Makale

Din Eğitimi Kurumu: Kur'an Kursu

Prof. Dr. M. Şevki Aydın
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Din Eğitimi Kurumu:
Kur’an Kursu

Bilindiği gibi, eğitimin plânlı, kasıtlı, programlı boyutu formal; plânsız, kasıtsız, kendiliğinden gerçekleşen boyutu ise informal diye adlandırılmaktadır.
Formal eğitim, kasıtlı, amaçlı, plânlı olarak yapılan eğitimdir. Formal eğitim, örgün ve yaygın diye ikiye ayrılmaktadır. Örgün eğitim, belli bir yaş grubundaki bireylere okullarda düzenli olarak yapılan eğitimdir. Yaygın eğitim ise, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, veya bu sitemin her hangi bir kademesinde bulunan ya da bu kademelerin birinden ayrılmış olan bireylere ilgi ve ihtiyaç duydukları alanlarda yapılan eğitimdir.
İnformal eğitim ise, hayat içinde kendiliğinden oluşan bir süreçtir. Bu tür eğitim, amaçlı ve plânlı değil, gelişigüzeldir. Bu yüzden, informal eğitimle kazanılan davranışlar, olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. Informel eğitim, belli bir mekânla sınırlandırılamamakta; oldukça geniş bir alanı kapsamakta; hatta formal eğitim alanında da kendine yer bulmaktadır.
Genel eğitim için söz konusu olan bu sınıflandırma ve değerlendirmelerin tümü, din eğitimi için de geçerlidir.
Örgün din eğitimi kurumlan okullardır. Bu eğitim kurumlan arasında meslekî din eğitimi ya panlar da bulunmaktadır. Türkiye’deki İmam-Hatip Liseleri ve ilahiyat Fakülteleri bu tür eğitim kurumlandır.
Bireyin din eğitimi ihtiyacını, sadece örgün eğitim kurumla- rıyla karşılamak mümkün değildir. Yaşam boyu (beşikten mezara kadar) eğitim ilkesi, örgün din eğitimi kurumlan yanında yaygın din eğitimi kurumlarına ve yaygın din eğitimi etkinliklerine de yer verilmesini gerektirmektedir. Ülkemizde kamu alanında biricik yaygın İslâm din eğitimi kurumu, Kur’an kurslarıdır.
Türkiye’de din eğitimi adına okul programlarında yer alan zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi, her hangi bir dinin eğitimini öngörmemekte; aksine çeşitli dinleri konu edinmektedir. Yani bu, özel olarak bir İslâm din dersi değildir.
Bu dersle yönelinen temel amaç, söz konusu dinlerin dindarlarını yetiştirmek değildir. Bu dersle daha çok kültürümüz içindeki dinsel motifleri ve tezahürleri tanıtmak amaçlanmaktadır. Bu ders daha ziyade kültür dersi olarak algılandığı için, öteki kültür dersleri gibi herkese zorunlu kılınmıştır.
Bu nedenle, söz konusu derse ilişkin ileri sürülen şu iddia hem teori hem de pratik açısından dayanaksızdır: "Zorunlu din dersi eğitimi ile toplumun tüm kesimleri tek yanlı bir din eğitimine tabi kılınarak, Türkiye toplumunun tümü dinsel esaslara göre yeniden şekillendirmeye çalışılmaktadır." (Bk. Birgün Gazetesi, 13.09.2005; Vakit Gazetesi, 13.09.2005)
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin amaçlarını, laiklik ve çoğulcu demokratik değerler, özellikle din özgürlüğü açısından sınırlandırma çabası, onun dilinin nasıl olması gerektiği sorusunun ortaya atılıp tartışılmasına da neden olmaktadır. Söz gelimi, bu dersin dilinin benimsetici, ikna edici değil, salt betimleyici, açıklayıcı olması gerektiği ileri sürülebilmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, belli bir dinin eğitimini herkese zorunlu kılmayı engelleyen laik ve çoğulcu demokratik değerler, insanların din eğitimi ihtiyaçlarını karşılama hakkını böyle bir dersle sınırlayıp ötesini yasaklamaya da engeldir. Bu değerleri benimsemiş bir yönetim, yurttaşlarının din eğitimi haklarına engel olmamakla birlikte, onun önündeki engelleri kaldırmakla da yükümlüdür. Bu konuda hiç bir ayrım da yapamaz; her inanca eşit mesafede durur. Onun için Anayasamız, bu zorunlu dersin dışında din eğitim ve öğretimi ihtiyacının, "kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı" olarak karşılanmasını öngörmektedir. (Madde:24)
Böyle bir zorunlu dersin yanında isteğe bağlı din eğitimine, örgün eğitim içinde yer vermek mümkündür. Ancak, örgün eğitimde ne ölçüde ve nasıl bir din eğitimine yer verilirse verilsin bu, hiç bir zaman yaygın din eğitimine olan ihtiyacı ortadan kaldırmaz.
Esasen yaygın din eğitimi, bu hususta daha da öne çıkacak durumdadır. Çünkü yaygın eğitim, bireylerin din eğitimi ihtiyaç ve beklentilerini karşılama bakımından, örgün eğitime göre daha pratiktir, daha geniş alanı kapsamaktadır, daha dinamiktir, daha esnektir, manevra imkanı daha fazladır. Yaşam boyu eğitim ihtiyacını karşılamada, yaygın din eğitimi önemli bir role sahiptir
Ülkemizde yaygın din eğitimi faaliyetlerini yürütmekle yükümlü kamu kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Başkanlık bu görevini değişik kurum ve faaliyetlerle yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu konuda Kur’an Kursları öne çıkmakta, çok önemli bir yer işgal etmektedir.
Kur’an Kursu, her şeyden önce, Diyanet İşleri Başkanlığının plânlı, programlı biçimde ve belli bir pedagojik formasyona sahip öğreticiler vasıtasıyla din eğitimi faaliyetlerini yürüttüğü biricik yaygın eğitim kuru- mudur. Ülkemizde her Müslüman bireyin, okullardaki zorunlu din eğitimine ilaveten gönüllü olarak din eğitimi almak, inandığı İslâm dinini öğrenmek istediğinde baş vuracağı yegane yaygın din eğitimi kurumu- dur. Kur’an Kursu, bu niteliğiyle ülkemizde önem arz etmekte, dikkat çekmektedir.
Okullardaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi, öğrencilere genel din kültürü kazandırmaya yönelik iken Kur’an Kursu, özel olarak din eğitimi yapmakla yükümlüdür. Onun için, birincisi herkese mecbur edilebilirken, Kur’an Kursunda gerçekleştirilen din eğitimi, tamamen bireylerin isteğine bağlıdır; hiç kimse buna mecbur edilemez.
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi, hiçbir dinin dindarını yetiştirmeyi amaçlayamazken Kur’an Kursu, İslâm dininin dindarının kendini yetiştirmesine yardımcı olmak durumundadır.
Bu, onun özel yükümlülüğüdür.
Onun varlık nedeni, her dinin değil,
İslâm dininin eğitimini gerçekleştirmektir.
Bu durum onun, bireyde kendi yaşantısı yoluyla, kasıtlı olarak İslâm dininin öğretisi doğrultusunda istenilen davranış değişikliğini sağlama görevini üstlenmesini gerektirmektedir. Kur’an Kursu, bunu gerçekleştirdiği takdirde dindarın yetişmesine, onun din eğitimi talebini karşılamanın önündeki engelleri kaldırmaya katkı sağlamış olacaktır.
İşte Kur’an Kursunun bu niteliği nedeniyledir ki, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi için yukarıda sözü edilen amaç sınırlaması, onun için söz konusu değildir. Eğitim Bilimlerinin ortaya koydukları bilişsel, duyuşsal ve devinişsel düzeylerdeki amaçlar hiyerarşisinde yer alan her basamaktan amacı gerçekleştirmek için çalışabilir. Tabiî ki, bu amaçlardan hangisine yöneleceğini belirlerken öncelikle öğrencilerin ilgileri, ihtiyaçları ve hazırbulunuşluk düzeylerini dikkate alacaktır.
Kur’an Kursunun gerçekleştireceği din eğitimi, isteyen Müslüman bireye, istediği zaman, okullardaki din eğitiminin İslâm dolayımında kazandırdıklarını pekiştirecek, eksik bıraktıklarını tamamlayacak, hiç vermediklerini kazandıracak nitelikte bir eğitim hizmeti olacaktır. Ve bu eğitim, İslâm hakkında sahih bilgiyi temele oturtacaktır. Bu işlevleri yerine getirmek durumunda olan Kur’an Kursundaki din eğitiminin dili, salt I açıklayıcı değil aynı f zamanda düşündürücü, sorgulatıcı, benimsetici ve ikna edici olacaktır. Şunu da hemen belirtelim ki, Kur’an Kursu, ilgili mevzuatla kendisi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere laik sistem içinde yer verilmiş bir yaygın din eğitimi kurumudur. Kur’an Kursunun bu konumu, onun laik sistem içindeki diğer kurumlarla bütünlük içinde çalışarak din eğitimi ihtiyacını karşılayan bir kurum olduğunu ifade etmektedir.