Makale

Dönemleri ve öne çıkan hizmetleriyle Diyanet İşleri Başkanları Hasan Hüsnü Erdem- II

Dönemleri ve öne çıkan hizmetleriyle Diyanet İşleri Başkanları
Hasan Hüsnü Erdem – II

Dr. Mehmet Bulut


Altıncı Diyanet İşleri Başkanımız Hasan Hüsnü Erdem’in özgeçmişini ve başkanlık yaptığı dönemin din hizmetleri açısından bazı hususiyetlerini dergimizin Nisan sayısında özetlemeye çalışmıştık. Bu yazımızda merhum hocamızın Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptığı yıllarda (1961-1964) gerçekleştirilen önemli bazı hizmetlere değinmek istiyoruz.

Öncelikle ifade edelim ki, Hasan Hüsnü Erdem dönemi, Diyanet hizmetleri açısından verimli bir dönem sayılabilir. Bu dönemde özellikle din hizmetlilerinin mesleki bilgilerini geliştirmek için gayret gösterildi; bu çerçevede tekâmül kurslarına/hizmet içi eğitim faaliyetlerine ağırlık verildi. Başkanlığın bu ve benzeri hizmetlerine temas etmeden önce, bu yıllarda Başkanlıktaki bazı gelişmelere satırbaşları halinde ve kronolojik bir sıra takip ederek değinmek istiyoruz.

Gelişmeler
Başkanlık için hazırlanan yeni teşkilat yasası için bu yıllarda da çalışmalar sürdürüldü. H. Hüsnü Erdem ve yardımcısı Sadettin Evrin’in “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un hazırlanmasında önemli katkıları oldu.

12 Ekim 1961’de teşkilata gönderilen bir genelgeden, o yıllarda din hizmetlileri arasında bir huzursuzluğun yaşandığını ve bu durumun önüne geçmek için bazı tedbirlerin alındığını öğreniyoruz.

Başkan, 10 Nisan 1962’de teşkilata bir genelge yayınlayarak Başkanlık görevlilerinin partiler üstü kalmalarını, siyasi partilerin çalışmalarına katılmamalarını, herhangi bir istekle Başkanlığa yaptıkları müracaatlar için milletvekili ve senatörleri ziyaret ederek onlardan tavassut istememelerini talep etti; bu tür davranışların yanlış olduğunu bildirdi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 16 Ekim 1962 günü Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ziyaret etti. Böylece, ilk defa bir cumhurbaşkanı, Diyanet İşleri Başkanlığını ziyaret etmiş oluyordu. Başkanlık Dergisi’nin Aralık 1962 sayısında bu olay, “Başkanlığımızın şerefli bir günü” başlığıyla verildi.

1963 yılı başlarında “Türkiye Hacılarının Hac İşlerini Düzenleme Derneği” adıyla bir dernek kuruldu. Diyanet İşleri Başkanı H. Hüsnü Erdem’in başkanlığını üstlendiği bu sivil derneğin amacı, “Türkiye’den hacca gidecek vatandaşların hacla ilgili bütün işlerinde yardımcı olmak” şeklinde açıklanmıştı.

Din görevlileri tarafından ilk defa olarak bu yıllarda, “Hademe-i Hayrat Federasyonu” ve benzeri adlarla dernek ve federasyonlar oluşturuldu.

Özellikle 1962-1963 yıllarında cezaevlerinde dini hizmetlere ağırlık verildi. Bütün il ve ilçe cezaevlerinde haftada iki gün dini ve ahlaki konferanslar düzenlendi. İlgili mercilerce bu faaliyetler takdirle karşılandı.

Hasan Hüsnü Erdem, 1964’te Arap Birliği Genel Sekreteri’ne bir telgraf çekerek, birliğe bağlı ülkelerin, Kıbrıs’ta Müslüman Türklerin maruz kaldıkları zulüm ve işkencelere duyarsız kalmamalarını istedi.

Emekli bir general olan Sadettin Evrin, 17 Nisan 1961’de Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına getirildi. 28 Mayıs 1964’de de eski hâkimlerden Hamit Köseahmetoğlu Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı oldu.

Kıbrıs Müftüsü Dânâ Efendi, Ağustos 1963’te Ankara’ya yaptığı seyahat sırasında Başkanlığı da ziyaret etti. Başkanlığa gelişinde Müşavere âzâ muavini M. Şevki Özmen tarafından karşılandı. Bu ziyaret sırasında Dânâ Efendi, dönemin Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından da ayrı kabul edilmişti. Konuyla ilgili Başkanlık Dergisinde yer alan haberde onun, Hacıbayram Camii’nde Cuma günü bir vaaz verdiği ve cemaat tarafından ilgiyle karşılandığı bilgisi de bulunmaktadır. (Parantez içinde şu notu ilave etmek istiyorum: 1954 yılı başında Kıbrıs Müftüsü seçilen Dânâ Efendi, bu tarihten itibaren Türk ve dünya basınında kendisine sıkça yer verilen bir fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle onun, ülkemizde ve yurt dışında bir Diyanet İşleri Başkanı’ndan daha fazla ilgi odağı olduğu da söylenebilir.)

Başkanlıktaki gelişmeleri özetledikten sonra, bu yıllarda öne çıkan bazı hizmetleri şöylece sıralayabiliriz:
Kur’an-ı Kerim Meali basımı

Hasan Hüsnü hocamızın Başkanlık yıllarının en önemli hizmetlerinden biri, Başkanlıkça bir Kur’an mealinin hazırlanıp 1961 yılında üç cilt halinde yayımlanmasıdır. “Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı (Meal)” adını taşıyan bu eser, Hasan Hüsnü Erdem ve Yusuf Ziyaeddin Ersal’ın nezaretinde, Ankara İlahiyat Fakültesi asistanlarından Dr. Hüseyin Atay ile Dr. Yaşar Kutluay’a hazırlatılmış; İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü hocalarından Mahir İz’in başkanlığında Müşavere Heyeti âzâsından Osman Keskioğlu, Ödemiş Müftüsü Ziya Bilgin ve Ankara Müftüsü Mahmut Öğüdçü’den oluşan bir komisyonun tetkikinden de geçirilip, bir sayfada metin, karşı sayfada meal şeklinde dizayn edilerek yayımlandı.

Meal için yazdığı önsözde Hasan Hüsnü Erdem, şu tespitlerde de bulunmuştu:
“Kur’ânın yalnız mânasını ifade eden sözleri Kur’ân hükmünde tutmak, namazda okumak ve aslına hakkiyle vâkıf olunmadan ahkâm çıkarmak câiz olmaz.

“Her dilin kendine göre güzellikleri ve bir takım özellikleri vardır. Hiçbir terceme, aslının yerini tutamaz. Elfâz-ı Kur’âniyyeden herhangi birinin başka bir dilde uygun bir karşılığı bulunabileceği kabul edilse bile bu, bütün Kur’ân için ve hele muhtelif mânalara delâletleri ve yerine göre hepsine de şümulleri muhtemel bulunan lâfızlar için hiç mümkün olamaz. Çünkü bu lâfızları terceme etmek, müteaddit mânaları bire inhisar ettirmek demek olur ki tercih ve tahsis edilen mânanın murâd-ı ilâhî olduğu kat’iyetle bilinmeden buna Kur’ân tercemesi demeğe nasıl cesaret edilebilir?”

Tekâmül kursları/hizmet içi eğitim faaliyetleri
Hasan Hüsnü hocamızın görev yılları, hem Başkanlıkta hem de kamuoyunda “nasıl bir din hizmeti” ya da “din görevlileri nasıl olmalı” sorusuna cevaplar aranmaya başlandığı yıllardır. Önce basından bir örnek vermek istiyorum. Ekim 1963 tarihli Sebilürreşad dergisinde, din hizmetlilerinin neler yapması gerektiği konusunda şöyle deniyordu:

“Halkın mürşit ve rehberleri olan din görevlileri; Halkın arasına girerek, kapı kapı dolaşarak onların dertlerini dinleyecek, ihtiyaçlarını temin etmeye çalışacak, / Onları hak yola irşat edecek, bilmediklerini öğretecek, yanlış yolda gidenleri doğru yola düzeltecek, / Fenalıkları önleyecek, /Dargınları barıştıracak, / Azgınları yatıştıracak, / Kimsesizlerin kolundan tutacak, / Âtılları çalışmaya sevk edecek, / Kahvehaneleri okuma odaları haline getirecek, / Dünya gidişatından halkı haberdar edecek, / Temizlik yollarını gösterecek, / ‘Rabbena’ duasının anlamını halka öğretecek ve içeriğince davranılmasını öğütleyecek, / Kısaca din-i mübin-i İslam’ın emrettiği fazilet ve medeniyet yolunu onlara izah edecektir. Başkanlık işe buradan başlamalıdır.”

Dönemin basınının bu konudaki duyarlığı bir yana, bu yıllarda, başta müftü ve vaizler olmak üzere, personelin tekâmül kurslarına alınarak olgunlaştırılmasına Başkanlıkça özel bir önem verildi. Esasen, 6 Nisan 1961’de göreve başlayan H. Hüsnü Erdem, göreve başlama mesajında, personelin eğitimine önem vereceğine vurgu yapmıştı. Öncelikle icazetli (mücaz) olmayan müftü, vaiz ve imam-hatiplerin mesleki bilgilerini artırmak için çalışılacak, ayrıca Başkanlıkça açılacak kurslarla da onların genel kültürleri geliştirilecekti. Nitekim önceki yıllarda da düzenlenen hizmet içi kurslarına bu dönem hız verildi. 1961’de müftülüklere bir talimat gönderilerek müftü ve vaizler için açılacak 45’er günlük tekâmül kurslarıyla ilgili esaslar detaylı bir şekilde açıklandı. Bu çerçevede on ilde müftü ve vaizlere yönelik 45 gün süreli tekâmül kursları açıldı, eğitimleri lise düzeyinde ve yaşları da 55’ten aşağı müftü ve vaizlerin katıldığı bu kurslardan 400’e yakın personel eğitimden geçirildi. Bu kurslarda dini irşat konuları yanında daha çok genel kültür konularına ağırlık verildi; astronomiden jeolojiye kadar çeşitli alanlarda bilgiler sunuldu.

Keza, 24 Temmuz 1962 tarihini taşıyan ve teşkilata tamim edilen bir Başkanlık genelgesinde, din hizmetlilerinin (imam-hatip, müezzin) mesleki bilgi ve genel kültürlerini artırmak amacıyla il ve ilçe merkezlerinde üç ay süreli “Hayrat Hademesi Tekâmül Kursları” açılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Akabinde yapılan bir duyuru ile de bu kurslara köy imamlarının da katılabileceği açıklandı. Bu bağlamda başka bir örnek de 1964’te Ankara’da düzenlenen “Vaizler Olgunlaştırma Semineri Kursu”dur.

Bir önceki yazımızda da değindiğimiz gibi, Diyanet personelinin bilgi düzeylerini artırarak din hizmetlerini daha verimli hale getirmek için gerekli tedbirlerin alınması, bu doğrultuda çalışmalar yapılması, aynı zamanda bu yılların hükümet programında yer alıyordu. Ayrıca düzenlenen kurslara dönemin devlet ve hükümet yetkilileri fevkalade önem atfedilmişti. Örneğin 16 Temmuz 1962’de, 65 görevlinin katılımıyla açılan Erzurum II. Devre Müftü ve Vaizler Tekâmül Kursunu, dönemin İmar ve İskân Bakanı Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay ve Tabii Senatör Ahmet Yıldız da ziyaret etmişlerdi.

Öte yandan, önceki yıllarda olduğu gibi Başkanlık bu yıllarda da diploması olmayan personelin ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirerek diploma almalarını teşvik etti. Bu yolla diploma alan personel takdir edilip, örnek görevliler olarak Diyanet Dergisinde tanıtılmaya devam edildi. Bu yolla, cami görevlileri yanında ilkokul mezunu çok sayıda vaiz ve müftü, ortaokul ve lise diplomasına sahip oluyorlardı. Bunlar, birçoğu hafız ve Diyanet Dergisindeki ifadeyle “dini bilgilerini hususi olarak görmüş” kişilerdi ve lise diplomaları olmadığı halde açılan sınavı kazanarak vaiz veya müftü olmuşlardı.

Başkanlığın geliştirdiği ilk proje: “Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez ve İller Kuruluşları Arasında İdari-İlmi İşbirliği”

Hasan Hüsnü Erdem’in başkanlığı döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı, 1963 yılında bir proje geliştirdi. “Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez ve İller Kuruluşları Arasında İdari-İlmi İşbirliği” adını taşıyan bu proje, kuruluşundan o tarihe kadar süre içinde Başkanlığın geliştirdiği ilk önemli ve kapsamlı bir proje oluyordu.

Hazırlanan ön tasarı ile; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevini daha iyi yapabilmesi için, on altı il merkezinde birer “Bölge Araştırma Merkezi” kurulması ve bölge il ve ilçelerinin mahalli araştırma birimleri olarak bu merkezlere bağlanması, il ve ilçe merkezlerinde müftünün başkanlığında en az üç kişiden oluşan birer ilmi heyetin oluşturulması, bu heyetlerin din hizmetlerine ve bölgelerindeki sorunlara ilişkin hazırlayacakları raporları bölge merkezlerine ulaştırmaları, toplanan raporların bu merkezlerde oluşturulacak komisyonlarda incelenip değerlendirilmesi ve bölgenin geneline dair kapsamlı bir rapor hazırlanarak Başkanlığa gönderilmesi öngörülmüştü.

Projeye göre ayrıca, yeni bir tefsir hazırlanacak, konularına göre tasnif edilmiş yeni bir hadis mecmuası tertip edilecek, yayın faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırılacak, bu cümleden olarak, yayınlanmakta olan Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi yanında halka da hitap eden bir dergi/gazete ve ayrıca ilmi bir dergi yayına sokulacaktı. Başkanlık için bir rasathane, il ve ilçelerde zekât sandıkları, Ankara merkezde de bir yardımlaşma sandığı kurulması, bu projenin diğer hedefleri arasındaydı.

Ön tasarı çerçevesinde bölgelerde çalışmalara başlandı, hazırlanan ön raporlar Başkanlığa gönderildi ve bu raporlar Başkanlık merkezinde oluşturulan “Merkez Araştırma ve Geliştirme Kurulu”nca incelenip birtakım kararlar alındı. Alınan kararlar, “Kur’an-ı Kerim Çalışmaları”, “Hadis Çalışmaları”, “Neşriyat İşleri”, “Radyo ile Yayın” ve “Vaaz ve İrşat” başlıkları altında maddeler halinde sıralandı. Projeye ilişkin hazırlanan öntasarı bir genelge halinde 18 Şubat 1963 tarihinde müftülüklere gönderildi.

Başkanlık personeli arasındaki irtibatı sıklaştırmak ve din görevlilerinin sorunlarını görüşmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ilk defa olarak Nisan 1963’te Konya’da düzenlenen bölge müftüleri toplantısında da bu proje kapsamında yapılan çalışmalar ele alınmıştı.

Şunu da ilave edelim ki, Başkanlığın bu yıllardaki diğer bazı icraatında olduğu gibi bu faaliyette de dönemin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Sadettin Evrin’in etkisi büyüktür.

“Hadis Projesi” gibi, Başkanlık olarak bugün de gündemimizde olan birtakım çalışmaların, bundan 50 yıl önce ele alındığını görmek bizim için ayrı bir heyecan vesilesidir. Ancak sonraki yıllarda bu projenin maalesef sürdürülememiş olması, akim kalması fevkalade üzücüdür.


Kocatepe Külliyesi’nin temelinin atılması

Ankara Kocatepe’de bir cami yapmak üzere 1956’da kurulan Türkiye Diyanet Sitesi Yaptırma ve Yaşatma Derneği, “Türkiye Devrim Diyanet Sitesi” adıyla bir külliye olarak inşası düşünülen kompleksin temelini 10 Mayıs 1963’te attı. Bu sırada derneğin başkanlığını, Milli Birlik Komitesi üyeliği de yapmış olan tabii senatör Ahmet Yıldız yapıyordu.

Törene devlet ve hükümet erkânından çok geniş bir katılım olmuştu. O gün Cuma namazı için hazırlanan alana çok kalabalık bir cemaat toplanmıştı. Cuma namazının ardında yapılan temel atma töreninde Diyanet İşleri Başkanı H. Hüsnü Erdem de bir konuşma yaptı. Dönemin Ankara Müftüsü Dr. Lütfi Doğan’ın yaptığı duayı müteakip temele ilk harcı Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hasan Dinçer koydu. H.Hüsnü Erdem, yaptığı konuşmada temeli atılan sitenin sadece bir ibadethaneden ibaret değil, Başkanlık binası, Yüksek İslam Enstitüsü ve kütüphanesiyle geniş bir külliye olacağını ifade etmişti. Temeli atılan ve idare binaları 1964’te tamamlanan bu projeden vazgeçilerek bilahare Kocatepe Camii için yeni proje yapıldı.

Yayın faaliyetleri
H. Hüsnü Erdem döneminde Başkanlık, 30 civarında yeni eser yayımladı. 1962 öncesinde Başkanlık yayınlarının sayısının yüzün üzerinde olduğu ve bunların birçoğunun mevcudunun kalmadığı anlaşılmaktadır.

1960 ve 1961 yılında yıllık olarak yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi, Haziran 1962’den itibaren aylık periyotlarla yayınlanmaya başlandı. Dergide, makaleler yanında kurum ve personelle ilgili haberlere, Müşavere Kurulunun bazı mütalaa ve kararlarına da yer veriliyordu.

İlki 1963’te yayımlanan ve 1964 yılı sonu itibariyle beş adedi basıma hazır hale getirilen “Örnek Hadisler” derleme faaliyeti de bu dönemin önemli bir yayın faaliyeti sayılabilir.

Bu dönemde basımı gerçekleştirilenler yanında yayınlanması planlanıp da basılamayan birçok eser de vardır. Örneğin Ahmet Serdaroğlu’nun tercümesiyle İhya, Müjgan Cumbur’a hazırlatılan Hilye-i Hakanî, daha önce Şer’iye Vekâletince yayımlanmış olan Şemsettin Günaltay’a ait İslamda Tarih ve Müverrihler ve Felsefe-i Ûlâ bunlar arasındadır.

Yazımızı hocamız için söylenmiş şu sözle bitirelim: “Bünyesi nahif, hal ve tavrı çok halim ise de; ruhu, imanı bir kaya kadar salâbetlidir.”