Makale

Yetime Babası Sorulmaz

Mustafa Yavuz
Cide İlçe Müftüsü

Yetime Babası
Sorulmaz

Yetim kimdir? Gerçek şu ki hiçbir tarif, yetim bir çocuğun babasından söz açılınca döktüğü iki damla gözyaşı kadar “yetim” kelimesinin anlamını ifade edemez.
Yetimler, toplumumuzun kanadı kırık kuşlarıdır. Korkutmak, sesi yükseltmek onları ürkütür. Kalplerinde tamiri mümkün olmayan yaralar açar.
Yetimin ne kadar hassas bir yapıya sahip olduğunu geçen yıl yaz Kur’an kursunda öğrendim. Hz. Peygamber’in yetimlerle ilgili tavsiyelerini, Rabbimin Kur’an’daki uyarılarını daha önce defalarca okumam ve anlayıp anlatmaya çalışmama rağmen yetimliğin ne olduğunu tam olarak anlayamadığımı o zaman fark ettim.
Bir gün sabahleyin müftülüğümüzün üst katında yer alan bayan hocalarımızın gözetimindeki kursumuzu da ziyaret edeyim dedim. Yeni çocuklarla tanışmanın, onlarla sohbet etmenin arzu ve heyecanı içerisinde selam vererek sınıftan içeriye girdim ve âdet olduğu üzere sıradan tanışmaya başladım.
Çocuklardan okullarını, sınıf ve ailesini anlatmalarını, babalarının ne iş yaptığını söylemelerini istiyordum.
Hemen öğretici masasının yanında oturan, mahzun bakışlara sahip iki kıza döndüm ve adlarını sordum. Çocuklar isimlerini söyledikten ve kardeş olduklarını anladıktan sonra babalarının ne iş yaptığını öğrenmek istedim ve bir kere ağzımdan, “Babanız ne iş yapıyor” demiş bulundum. Keşke demeseydim, hiç sormasaydım. Nerden bilirdim ki, “babanız ne iş yapıyor” sorusunun bu kadar ağır olacağını, çocukları gözyaşlarına boğacağını! İki kız kardeş başladılar ağlamaya.
Acaba bir hata mı yaptım, diye kendi kendime sordum. Ne yapacağımı da bilemedim. Onlar ağladıkça bende değişik duygular meydana geldi.
Çocukların babasının vefat ettiğini öğrenmemle beraber bende başladım içten içe ağlamaya ve bir hafta kendime gelemedim. Bir yetime babasını sormanın ne kadar ağır bir soru olduğunu, onları ne kadar derinden yaraladığını işte o zaman anladım. Ve hemen aklıma Rabbimin buyruğu olan, “Öyleyse sakın yetime kötü davranma.” (Duha, 93/9.) ayeti geldi.
Anladım ki, yetimi incitmek için bağırıp çağırmak, sert davranmaktan geçtim, “Baban ne iş yapıyor” demek yetiyormuş! Bundan sonra hangi kursu ziyaret etsem babalarını soramadım. Ya içlerinde bir yetim olup ta boynunu büküp ağlarsa diye.
Rabbimizin Kur’an’da sıklıkla vurgu yaptığı, Hz. Peygamber’in üzerinde titrediği, insanlığın ortak ve selim vicdanının var gücüyle sahiplendiği çocuktur yetim. Bugün dünya insanının dini, inancı ne olursa olsun, yetim çocuklar için evler açması, vakıflar kurması, yardım kampanyaları düzenlemesi, yetimlere kol kanat germenin insanlığın ortak değerlerinden birisi olduğunu ortaya koymaktadır.
Yetim zayıftır, bir tarafı her daim noksan ve eksiktir. Çünkü babası yoktur onun. Zayıf ve korunmaya muhtaçtır. Hz. Peygamber’in şu ifadesi ne kadar da anlamlıdır: “Allah’ım! Ben, yetimin ve kadının, bu iki zayıf insanın hakkını ihlal etmekten insanları şiddetle sakındırıyorum.” (İbn Mace, Edeb, 6; İbn Hanbel, II, 440.)
Yetim toplumun emanetine verilmiş, sahip çıkılması gereken, narin, kırılgan ve en ufak bir fırtınada bütün dünyası yerle bir olandır. Bu nedenle yetimi azarlamak, bağırıp çağırmak, hor görüp sesini yükselterek konuşmak, Allah katında ikaza neden olan, (Duha, 93/9.) Hz. Peygamber’in şahsında bütün müminleri titreten bir tavırdır.
Yetim boynu bükük, kanadı kırık, yüreği burkulmuş, gönlü hüzünle dolu olandır. Yetim ile beraber olan, yaşayan, hizmet eden, hatta konuşan kişi; söz, tutum ve davranışlarında nazik, ince ve hassas olmalıdır. Unutmamak gerekir ki, yetim kırılgan bir kalbe, hüzünlü ve duygusal bir yapıya sahiptir. Yetime sert, kaba ve acımasız davranmak, itip kakmak, ancak ve ancak inanmayan, inanmış gibi görünüp nifak dolu bir kalbe sahip olan ve hesabı inkâr edenlerin özelliğidir. (Maun, 107/2.)
İnsanlar bir araya geldiklerinde ve aralarındaki konuşma esnasında yetim kelimesi dile getirilince derinden, sessiz bir hüzün ortamı kaplar ve vicdan sahibi herkes onlar için bir şeyler yapmaya çalışır. Bunun karşısında vicdanını ve insanlığını kaybetmiş, değerlerden yoksun olup da yetime zulmeden, mallarına el koyan kişiliksiz insanların da varlığını unutmamamız gerekiyor. Zaten biz unutsak da Allah unutmuyor ve yetimin varlıklarına göz dikenlerin, mallarına haksız el koyanların karınlarına ateş dolduracakları ve cehennemi boylayacakları tehdidiyle uyarıyor. (Nisa, 4/10.)