Makale

Ben Yaşlıyım Diyebilmek…

Ben Yaşlıyım Diyebilmek…

Dr. Semin Güler Oğurtan
Halk Sağlığı Uzmanı / Konya

İnsanoğlunun en büyük hissiyatı “var olmak” ve var olduğunu hissetmektir. Daha sonra kabul ve onaylanma ihtiyacı gelir. İnsan doğar, bebek olarak annesi ile aynı vücut olduğunu zanneder. Ondan ayrı kaldığında kaybolduğunu sanıp ağlar. Büyüme sürecinde kendi ayrı varlığını hisseder ve kabul eder. Sosyal ilişkileri başladığında hayati başarılarında kabul ve onay ihtiyacını karşılar. Yaşlanma sürecinde de bu ihtiyaçlar devam etmekte ve karşılanması kısmen azaldığı için yaşlılık psikolojisi kendini göstermektedir. “Yaşı yetmiş, işi bitmiş” deyiminin yanlış yargı kalıplarından biri olduğuna inananlardanım. Tüm olumsuz yanlarına rağmen yaşlılık yalnızca yıpratıcı bir sürecin sonunda gözleri kapamak değildir. Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre: Yaşlılık; çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinin azalmasıdır.
Yaşlılarda bireysel farklılıkların yanı sıra zeka, dikkat, öğrenme ve bellek, dil, akıl yürütme, zihnî esneklik ve üreticilik yeteneklerinde değişim beklenmektedir. Sorun bu değişimlerin kendisi değil bunların kabulü ve beraberinde yaşam yeteneğindedir. Yaşlının kendi düşüşünü; fiziki yeteneklerinin zayıflamasını ya da kısmen yok olmasını; seyretmesi kadar acı verici bir olay var mıdır?
Yaşlının, yaşlılığı ve beraberinde gelen yeni hayat tarzını kabul etmesi, kişilik yapısına, geçirdiği yaşam tarzına, tecrübelerine, duygusal ihtiyaç boyutuna, eğitim ve kültür düzeyine, inançlarına bağlılığa göre değişir. Kabul etmemesi ise aşağıdaki olumsuzlukların daha da artmasına sebep olur:
Kaygı:
- Yetersizlik.
- Başarısızlık.
- Hastalık.
- Yalnızlık.
- “Huysuz ihtiyar” veya “geçimsiz kocakarı” deyimleriyle etiketlenme.
Korku:
- Ölüm.
- Yatalak olma.
- Huzurevine bırakılma.
- Saldırıya veya tacize uğrama.
Benlik kaybı:
Özellikle gençlik yıllarında otoriter kişilerde gücün kaybı ve sözünün dinlenilmediğinin fark edilmesiyle benlik kaybı ve daha sonra depresyon başlar. Yaşlı intiharlarının altındaki sebeplerden biri de budur. Ülkemizde yaşlı intiharları henüz korkulacak düzeyde değildir. Bunu inançlarımıza borçlu olduğumuzu rahatlıkla savunabilirim. Ancak yaşlının çevresindeki sevenleri ve onun sevdikleri ile ilişkisi de mutlak önemli faktörlerdendir. Toplumumuzda yaşlılar için doğal destek grupları vardır. Cami cemaatleri, emekli lokalleri, sanat atölyeleri, güvenli ve sağlık görevlisi bulunduran yurt içi gezi turları, hac ve umre arkadaşlığı bunlar arasında sayılabilir.
Özel olarak bir yaşlıya öneriler:
- Umudu ve yeterliliği teşvik.
- Aile fertleri veya bakıcılarla sağlıklı iletişim kurmak.
- Bir dernek veya vakıf çalışmalarına katılmak.
- Düzenli sağlık kontrolleri.
- Algı farklılıklarını ara sıra değerlendirmek.
- Fotoğraf albümünü ara sıra karıştırıp anıları tazelemek.
- Farklı şehirlerde yaşantı geçirenlerde eski dost ve akraba ziyaretlerinde bulunmak.
- En çok yapmak istediği şeyi ve gerçekleştirmek istediği hayali yaşamasına yardımcı olmak.
- Torunların eğitiminde tecrübesini kullanmak.
- Okuyarak ve film seyrederek hayatı olduğu gibi kabul etmek.
Gençlikten muhtemel yaşlılığa hazırlık:
- Benlik algı ve saygısını her ortamda korumak.
- Ölümden sonraki hayata inancı sağlam tutmak ve yeni bir hayatın heyecanını yaşamak.
- “Var olmak, değişmektir. Değişmek olgunlaşmaktır. Olgunlaşmak ise bireyin kendini sürekli üretebilmesidir.” sözü gereği, yaşlılığı acizlik olarak değil bilgelik olarak değerlendirmek.
- Yaşlılıkta yetersizlik yerini bilgeliğe bıraktığında, toplumdaki saygınlığının artacağını bilmek ve bunu başarmak için gençlik yıllarında bilgi ve beceri depolayarak ve yaşayarak bilge olunacağını unutmamak.
- “Yaşlılık bilgisiz kişi için kış, bilgili kişi için hasat mevsimidir.” sözü gereği, anılar biriktirmek hatıra bankasında…
- Hayatta “ne güzel yaşam” dedirten özellikleri kendi yaşamına geçirmek, asla ertelememek.