Makale

Işid’den Pegida’ya, Avrupa’da Artan Cami Saldırıları

Işid’den Pegida’ya,
Avrupa’da Artan Cami Saldırıları

Yrd. Doç. Dr. Müşerref YARDIM
Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

En çok gündeme gelen cami saldırıları olmakla birlikte Avrupa’da IŞİD’le birlikte terör tehdidi bahanesiyle Müslümanlara saldırılar katlanarak artmıştır.

Amnesty İnternational’ın (Uluslararası Af Örgütü) 2012 tarihli “Tercihler ve Önyargılar” başlıklı raporu Avrupa’da yaşayan Müslümanların her alanda karşılaştıkları sıkıntıları ve ayrımcılıkları örnekler ve rakamlarla ortaya koymuştur. Dolayısıyla Avrupa ülkeleri şiddetli bir eleştiriyle karşı karşıya kalmışlardır. Tarihler 2015’i gösterirken bu eleştiriler dikkate alınıp gerekli önlemler alınmış mıdır? Yoksa bu örneklerin sayısı artarak katlanmış mıdır?
Çok kültürlülük ve demokrasi savunuculuğu yapan Avrupa’nın bugün geldiği nokta bu sahiplendiği değerlerle çatıştığıdır. Müslümanlar ötekileştirip Avrupa’nın istenmeyenleri hâline getirilmiştir. Artık Müslümanların her alanda dışlandıkları, ayrımcılığa uğradıkları, şiddete maruz kaldıkları ve cami gibi kutsal mekânlarına saldırı haberlerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle cami saldırılarının son günlerde ivme kazanmasının en önemli nedeni ırkçı ve aşırı sağ söylemlerinin popülerleşmesi ve İslam ve Müslüman korkusunu tetiklemesidir.
Avrupa’da neler oluyor sorusuna, Avrupa’da İslamın terörist ve şiddet yanlısı bir din olduğu, dolayısıyla Müslümanların da dinlerinin bu özelliklerini taşıdıkları düşüncesinden yola çıkarak Müslümanlara karşı nefret suçu işlenmekte, camilere saldırılmakta ve sokaklara çıkıp Almanya’da PEGİDA’nın yaptığı gibi İslam karşıtı gösteriler düzenlenmektedir.
Bir tür Nazizm’in devamı olan PEGİDA “Batı’nın İslamizasyonuna Karşı Yurtsever Avrupalılar” hareketi Avrupa’da Müslümanlara karşı düşmanca duyguların ve söylemlerin artık “rahatlıkla” haykırılmakta olduğunun göstergesidir. Pegida mensuplarının “İslam dininin nefret ve şiddeti emrettiğini ve Almanya’da toplumsal barışı tehlikeye attığı” ifadelerinin nasıl bir aşırı sağ oluşum olduğunu anlatmaya yettiğini söyleyebiliriz.
Pegida’nın güçlenmesi ve gösterilerle sesini duyurmasıyla birlikte cami saldırılarında bir artış gözlemlenmektedir. Almanya’nın Pegidası aslında tüm Avrupa’da patlak verebilecek benzer İslam karşıtı organizasyon halkalarının sadece biridir: Müslümanlara yönelik ırkçı söylem ve saldırıları, İngiltere ve İspanya gibi ülkelerde aşırı sağ partilerin yükselişe geçmesiyle birlikte aşırı sağ hareketler ve örgütlerin artması… Bütün bunları göz önünde bulundurursak Avrupa’da yaşayan Müslümanların üzerindeki dolaşan kara bulutlarının dağılmasının daha uzun zaman gerektireceğini öngörmek zor değil.
Bu gelişmelerin yanında, ırkçı söylemlerin bayağılaşması ve İslam korkusunun yaygınlaştırılmasında en önemli nokta medyadır. Avrupa medyası Ortadoğu’da meydana gelen olayları gündemine taşıyarak geçmişte olduğu gibi ülke dışında yaşanan olayları ülkede yaşanıyormuş gibi yansıtması Avrupa toplumlarında İslam’a ve Müslümanlara karşı var olan nefret ve düşmanlığın artmasına sebebiyet vermiştir.
Avrupa medyası 11 Eylül saldırıları sonrası İslamla terörizmi bağdaştırmıştı. Aynı şekilde IŞİD saldırılarını da, biraz da abartarak IŞİD üzerinden İslam’la şiddet ve terörizm arasında bağlantı varmış gibi ve hatta IŞİD’in İslamın kendisi gibi görülmesini sağlayarak algı yaratma çabası dikkat çekmektedir. Medyanın kullandığı nefret dili ve kavram kargaşasıyla birlikte Müslümanlardan nefret etme, kutsal değerlere hakaret ve kutsal mekânlara saldırılar meşru bir zemine oturtulmuştur.
Cami ve kutsala saldırıda gelinen noktayı en iyi özetleyen açıklama Almanya Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaletinin Yeşiller’e partisinden gelmiştir: Avrupa’da son dönemlerde artan saldırılar ve özellikle cami saldırıları Hitler dönemini hatırlattığı ifade edilmiştir. Bu benzetme dahi tehlikenin hangi boyutlara ulaştığının ispatıdır.
En çok gündeme gelen cami saldırıları olmakla birlikte Avrupa’da IŞİD’le birlikte terör tehdidi bahanesiyle Müslümanlara saldırılar katlanarak artmıştır. Avrupa ülkelerinin yetkili makamlarından ve sivil toplum kuruluşlarından yapılan açıklamalar cami saldırı ve kundaklamaları ve kutsala saldırılarda ciddi bir artış olduğudur. Böylelikle Avrupa’da kutsala ve camiye saldırıların IŞİD bahanesiyle zirveye doğru koştuğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.
İsveç’te bir hafta içerisinde üç cami kundaklaması gibi son haftalarda meydana gelen cami saldırı ve kundaklama sayısındaki artışa dikkat çeken Expo Vakfı’nın yaptığı bir araştırmada ayrıca 2014 yılının Müslümanlar açısından karanlık bir yıl olduğunun altı çizilmiştir.
Resmî kayıtlara göre, Almanya’da 2001-2011 yıllarında camilere yılda ortalama 22 saldırı düzenlenirken, bu rakam 2012 yılında 35’e, 2013 yılında da 37’ye çıkmıştır. Son iki yılda camilere yapılan saldırı 80’nin üzerinde olup son gelişmelerle birlikte bir kaç haftada içinde Berlin Bielefeld, Oldenburg ve Möln camilerinin ve Bad Salzuflen’de ki Vahdet Cami’si de dahil olmak üzere onlarca caminin hedef alındığı açıklanmıştır.
Avusturya’da IŞİD saldırıları ile birlikte İslamofobik tutumlarda gözle görülür bir artış olduğu farklı kesimler tarafından ifade edilmektedir. Dinî sembollerin yasaklanması, Müslümanlara sözlü hakaret ve fiili saldırı, kamuda dinî görevlerini yerine getirenlerin İslamcı radikal gruplara üye olma ihtimali, olanları ihbar etme gibi nefret suçlarının yanında inşaatına devam edilen cami ve imam hatip okulu da Nazi işaretli saldırılardan nasibini almıştır. 2014 yılın son günlerinde ise Viyana’da Kocatepe Camii’ne sabah namazı kılmaya gidenler, kapıda domuz burnu ve işkembesiyle karşılaşmışlardır.
İngiltere’de Müslümanlara yönelik saldırıları takip eden “Tell Mama” grubu Müslümanlara karşı nefret suçlarının artışa geçmesinde en büyük nedenin Irak’ta ve Suriye’de yaşanan son gelişmeler olduğunu belirtmiştir. Ayrıca İngiliz Ulusal Partisi’nin (BNP) eski üyeleri tarafından kurulan “Britain First” grubu üyeleri Londra Crayford sentindeki bir camiye saldırı düzenlemiştir. Aşırı sağcı gruba göre caminin kadın ve erkek girişlerini gösteren işaretlerin eşitlik ilkesine aykırıdır.
Fransa’da da durum pek farklı değildir. IŞİD saldırıları ile birlikte Fransa’da da 11 Eylül’den bu yana gündemden düşmeyen İslam ve Müslümanlar tekrar tartışmaların merkezine oturtulmuşlardır. Böylelikle algı, önyargı ve stigmatizasyon kurbanı olan Fransa Müslümanlarının etraflarındaki çember, ibadethanelerine yapılan saldırılarla iyice daralmaktadır. Onlarca kundaklamanın son örneği Besançon kenti Pontarlier kasabasındaki bir cami önüne bırakılan domuz yavrusu leşi. Fakat aynı caminin kapısı ocak ayında da gamalı haç ve Nazi selamı ‘’SS’’ simgeleri ile tahrip edilmiştir. Ayrıca bu yazıyı kaleme aldığımız saatlerde Paris’te peygamber karikatürlerini yayınlayan mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan ve 2 polis memuru ve dergi çalışanlarını hedef alan 12 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırı gerçekleştirilmiştir. Saldırının ilk dakikalarından itibaren Müslümanlar suçlu sandalyesine oturtulmuştur
Son olarak Avrupa Parlamento seçimlerinde aşırı sağ partilerin elde ettikleri zafer Avrupa’da Müslümanlara karşı işlenen ve işlenmeye devam edilen nefret söylemi ve nefret suçlarının habercisi gibiydi aslında. Avrupa’nın ırkçılık ve İslam ve Müslüman düşmanlığı ile sınavı son bulmuş değildir. Önümüzde Yunanistan, İngiltere ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinde yapılacak seçimler var. Elbette Avrupa’nın IŞİD ve Pegida gibi gelişmelerle çalkalanması yapılacak seçimlerde çok fazla belirleyici olacaktır.