Makale

Gönenli Mehmet Efendi

Gönenli Mehmet Efendi

Zeynep Feyza Kurtulmuş

Vaazlarında öğretmekten çok, irşat etme ve dinî hayatı canlı tutma onun asıl hedefi olmuştur. Vaazlarına Kur’an-ı Kerim okuyarak başlar, ilahi ve kasidelerle cemaati coşturur, ardından kısa fakat son derece tesirli konuşmasını yapardı.

Ömrünü tamamen ilme ve talebelerine adamıştır. Talebelerine o kadar düşkündür ki, öz çocuklarının altından minderlerini, yastıklarını alıp; “Bunları talebelerime götüreyim. Siz yastıksız yatabilirsiniz ama onlar ilim erbabı olacaklar.” demiştir.

1903 yılının Temmuz ayının birinci günü Gönen’de dört çocuklu bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Selametoğulları’ndan Osman Bey, annesi Fatma Hanımdır. Hoca Efendi, babasından şöyle söz etmektedir: “Babam hafız değildi ama hafızları seven temiz bir Müslümandı. Haram yemez, harama iltifat etmezdi. Çiftçi idi. Kendi işine bakardı. Bizim terbiyemizle uğraşırdı. Benim için, babama “Sen bunu okut” demişler. Babam da bana Kur’an aldı ve beni hafız yetiştiren Kırımlı Hafız Abdullah Efendiye teslim etti.”
Mehmet Efendi Gönen’de Osmanlı ibtidaiyesini birincilikle bitirmiş, 12 yaşında da hıfzını tamamlamıştır. Kendisi hafızlığının ne kadar kuvvetli olduğunu daha sonra şu sözlerle ifade etmiştir: “Dünyada hiç yazılı Kur’an kalmasa Allah’ımızın inayeti ile eksiksiz, hatasız yeni baştan Kur’an’ı yazabilirim.” Hafızlığını tamamladıktan sonra küçük yaşlarda talebe okutmaya, hocalığa başladı.
İlim hayatına giriş
Gönen’deki bu vazifesinin ardından daha fazla okumak niyetiyle İstanbul’a gitti. Serezli Ahmet Şükrü Efendinin ders halkasına devam ederek 1925’te kıraat ilminden icazet aldı. Ahmet Şükrü Efendi, Şehzade Camii’nin şeyhülkurrası olması hasebiyle Fatih Camii’nde ve evinde talebelerine ders vermiştir.
Bu arada Medresetü’l-İrşad’a kaydoldu. 3 Mart 1924’te medreselerin kapatılması üzerine yeni açılan İmam-Hatip Mektebinin [Bugünkü Yavuz Sultan Selim Kız Meslek Lisesi binası] son sınıfına kabul edildi ve 1927 yılında bu okuldan mezun oldu. 1934’te kanun çıkınca Öğütçü soyadını aldı. Fakat halk arasında daha çok Gönenli Hoca olarak bilindi, sevildi, sayıldı.
İmam-hatip olarak Gönen Çarşı Camii’nde göreve başladı. Burada Fatma Hanım ile evlendi, kısa bir zaman sonra İstanbul’a taşındılar. Gönenli Hoca’nın İstanbul’da ilk görev yeri Hacı Bayram Kaftani Camii’dir. Sonra Dülgerzade Camii’ne atanmış, ardından da Çavuşzade Camii’nde vazifesini sürdürmüştür. Sonra Hoca Efendi, Sultanahmet Camii Şerifine tayin edilir ve 1 Mayıs 1950 tarihinde burada göreve başlar. 7 Temmuz 1982 tarihinde resmî görevinden emekli olur, fakat hizmetlerini vefatına kadar aşkla şevkle devam ettirir.
Resmî görevinin yanında Gönenli Hoca Kur’an kurslarında fahrî hocalık ve fahrî vaizlik yapmıştır. Türkiye’de din görevlilerine karşı duyulan ihtiyacı gören Gönenli, kendi gayretleri ile -hepsi de Fatih semtinde bulunan- Üçbaş Camii, Hacı Hasan Camii ve Hırka-i Şerif Camii Kur’an Kurslarında -halktan topladığı yardımlarla- geçinmelerini ve barınmalarını sağladığı binlerce talebenin okumasına ve yetişmesine önderlik etmiştir. Kur’an-ı Kerim’i ve dinî bilgileri öğrenmek için Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen bu fakir öğrenciler onun himayesinde Kur’an eğitimini ve ilim tahsillerini tamamlamışlardır. Bu hizmetleri esnasında talebesini elleriyle giydirir, uyup uymadığına bakar; yırtık ve eski ayakkabısını çamuruna, kirine bakmadan eline alır, talebesine yeni ayakkabıyı giydirdikten sonra eğilip dar mı değil mi diye kontrol ederdi.
Gönenli Mehmet Efendi, zaman zaman beş yüzü aşkın genç bir öğrenci grubunu geçindirmek için sabah namazında evinden çıkar, asıl görevini hiçbir zaman ihmal etmeksizin cami cami dolaşırdı. Namaz vakitlerinin dışındaki vaktini de hanımların ağırlıklı olduğu cemaatine vaaz-u nasihatte bulunarak geçirirdi. Kadınların ihmal edilen din ve ahlak eğitimine çok önem verirdi. Bu sohbetler ve vaazlar haftanın hemen her gününde İstanbul’un çeşitli camilerinde devam ederdi. Vaazlarında öğretmekten çok, irşat etme ve dinî hayatı canlı tutma onun asıl hedefi olmuştur. Vaazlarına Kur’an-ı Kerim okuyarak başlar, ilahi ve kasidelerle cemaati coşturur, ardından kısa fakat son derece tesirli konuşmasını yapardı.
Kur’an’a ve ilme hizmette bir ömür
Hoca Efendi bir sohbetinde Kur’an kurslarını nasıl kurduğunu anlatmıştır. Kendi çocuklarına Kur’an’ı evde öğretmeye devam etmektedir. Bir polis cadde ortasında: “Hoca sen çocuklarına Kur’an öğretiyormuşsun!” diye ulu orta laf eder. Hoca Efendi de:
- Evet, doğru. Elimden gelse bütün İstanbul halkına, dağına taşına öğretmek istiyorum, der.
O zaman şöyle dua eder:
- Ey yüce Allah’ım! Senin peygamberin tekti. Sen onu düşmanlarına karşı yücelttin, zafere erdirdin. Ben de peygamberin ümmetiyim; bana yardım et, bugünden itibaren senin Kur’an’ını yüceltmek için uğraşırım.
Ömrünü tamamen ilme ve talebelerine adamıştır. Talebelerine o kadar düşkündür ki, öz çocuklarının altından minderlerini, yastıklarını alıp; “Bunları talebelerime götüreyim. Siz yastıksız yatabilirsiniz ama onlar ilim erbabı olacaklar.” demiştir.
Osman Selvi, Hoca Efendinin Hacı Bayram Kaftani Camii’nde sayıları 700’ü bulan talebelerin masraflarının karşılanmasında zorluk çektiğini, bu yüzden çok daraldığını, evdeki halıları sattığını yine de 20.000 TL borçlarının kaldığını ve hep beraber dua ettiklerini, fazla vakit geçmeden bir hayırseverin iaşe, 400 çift lastik ve 20.000 TL para gönderdiğini anlatır.
Vefatı
2 Ocak 1991 tarihinde ömrünü noktalar. Cenazesi Fatih Camii’nde çok kalabalık bir cemaat huzurunda reisülkurra Hafız Abdurrahman Gürses Hoca Efendi tarafından kıldırılır. Cenazesi Edirnekapı, Sakızağacı Şehitliğine defnedilir.
Cenaze namazının ardından Abdurrahman Gürses Hoca Efendi:
- Ağlayın ey millet! Bir büyük âlim gidiyor. Bir büyük âlim değil, bütün bir âlem gidiyor diye coşkulu bir seslenişte bulunur.
Gönenli Mehmet Efendi, hayatı boyunca yaptığı hizmetler sırasında her daim yanında olan hanımına ahir ömründe şöyle bir hediye vermiştir: “Bu zamana kadar yaptığım bütün hizmetlerin bütün sevabını sana veriyorum.”
Vefatından sonra onun adını ve güzel hizmetlerini yaşatmak için talebeleri tarafından Gönenli Mehmet Efendi İlim ve Hizmet Vakfı kurulmuş ve bu vakıf hizmetleri elan devam ettirilmektedir.