Makale

Rüya Çiçeği

Rüya Çiçeği

Bülent Ata

Bütün gün yorulup sonunda uyuyakaldığında bırakırsın artık tuttuğun ipi. O ip senin kaybolmadan yürüdüğün dünya gezegenindeki yolculuğunu güvenli kılar. Ama ipi bıraktığın an uyuyakaldığın yerde her şey geride kalacak. Kim olduğun, konuştuğun dil, gördüğün resimler, olaylar, insanlar, içine karışacağın hayatlar, neredeyse her şey yeni bir yolculuk için seni bekliyor olacak.
Rüyada mazur sayılırsın gördüklerinden. Kim olduğun değişmemiş olabilir. Ama değişebilir de her an. Bir bakmışsın hiç tanımadığın biriymişsin. Hiç bilmediğin bir şehirde bundan yıllarca önce, belki yıllarca sonradasın. Aynı anda birkaç kişisin. Şekillerin ve zamanın dünyanın bilinen fizik kurallarını pek tanımadığı söylenebilir. Gördüğün canlı ve cansızlar biçim değiştirebilir.
Rüyalar geçmişte unutulmuş bir meseleyi, bir insanı hatırlar gibi önüne bir görüntü açar. Sen bu filmin, bu tablonun kimi zaman oyuncusu kimi zaman izleyicisisin. Rüya perdelerin altındakini, unutmak istediklerini sana hatırlatır. Korktuğun, kaçtığın, kaygı duyduğun şeylerle seni karşı karşıya bırakır. Yenilmenin ve kazanmanın provaları rüyada yaşanır.
Rüya öğretir. Öğrenme biçimleri hep bir müfredata ve öğretici kabiliyetine bağlıdır. Oysa rüyada anlayıverirsin bilinmeyeni sırası gelmeden. Bilginin havuzunda yüzersin ve gözüne su kaçar gibi bilgi sana ulaşır ve sen de kalır. İnsan rüyada tecrübe ettiği ona kendini güçlü hissettiren ya da etkisine alan duygular sebebiyle ve bu tecrübeden etkilenmiş olarak uyanır. Bazen o kadar güçlü bir rüya deneyimi yaşarsın ki, yıllar sonra gerçek yaşantılardan bile baskın bir yaşanmışlık olarak hafızanda yerini korur.
Rüya ödeştirir. Haksızlığa uğrayan ya da haksızlık eden insanın rüyada gördükleri birer terapi gibidir. Geçiştirdiğin ama aslında unutamadığın bir duygu seni bulur ve kaldığı yerden hissedilen ama söylenmemiş ne varsa dile gelir. Film kaldığı yerden yeniden oynar ve ödeşmeler yaşanır. Umulur ki bu rüyalar uyanınca bir derse bir tecrübeye ilham olsun.
Rüya farkına vardırır. Sürreal bir âlemde gördüğün şeylerin anlamsızlığı içinde yüzerken, tadını duygusunu bilmediğin pek çok şey hissedersin. Bildiklerin ve bilmediklerin bir benzeşme ve kıyaslama sayesinde algılanır. Tanıdık olan ve onun uzak yakın ahbapları olarak ayrılır. Bütün bu tasnifler insanı uyandıktan sonra da meşgul etmeye devam eder. Tıpkı uyumadan önce yaşadıklarımızın uyuduktan sonra rüyamızı meşgul etmesi gibi. Farkına varırız. Neyin içinde bulunduğumuz, bir resmin üstten kuşbakışı ya da yer altı hâlini görürüz.
Rüya bir okumadır. Bir hastalığın sebebini ve şifanın kaynağını görürüz. İnsanın uyuduğu mekân, bedeninin o anki kimyası rüyayı etkiliyor olabilir. Ama rüyanın içinde bir tür zamanda ve mekânda, hatta bilmediğimiz boyutlar arasında beklenmedik ve teklifsizce yaptığımız yolculuklar hep bir okumadır. Okuduğumuzu anlamak ne anlama geldiğini bilmek mümkün olmayabilir. Ama her bir rüya tuğla tuğla, hücre hücre bir sırasında ses veren bir enstrüman olarak bir hafıza duvarını oluşturur.
Rüya bir yedeklemedir. Yaşadığımız ne varsa geride kalır. Rüya ise geleceğin ve geçmişin içine salınan bir denizaltı gibi algılarınızı dolaştırıp öğrendiklerinizle rüyada gördükleriniz arasında bağlantılar kurar. Böylece bir başka rüyada o bağlantı bir tohumken ağaç olmuş, meyveye durmuş olarak yeniden karşınıza çıkar. Hem ilk hâli hem yaşansa olacak olanlar bin bir ihtimalle karşınızdadır. Rüyada unuttuğunuz şeyleri görme ihtimaliniz gideceğiniz hayatınızdaki yeni tecrübeler için bir hazırlık bir kuşanma ya da terk etme hâline bırakır sizi.
Rüya sizi tanır. Anlamsızlıklar içinde kör bir insana kılavuzluk eden bir köpek gibi sizi gezdirip dolaştırır. Üstünüzde kalan tatlar, kokular, renkler ve daha başka nice hisler uyandıktan sonra da size kendini hatırlatır. Böylece rüya hayatın küçük boşluklarına sızıp dolarak kendini mayalamaya, tohumlamaya devam eder. Tıpkı havuzda sedef hastalığına şifa olan balıklar gibi.
Rüya denizinde topladığın ne varsa uyanırken onları geride bırakırsın. Tıpkı öldüğünde bu dünyadan maddi hiçbir şeyi öte tarafa taşıyamadığın gibi. Rüya küçük ölümdür derler. Rüya ile amel olunmaz derler. Ama insan etkisinde kalınca rüya gerçekmiş gibi gelir ve bunu hayatına taşımaya kalkarsa çoğu başına iş alır.
Rüyada edinilen bilgilerin bu dünyada ne işe yarayacağını düşünmemelisiniz belki de. Çoğu zaman bunu rüyada görmeniz yeterlidir. Sizin rüyada olan bitenle hukukunuz rüyada kalmalıdır çoğu zaman. Etkilendiğiniz bir rüyadan sonra yapacağınız şeyin size açacağı gideceğiniz birçok yol olabilir, böyle düşünebilirsiniz. Hiçbir şey yapmamak da bir yoldur. Rüyadan aldığınız esinlerle hareket etmeye kalktığınızda hayatınızı bir kâbusa çevirme ihtimali her zaman çok mümkündür. Ama size ve insanlara hayır olacak bir ilham doğarsa kalbinize, oradan yürümek de mümkündür.
Rüya defterin olsa, her gün gördüğün rüyaları yazsan, birer kuş tutmuşsun görünmeyen bir kafese koymuşsun gibi. Rüya anlatılsa, ne olduğuna dinlese hatta izlese baksa herkes göremez, herkes anlayamaz rüyada ne olduğunu. Her bir rüyanın dili başkadır. Erbabı bazen duyar görülen rüyanın hangi dilde konuştuğunu. Çoğu kez de kimseye bir şey demez rüya vakti gelince açan bir çiçek gibi açar çok sonra kendini.