Makale

Popüler Kültüre Karşı Medeniyet Kalkanı

Popüler Kültüre Karşı
Medeniyet Kalkanı

Bugün gençlerimizin yaşadığı popüler kültürün varlık sebebi, maddeye şekil veren, onun kokladığımız veya hissettiğimiz havasını oluşturan temel ruhun, yani merkezdeki gerçeklik ve faziletin belki kaybolması değil ama ciddi bir şekilde kırılması veya bozulmasıdır. Bu bozulmanın önlenebilmesi için, medeniyetin iç ve dış güzellik unsurlarını birlikte ele almalı ve yaşamalıyız.

Doç. Dr. Ahmet Albayrak
Uludağ Üniv. İlahiyat Fak.

Popüler kültür denildiğinde çocuklar ve gençler açısından aklımıza hangi problemler geliyorsa, bunların neredeyse hepsi belirli bir inanca dayalı medeniyet perspektifimizin yoksunluğundan veya yetersizliğindendir. Popüler kültürün en temel işlevi, gencin hayatında bıraktığımız boşlukları doldurmasıdır.
Medeniyet perspektifi başlı başına bir dünya görüşüdür ve amacı da insanın hem bireysel hem de toplumsal olarak yaşam biçimini bütün detayları ile belirlemesidir. Bir inancın medeniyet formuyla zirvelere ulaşması demek, o inancın tüm açılımlarının gerçekleşmesi demektir. Böylece bir dinin müntesibi, çocuk veya genç bile olsa, hayatının her bir detayında boşluk olmaksızın huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşayabilecektir.
Günümüzde inandığımız inanç ve değerlerle günlük hayatın pratikleri arasında çok ciddi farklılıklar belirmekte ve bu durum bizleri psikolojik gerginliklere sürüklemektedir. Gerginliğe katlanmak ve/veya sürdürmek çok zor olduğu için, bir başka ifadeyle insan psikolojisinin sürekli uyum arayışına ihtiyacı olduğundan dolayı özellikle gençler, modernleştirilmiş popüler kültürün unsurları ile eklektik bir biçimde uzlaşmaya ve böylece mutluluğu yakalamaya çalışmaktadırlar.
Bugünün popüler kültüründe her şey bir gösteri aracıdır ve her şey reklama dayalıdır. Gösteri çağında yetişen çocuk ve genç, hem gösterilen hedeflere, -kendi kimliğine ait olup olmadıklarına bakmaksızın,- efsunlanmış olarak ulaşmak istemekte, hem de kendisi için biçilmiş rolleri farkında olmaksızın kabullenerek sahnede yerini almaktadır. Genç, içi boş ve adeta halüsinasyon üreten imgelerle modern çarkın bir dişlisi olabilmek için gereken rolleri oynayacaktır. Ona göre mutluluk, insanın iç dünyasında değil, dış dünyada herkes tarafından gözlemlenen ve onaylanan davranışlarındadır.
Sükûnetin bir dinginlik kaynağı ve kalitenin bir göstergesi olduğunu gence nasıl anlatabiliriz ki! Hız dünyasında yarış içerisinde kaybolmuş gençlik, mehter takımının iki ileri bir geri adımlarını nasıl idrak edebilir ki!
Popüler kültürün medeniyetimizin yüksek seviyelerinden çok ama çok aşağı ve zıt düzeylerde olmasının ve gençlerimizin de korunmasız olarak etkilenmelerinin sorumlusu sadece aileler değildir; çünkü “halk” tabakasını oluşturan aileler de aynı kültürün sarmalı içerisinde boğuşmaktadırlar. Gregory Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli eserinde bir aydın kişinin halkına olan sorumluluğunu vurgulamak için, “Aydın olmak, modaya uygun kıyafetler giymek ya da kolalı yakalık ve modern şapka takmak demek değildir. Halk size, iyi bir ücret almanız ve akşamları sözde okuma salonlarında kâğıt ve domino oynamanız için okutup terbiye vermedi. Siz halkın aklını, halkın iradesini ve enerjisini uyandırmak zorundasınız. Halkın fikrini uyandırmalısınız, köylüyü, işçiyi, toplumun alt tabakalarını, nasıl iyi yaşanır, nasıl iyi yaşam koşulları elde edilir diye eğitmek zorundasınız.” der.
Popüler kelimesinin bir anlamı da, halkın zevkine uygun olan şeylerdir. Bizler hem halkın zevk düzeyini nasıl artırabiliriz hem de bu zevke uygun neler yapabiliriz diye dertlenebiliyor muyuz? Okumuş insanlar, diplomalılar, akademisyenler, “ne olacak bu toplumun hâli” diyen yazarlar, dinî ve millî kültür sınırlarını zorlamaksızın, aksine kendi hakikat medeniyetimizden esinlenen üretimleri, günlük hayatımızın pratik uygulamalarını, bizlere huzur verecek eğlence şekillerini, günümüz insanının algılama ve yaşantı tarzlarına uygun biçimde belirlemeliler ki, genç, hayatında bir boşluk yaşamasın.
"Halk için tahayyül (hayal etme), âlimler için ise tasavvur (bir düşünceye dayalı zihnî tasarım) ve taakkul (akıl etme) vardır." (İbn Meymun) Halkın, özellikle çocukların ve gençlerin hayal dünyaları çok geniştir. Çocuk oyuncağıyla oynarken geleceğinin hayalleri içerisindedir. Çocukların ve gençlerin şiddete ve sadece dünyevi zevklere dayalı plastik ve dijital oyunlarına karşı alternatif veya kopyacı bir tavırla değil, kendi medeniyetimizin dinamiklerinden kaynaklanan güçlü tasavvurlarla geliştirebileceğimiz oyun ve oyuncaklarımız ve eğlence biçimlerimiz olmalı ki dinimizin bu dünyada hayatımıza “anlam” katan ilahî bir kaynak olduğunu fark edelim.
Bugün gençlerimizin yaşadığı popüler kültürün varlık sebebi, maddeye şekil veren, onun kokladığımız veya hissettiğimiz havasını oluşturan temel ruhun, yani merkezdeki gerçeklik ve faziletin belki kaybolması değil ama ciddi bir şekilde kırılması veya bozulmasıdır. Bu bozulmanın önlenebilmesi için, medeniyetin iç ve dış güzellik unsurlarını birlikte ele almalı ve yaşamalıyız. Bunun için de birbirini tamamlayan şu dört boyutu hayatımıza kapsamlı olarak uygulamamız gerekmektedir: Varlığın özünü oluşturan hakikati hissedebilmemiz için kalbî ve zihnî boyut; karşılaştığımız tüm güzelliklerin ilahî güzelliğin bir yansıması olduğunu idrak edebilmek için estetik boyut; insanlar arası sevgiyi artırmak üzere iyiliklerimizi çoğaltmak için ahlaki boyut ve değişik dünyalar arasında uyum ve düzeni sağlamak için ruhsal boyut. Modern popüler kültüre karşı direnmenin ve gençlerle birlikte hayatımızı bütün yönleriyle zenginleştirmenin temel sırları, işte bu boyutlarda gizlidir.
İlahî kaynaklı din, bir medeniyet perspektifiyle insanlara ulaşır ve bu medeniyet kendi ahlâk, inanç ve sanat değerlerini yansıtan şehirler kurar. Bir şehre baktığınızda, ona vurulmuş mührün rengine göre medeniyetini ve tarihini anlayabilirsiniz. “Halife” olarak yaratılmanın gereği ve anlamı, Allah’ın iradesinin ve sonsuz güzelliklerinin gerçekleştirilmesi değil midir? Allah adına her şeyi kapsayan bir medeniyetin inşa ettiği şehir (medine), genç yaşlı her insanın fiziki ve psikolojik ihtiyaçlarını gidermekle birlikte, aynı zamanda metafiziksel, sanatsal ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılayabilir. Böyle bir medeniyet havzası, çocuk ve gençler için diğer yabancı kültürlerden gelecek etkilere karşı güçlü bir kalkan gibidir. Bu havzada huzur içerisinde yetişen gençler yaşam zevkini tadabilecekler, estetik algılarını geliştirebilecekler ve varoluşla ilgili herhangi bir anlam boşluğu hissetmeyeceklerdir.