Makale

Haber Ahlakı

BAŞMAKALE

Prof. Dr. Mehmet Görmez
Diyanet İşleri Başkanı

Haber Ahlakı

BUGÜN Müslüman toplumlar tarihin en zor süreçlerinden birini geçirmekte, İslam’ın bizzat kendisi ağır itham ve iftiralara maruz bırakılmaktadır. Coğrafyamızda büyük acılar ve trajediler yaşanmakta, mezhep çatışmaları olarak takdim edilmeye çalışılan güç ve iktidar kavgaları aslında Müslümanlara bir “Orta Çağ” yaşatmak istemektedir. Hâlbuki İslam medeniyetinin bir Orta Çağı olmamış, İslam tarihinde yüzyıl süren mezhep savaşları, otuz yıl savaşları yaşanmamıştır. Modern dünyanın Müslüman coğrafyası, tarihimizin hiç görmediği kadar derin bir ayrışmaya doğru sürüklenmektedir. Ne yazık ki yanı başımızda ortaya çıkan bir terör ve vahşet şebekesi de dünyanın muhtelif yerlerinden çocuklarımızı ve gençlerimizi kendi ağına düşürerek, hunharca cinayetler işlemekte ve İslam coğrafyasını her türlü müdahaleye açık hâle getirmektedir.
İslam toplumları tarihî bir imtihandan geçerken, ülkemizin güney doğusu da dâhili ve harici pek çok unsurun dahliyle birliğimizi ve dirliğimizi hedef alan menfur eylemlere sahne olmaktadır. Kendi geleceklerine kurşun sıkan, bütün insani değerleri çukurlara gömerek yurtlarını, yuvalarını yakıp yıkan insanların eliyle terör işlenmektedir. Cizre’de, Silopi’de, Sur’da, Silvan’da devam eden terör hadiseleri birçok kardeşimizin şehit olmasına; pek çok kardeşimizin de mağduriyet yaşamasına neden olmuştur. Terör hadiseleri bir kez daha göstermiştir ki, terörün en büyük hedefi, bölge insanımızı din-i mübin-i İslam’dan koparmaktır. Tarih boyunca nice büyük İslam âlimleri yetiştirmiş medeniyet merkezlerimizi, mabetlerimizi, camilerimizi, eğitim müesseselerimizi, tarihimizi kısaca bizi biz yapan değerlerimizi tarumar etmektir. İlimle, irfanla meşgul olması gereken gençlerimizi kandırıp batıl ideolojiler uğruna heder etmektir. Akan kan ve gözyaşının dinmesi, mağduriyetlerin son bulması, selam ve emanın, barış ve güvenliğin bölgede bir an önce yeniden tesis edilmesi Yüce Rabbimizden en büyük niyazımızdır.
Unutmayalım ki yüce dinimiz İslam, hangi amaçla yapılırsa yapılsın, kimden gelirse gelsin, inancı, düşüncesi ve ideolojisi ne olursa olsun terörün her türlüsünü reddetmiştir. Terörün, İslam’la bağdaşır hiçbir tarafı yoktur. Terör bir insanlık suçudur, kötüdür ve mutlaka engellenmelidir. İslam dini, bütün ilişkilerin hakkaniyetle, adaletle, sulh ile ‘silm’ ile olmasını tavsiye eder. Müslüman olmak, barışla yani silm ile ilişki kurmak demektir.
Etrafımızın ateş çemberine döndüğü bir zaman diliminde, Başkanlığımız, bütün bu olup bitenlere bigâne kalmamıştır. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca misali, insanlığımızın ve Müslümanlığımızın bir gereği olarak tarihin bize yüklediği misyon doğrultusunda hem ülkemizin huzurunu tesis etmek için pek çok adım atmış hem de İslam coğrafyasında yanan ateşi söndürmek için uluslararası birçok girişimde bulunmuştur.
Bugün hizmetleri yeryüzünün her tarafına ulaşmış bulunan Başkanlığımız, bir yandan İslamofobi ile mücadele etmekte, bir yandan dünya Müslümanlarının sorunları ile yakinen ilgilenmekte, diğer yandan İslam coğrafyasında ateşlenen fitne, fesat, kaos, çatışma ve kargaşa ortamını sulh ve selamete dönüştürmek için inisiyatif almakta, bir yandan da ülkemizde çıkartılmak istenen etnik ve ideolojik ayrımcılık, mezhepçilik ve meşrepçilik fitnesine fırsat vermemek için çaba sarf etmektedir. Tüm hizmet ve faaliyetlerinde Kur’an-ı Kerim’in ve sünnet-i seniyyenin ebedî rehberliğini, İslam’ın hak, hakikat, adalet, ahlak ve fazilet anlayışını, tarih boyunca Müslümanların zengin bilgi mirasını esas almakta, insanlığın günümüzdeki kazanımlarını, çağımızın gelişen ve değişen şartlarını daima göz önünde bulundurmaktadır. Cami ve irşat hizmetleri, Kur’an ve eğitim hizmetleri, hac ve umre hizmetleri, aile ve dinî rehberlik hizmetleri, yurt dışı din hizmetleri, toplumu sahih dinî bilgi ile bilgilendirme ve aydınlatma hizmetleri yanında toplumsal sorunları da din hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görmekte ve buna göre hizmetlerini çeşitlendirerek toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmaktadır.
Bütün bu hizmetler özveri ile yürütülürken son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığına birtakım çevreler tarafından büyük bir itibar suikastı gerçekleştirilmiş olması oldukça manidardır, üzüntü vericidir. Başkanlığımızı sadece milletimize değil bütün dünyaya karşı mahcup etmeyi amaçlayan bu iftira ve bühtan kampanyası ile önceden planlanmış bir algı operasyonu yapılmıştır. Yalan yanlış haberlerle aslında yeryüzüne, insanlığa ve aile hayatına rahmet ve merhameti getiren; iffeti, edebi, ahlakı, nezaketi ve nezaheti öğreten din-i mübin-i İslam hedef alınmıştır. Üstelik İslamofobik nefretleri harekete geçiren gayriinsani ve gayriahlaki bu haber mühendisliği anında farklı dillere çevrilerek manşetlere taşınmış, böylece iftira ve bühtan kampanyasının bütün dünyaya yayılması hedeflenmiştir.
Başkanlığımız, tarihinde pek çok itibarsızlaştırma ve karalama kampanyasıyla karşılaşmış ve haksız eleştirilere maruz bırakılmıştır. Ancak hiçbir zaman, Diyanet hedef alınarak yüce dinimiz İslam’a böylesine ağır ve çirkin bir iftira atılmamıştır. Dinin, aklın, izanın, insafın, vicdanın, ahlakın ve hukukun kabul etmediği böyle bir iftirayı fetva olarak isimlendirmek ve Diyanet’e isnat etmek, ne gazetecilikle, ne habercilikle ne de basın ahlakı ile bağdaşmaktadır. Şurası iyi bilinmelidir ki yalan yanlış, çarpıtma haber mühendislikleriyle din-i mübin-i İslam hakkında insanların zihinlerinde ve gönüllerinde bir şüphe ve soru işareti oluşturmak isteyenler, büyük bir cürüm işlemiş ve Allah katında çok ağır bir vebalin altına girmişlerdir.
Unutmayalım ki her zaman bu tür desise, iftira ve karalama kampanyasına yeltenenler olacaktır. Bizlere düşen din-i mübin-i İslam’ın sahih bilgisini tüm insanlığa ulaştırma yolundaki azim, çaba, hizmet ve faaliyetlerimize aralıksız devam etmektir. Başkanlığımız dün olduğu gibi bugün de hem ülkemizde hem de tüm dünyada barış, huzur ve güvenin adresi inşallah olmaya devam edecektir.