Makale

DİŞ BULGURU

DİŞ BULGURU

Ayşe ÜNÜVAR

Eskidendi, eskimeyen zamanlardan, dağların dağlara kavuştuğu, insanın insanı anladığı, yürekçe konuşulduğu zamanlardan…

Aile sıcaklığında kurulan düşlerde büyürdü çocuklar. Güvenle, sevgiyle, saygıyla ve hürmet kavramını bilerek. Anadolu’da çocuk, bir nimetti ve ailenin önemli bir değeriydi. Çocuklar genellikle geniş ailelerde büyür; babaanne, dede, büyükanne, büyükbaba, hala, amca, teyze, dayı sevgisine doyar ve birçok gelenek, görenek, örf, âdeti aile içinde öğrenirdi. Çocukluk dönemine ait türlü türlü kutlamalarla, şenliklerle büyümek ve hayata güvenle adım atmak anlamı taşırdı Anadolu’da çocuk olmak…

Çocuk öyle çok sevilir öyle çok önemsenirdi ki sevgiyle büyüyen bir yetişkin olduğunda çocukluk hatıraları yaşatırdı onu. Çocuk için yapılan kutlamalardan biri de “diş bulguru” töreniydi. Çocuğun ilk dişi çıkınca yapılan bu güzel kutlama, bazı yörelerde “diş göllesi”, “diş buğdayı”, “diş hediği”, “diş aşı” adlarını da alırdı. Bu eski Türk geleneği genellikle aile arasında yapılırken hısım akraba, konu komşu da davetliler arasında olabilirdi. Bebeğin ilk dişinin çıktığını kim görürse bebeğe ömür boyu saklayabileceği değerli bir hediye alır ve “diş bulguru” töreni başlardı. Buğday ve nohut karıştırılarak pişirilir, kutlama gününe sıcacık hazır edilirdi. Suda kaynatılan bulgur ya da buğdaya “hedik” denildiğinden ya da nohutla buğdayın beraber kaynatılmasına “gölle” denildiğinden bazı yörelerde tören bu isimlerle anılırdı. “Haydi, komşular falancanın kızının/oğlunun diş göllesi var!”, “Diş bulguru var bizim torunun.”, “Diş buğdayımız var buyurun gelin.”, “Hediğimizi şenlendirin ay oğul.”, “Yengemlerin diş aşına bekleriz, emle cümle buyurun gelin.” gibi cümleler havada uçuşuyorsa o mahallede bir çocuk ilk dişini çıkarmış demektir. Şenlik başlar. Evler süslenir, börekler, çörekler yapılır. Kuru yemiş çerezlerle donatılır sofra, misafirler bir bir gelir. Küçük bir tören olmasına rağmen yerel kıyafet, tahta kaşık ve tef ile kutlama şenlendirilir. Özellikle genç kızlar tef ve kaşık eşliğinde geleneksel oyunları icra ederek âdetlerin yerini bulmasına, dostluk akrabalık ve komşuluk bağlarının sımsıkı örülmesine destek olurlar. Bu güzel gelenekler toplumsal yapıyı dengede tutan sacayaklarıdır. Böylece insanlar toplumsal yapı içerisinde kendine yer bulmak, önemsenmek, kabul edilmek duygusunu içselleştirip, “Davetime icap ediliyor.” ya da “Davete icap edeyim.” cümlelerini kurarlar. Toplumsal kabul insan yarasını iyileştirir ve onu yalnızlık duygusundan kurtarır.

Diş bulguru töreninde önce bir sini üzerinde pişmiş buğday gelir. Üzerine fındık, fıstık dökülür. Anne, ilk dişi çıkan çocuğu kucağına alıp misafirlerin ortasına gelir ve “Diş bulgurumuza hoş geldiniz.” dedikten sonra yere serilen yaygının üzerine çocuğu yatırır. Bir büyük tarafından (bilge ve güngörmüş bir akraba kadındır genellikle) siniden bir avuç buğday alınır ve çocuğun başından aşağı saçılır. Bu, “Bulgurumuz bereketli olsun.” anlamı taşır. Sonra bilge kadın “Anana, babana, vatana, millete hayırlı evlat ol! Ambarın dolsun, rızkın artsın da oku büyük adam ol! Dişlerin sert, özün mert olsun.” vb. dualarla töreni canlandırır. Diş bulguru misafirlere ikram edilirken törenin asıl amacı olan çocuğun geleceğine dair meslek seçimi merak konusudur. Bir tepsi üzerine çeşitli objeler konularak çocuğun bunlardan birini seçmesi beklenir. Makas, kalem, Kuran-ı Kerim, ayna, para, top gibi şeyler sıralanır. Çocuk en çok ilgisini çekeni alınca bir alkış kopar misafirlerden. Kitabı seçtiyse ilime bilime merakı olacak anlamı taşırken kalemi seçtiyse okuyup büyük adam olacak, makası aldıysa terzi olacak, aynayı aldıysa berber, parayı avuçladıysa kendi işini kuracak gibi yorumlar yapılır. Bu ritüelin sosyolojik anlamda okunması; ailenin ve toplumun çocuğun ilk seçimini ne kadar değerli bulduğudur ki bu bulgu çocuğun öz güvenli bir kimlik geliştirmesini sağlar. Psikolojik dilde ise çocuk, bilinçaltına “Toplum ve ailem tarafından önemseniyorum.” algısını yerleştirir…

Çocuğun mesleğini şimdiden seçmesi şarkılar türkülerle alkışlanır. Misafirler ilk dişi çıkan çocuğa hediyeler verirler. Törenden sonra kalan bulgur komşulara dağıtılır ve “Diş bulgurumuz haydi buyurun.” denilir. İkramı kabul eden komşular bulguru boşaltıp tabağın dibine bozuk para koyar ve “Hayırlı olsun. Dişleri demir gibi sağlam olsun.” derler… Kalan buğday kuşlara serpilir, çocuğun rızkı bol olsun, doğaya saygılı ve faydalı olsun diyerek… Böylece bir çocuğun ilk dişi, törensel bir kutlama ile gelenekleşir, özelleşir ve çocuğa kimlik kazandırılır…

Orta yerde bir sini. Hatırlatırlar, hatırımda kalanlardandır hep, makas, ayna, tarak, kalem, kitap… Babaannem serper başımdan buğdayı ve “Ömrü çok bahtı açık olsun.” der. Kitabı seçenlerden olur minik ellerim. Kitaptan okunur duam, kitaptan çizilir yolum ve kitaba varır hikâyem! Bahtıma kitap düşer bu sefer de…