kusurları affedebilmek olgunluğun göstergesidir. Yüce Allah, Al-i Imrân sûresinin 1 33. ayetinde cennetin muttakîler için hazırlandığını bildirdikten sonra 134-135. ayetlerde muttakilerin niteliklerini saymıştır. Eşini kötüleme- meli ve dövmemelidir. Erkeklerin eşlerini yermemeleri ve onlara şiddet uygulamamaları, evlilik kurumunun sağlıklı ve mutlu olarak devam etmesi için önemli bir husustur. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; "Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onlara vurmayın ve onları kötülemeyin", (Ebû Dâvûd, Nikâh, 42 II, 607) "Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanları ahlâkı en güzel olanlarıdır. Sizin hayırlınız kadınlarına / eşlerine en hayırlı olanlarıdır", (Ibn Hıb- bân, Nikâh, IX, 483, No: 41 76) "Eşine en yumuşak davrananlarıdır." (Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, Uşratü’rı-Nİ- sâi, 66, No: 9154, v, 364) anlamındaki hadisler de erkeklerin eşlerine iyi davranmalarını ve onlara şiddet uygulamamalarını öngörmektedir. Zikrettiğimiz bu görevlerin aksatılmadan yerine getirilmesi, hem ailenin huzuru ve güveni, hem de varlığını sürdürmesi açısından önemlidir. Her erkek bu görevleri bilmeli, öğrenmeli, kabullenmeli ve uygulamalıdır.
2. Kadının sorumluluk ve görevleri
Peygamberimiz (s.a.s.) "Kadın, eşinin evinin ve çocuklarının yöneticisidir." (Buhârî, Nikâh, 81, vı, 146) anlamındaki hadisi ile kadına da aile içinde yönetim sorumluluğu yüklemiştir. Kadın; hem ev işlerinde hem de çocuklar, aile içi iletişim, eğitim-öğre- tim, sağlık, giyim-kuşam, yeme- içme ve benzeri konularda yönetim sorumluluğunu çok iyi yerine getirmelidir. Bu, ailenin huzurunu ve devamını sağlayacaktır. Karşılıklı olarak eşlerin birbirlerine saygılı olmaları esastır. Kadının eşinin meşru isteklerini makul ve olumlu karşılaması gerekir. Bu, Allah ve Peygamberin isteğidir. Kadın, eşine karşı güler yüzlü davranmalı, iyilik ve hizmetlerine teşekkür etmelidir. Hoşgörülü ve güler yüzlü olmak, iyilikler karşısında teşekkür etmek, insanın temel görevidir. Peygamberimiz (s.a.s.); "İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez", (Tirmizî, Birr, 35, ıv, 339.) "Aza teşekkür etmeyen çoğa da teşekkür etmez" (Ahmed, ıı, 370.) sözleriyle bu genel ilkeye işaret etmiştir. Peygamberimiz, kadının eşine teşekkürü konusunda şöyle buyurmaktadır: "Eşine teşekkür etmeyen kadına yüce Allah, itibar etmez (ona merhamet nazarıyla bakmaz). Kadın, eşinden müstağni olamaz." (bk. Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, Uşretü’n-Nisâi, 58, V, 354) Kadın, çocuğunu emzirmeli, bakıp yetiştirmelidir. "Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler..." (bk. Bakara, 233) anlamındaki ayet ile bu göreve işaret etmektedir. Kadın israf etmemelidir. İsraf; ekonomik değerleri yerli yerinde harcamamak, ziyan etmek, heder etmek, faydasız yere harcamak, gerektiğinden çok harcamak, ölçüsüz biçimde harcamak anlamına geldiği gibi; Allah’ın uygun görmediği şekilde harcamak, Allah’a itaat olmayan yerlere harcamak, haram yolda harcamak anlamına da gelir, ihtiyacı gidermeyen, güzel olmayan, yararsız, boş yere ve gayri meşru harcamalar, ihtiyacın ötesinde hakkı olmayan alanlara nimetlerin aktarılması birer israftır. Meselâ kişinin parasını, malını ve mülkünü kumar, içki, fuhuş gibi haram yerlere harcaması israf olduğu gibi, gıda maddelerinin çürütülmesi, ekmek, yemek, sebze ve meyvelerin çöpe atılması, giyilebilen eskimemiş giysilerin, kullanılabilen ev eşyasının atılıp yerine yenisinin alınması, gereksiz yere elektrik sarfiyatı, suyun boş yere akıtılması, hatta gerektiğinden fazla yiyip içilmesi dahi israftır, israf ise haramdır, (bk. A’râf, 31, bk. En’âm 141) Maddî imkânları, dinen yasak olan yerlere harcamak haramdır. Peygamberimiz (s.a.s.), malı-mülkü zayi etmeyi hoş olmayan davranışlar arasında saymıştır, (bk. Buhârî, Istikrâz, 19, ııı, 87) Kur’an’da israf olayı, malı- mülkü saçıp savurmak, sefihçe harcamak, gerektiği yere sarf etmemek anlamındaki "tebzîr" kavramı ile de ifade edilmiştir, (bk. Isrâ, 26-27) Kadın, eşi ile dargın durmamalı ve eşini kötüle- memelidir. Yukarıda erkeğin görevleri arasında zikrettiğimiz bu husus, aynen kadınlar için de geçerlidir.
3. Erkek ve kadının ortak görevleri
Kadın ve erkeğin ortak görevleri arasında karşılıklı olarak birbirlerine saygılı olmaları, birbirlerinin kusurlarını affetmeleri ve birbirlerinin sırlarını başkalarına anlatmamalarını zikredebiliriz. (bk. Müslim, Nikâh, 123, II, 1060) Anne-babaların, birbirlerine karşı görevlerini yapmaları, ailenin huzuru ve devamı için önemlidir. Bu itibarla; doğan çocuklarına anlaşarak güzel bir isim vermeleri, (bk. Ebû Dâvûd, Edeb, 69, V, 236, No: 4948) Çocuklarını sağlıklı olarak yetiştirmeleri, (bk. Ibn Mâce, Edeb, 3, II, 1211, No: 3671) çocuklarına helâl rızık yedirip içirmeleri, çocuklarını ahlâklı, edepli ve dindar olarak yetiştirmeleri, (bk. Tirmizî, Birr, 33, IV, 338, No: 1952) eğitim ve öğretim yaptırmaları, bir meslek sahibi olmalarını sağlamaları, çocukları arasında âdil olmaları, (bk. Müslim, Hibât, 13, ıı, 1243) zamanı gelince onları evlendirmeleri (bk. Ahmed, ı, 105) de görevleridir. Çocukların da anne-babalarına iyi davranmaları, onlara iyilik etmeleri, (bk. Isrâ, 23; Bakara, 83) bakıma muhtaç olduklarında onlara bakmaları, (bk. Ibn Mâce, Edeb, 1, II, 1208; Buhârî, Edeb, 2, VII, 69) onlara güzel sözler söylemeleri, onları azarlamamaları, (bk. Isrâ, 23) onlara karşı mütevâzi olmaları, merhametli davranmaları ve hayır dua etmeleri, (bk. Is- râ, 24) onlara itaat etmeleri (bk. Lokman, 15) görevleridir. Çocuklar, anne babalarının hayır dualarını almaya çalışmalıdırlar. Çünkü anne babaların çocukları için yaptığı dualar kabul Oİur.(bk. Tirmizî, Birr, 7, IV, 314, No: 1905)
Aile fertleri, özellikle eşler, karşılıklı görev ve sorumluluklarını yerine getirmezlerse, huzursuzluk ve geçimsizlik baş gösterir. Böyle bir durumda kesinlikle öfke ile hareket edilmemeli, sorunun kaynağını bulunmalı ve sorun; konuşarak, hatalar telâfi edilerek ve gerektiğinde özür dilenerek güzellikle çözülmelidir. Böyle bir durumda kadının da erkeğin de önemli sorumluluğu vardır. Yüce Allah, Kur’an’da bu durumda kadın ve erkeğe çözüm önerileri sunmaktadır. (bk. Bakara, 229; Nisa, 34) Konuşarak sorun çözülemiyorsa özellikle erkek sözlü ve fiili şiddete baş vurmamalı, kadın da evi terk edip gitmemeli, aile büyüklerinden yardım istemelidirler. Kadın ve erkeğin ailelerinden sözüne itibar edilecek iki hakem bir araya gelmeli ve çözüm önerileri üretmelidirler. İyi niyetli önerilerin çözüm getireceğini yüce Allah vaat etmektedir. (bk. Nisa, 35) Her şeye rağmen eşler arası sorun çözülemezse ayet ve hadislere uygun olarak evlilik akdine son verilmelidir. Evliliğe nasıl son verileceği Talâk sûresinin bir, iki ve altıncı ayetlerinde açıkça bildirilmektedir. Müslüman, öfkesine ve nefsine uyarak sonradan pişman olacağı söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Evlilik bağını bütünüyle koparacak bir boşama yöntemini seçmemelidir. Nikah akdinin resmi olarak yapılması gerektiği gibi boşanmanın da mahkeme kararıyla gerçekleştirilmesi gerekir. Peygamberimiz (s.a.s.)’in beyanı ile, "Helâllerin Allah’a en sevimsiz olanı, evlilik akdinin sona erdirilmesidir (talâk)" (Ebû Dâvûd, Talâk, 3, II, 632, No: 2178)