Makale

SÖZÜ GÜZEL SÖYLEMEK

SÖZÜ GÜZEL SÖYLEMEK
Dr. Lamia LEVENT ABUL
DİB Diyanet İşleri Uzmanı

Yüce Rabbimiz sözlerin en güzeli olan Kur’an-ı Hâkim’inde inananları sözü güzel söylemeye davet eder. (İsra, 17/53.) İnsan davranışlarında nezaketi ve nezafeti muhafaza ettiği kadar sözlerine de aynı itinayı göstermekle güzel ahlaka ulaşabilir. İnsanın fıtratında iyi ve güzel olana meyil vardır. Çirkin ve kötü muamele ise insanları birbirinden uzaklaştırır. Bu sebeple yukarıda sözünü ettiğimiz ayet-i kerimenin devamında söz güzellikle söylenmediğinde şeytanın insanların aralarına girerek bozgunculuk yapacağına dikkat çekilir. Üslubun güzelliği en sert çekişmeleri bile yumuşatır ve bu çekişmelerin sulh ile çözülmesine vesile olur. Rabbimiz Araf suresinin 199. ayetinde Hz. Peygamber’in (s.a.s.) şahsında tüm müminlere affedici olmayı, iyilik için çalışmayı ve cahillerden yüz çevirmeyi buyurarak söz edebini mümin kişinin karakterinin tamamlayıcı bir unsuru olarak sıralar: Cahiller yani kendini bilmez nadan kimseler sataşacak olursa “selam” diyerek geçip gitmekle müminin vakarına yaraşır şekilde güzel bir karşılık verilmesi öğütlenir.

Kulaktan giren her söze özen göstermek gerek, tıpkı ağızdan çıkan her söze dikkat etmek gerektiği gibi. Dilin kemiği yok. Dilden dökülen her söz hem söyleyene hem de söylenene tesir eder. Güzel sözler nasıl sürur ve neşeyi muhatabın gönül iklimine taşırsa kem söz dahi gönülde ne varsa iyiliğe güzelliğe dair tarumar eder. “Bana sözün özü verildi.” (Müslim, Mesacid, 5.) buyuran Resulüllah da (s.a.s.) sözün hikmetle ve letafetle nasıl söyleneceğinin numune-i imtisalidir. O, sözü belagatle, yumuşaklıkla ve birer inci tanesi gibi açık ve beliğ bir şekilde söylerdi. Vahyin nuruyla aydınlanan Efendimiz cevamülkelim idi. (Buhari, Cihad, 122.) Yani az sözle derin manalar ihtiva eden sözler söylerdi. O, bu özelliğinin, onu diğer peygamberlerden ayıran yönü olduğunu ifade ederdi.

Güzel söz söylemenin sadaka olduğunu buyuran (Buhari, Cihad, 128.) Nebiyy-i Ekrem ümmetini boş ve faydasız söz söylemeye karşı uyararak güzel Müslüman olmanın malayaniyi terk etmekle olacağını haber verir. (Muvatta, Hünü’l-hulk, 1.) Bir gün Peygamber Efendimize (s.a.s.) Muaz b. Cebel (r.a.) hangi amelin daha hayırlı olduğunu sorduğunda o, pek çok amel saydı. Ancak Muaz (r.a.) her seferinde “Bundan daha hayırlısı var mı?” diye sormaya devam etti. En nihayetinde “Anam babam sana feda ya Resulüllah, insanlar için bunlardan daha hayırlı olan nedir?” diye sorunca Efendimiz ağzını göstererek “Hayır konuşmayacaksa susmak.” diye cevap verdi. Muaz şaşkınlıkla “Konuştuklarımızdan dolayı hesaba mı çekileceğiz?” deyince Allah Resulü hafifçe Muaz’ın dizine vurarak: “Allah hayrını versin ey Muaz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen şey dillerinin söylediğinden başka nedir ki? Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun! Zararlı söz söylemesin. Siz hayırlı söz söyleyerek kazançlı çıkın; zararlı sözden sakınarak da rahata ve huzura kavuşun.” buyurdu. (Hâkim, IV, 7774.)

Allah’ın sözü en özlü ve en güzel şekilde söylemeyi lütfettiği Peygamber Efendimiz, dillerimizden dökülen sözlere dikkatimizi çekiyor. Öyle ki ağızdan çıkan her söz, sahibi için bir sorumluluk barındırır. Eğer ki farkında değilsek dillerimizden dökülenlere Peygamber Efendimizin uyarısı bizi bir nebze olsun kendimize getirmeli. Zira söylenen bir tek söz kişiye cennetin kapılarını açtığı gibi kapatabilir de… Bakarsın bir kul konuşmasında Allah’ın rızasına uygun bir söz söyler; bu sebeple Allah Teâlâ onu nice yüksek derecelere yükseltir; ya da Allah’ın gazabını çekecek bir kelam sarf eder de o yüzden cehennem uçurumlarına yuvarlanır gider. Bahsi geçen uyarı, sözü söylemeden önce ölçüp tartma ve ne söylediğini bilerek söyleme konusunda önemli bir ikazdır.

Ağızdan çıkan her söz sahibinin düşünce ve gönül dünyasının tercümanı değil midir? Sözünü terbiye etmek isteyen önce kalbini terbiye etmeli çünkü söz gönülden gelir dilden çıkar diyor Hz. Mevlana. Kalbini neler bozar dersen en başta yalan, gıybet, malayanidir onu bulandıranlar. Kalbi doğru olanların dili de doğru olur. Dilini yalandan korumak esasında kalbini korumaktır kötülükten. Dili güzelleştiren doğru sözlerdir. Peygamber Efendimiz kişinin duyduğu her şeyi söylememesini tavsiye etmiştir. (Ebu Davud, Edeb, 80.) Çünkü çok söze yalan karışabilir. Dil edebini muhafaza etmek için emin olmadığımız hususlarda konuşmak yerine sükûtu tercih etmek ne büyük erdemdir! Konuşmanın zevkine yenilmeyip de sükût edebine sarılanlardır dilini ve gönlünü güzelleştirenler!

İmam Gazali dilin afetlerine geniş yer verdiği eserlerinde bu afetleri; çok ve fuzuli konuşmak, münakaşa ve mücadele yapmak, sövmek ve çirkin sözler söylemek, lanet etmek, alay etmek, yalan söylemek, gıybet yapmak, söz taşımak, sözünü tutmamak, övmek ve yermek olarak sıralar. Her afetin tehlikelerine dikkat çeker ve onlardan nasıl korunulacağı hususunda tavsiyeler verir. Dilin afetlerinden korunmada susmanın en güzel yol olduğunu söyler. Susmakla kişi mesuliyetten kurtulur. Kalbin niyeti dağılmaz; zikir ve fikirle meşgul olur. (İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, Ataç Yay., İstanbul 2019, s. 394.)

Sükût etmek, az konuşmak, sufilere göre dilin tehlikelerinden ve malayaniden korunmak için önemli bir prensiptir. Onlara göre günahların çoğu dilden neşet eder ve bu sebeple ona ket vurmak gerekir. Bir dile iki dudak verilmesi, onun zararlı faaliyetlerini önlemek içindir. Ancak masivaya değil tefekküre götüren sükût makbuldür. (Ethem Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, İstanbul 2005, s. 542.)

Sükût selamettir diyen büyük sufi Kuşeyri, esas olanın da selamet olduğunu söyler. Ancak susmak menedilen yerde sükût etmek nedameti gerektirir. Susulacak yeri tayin etmede ölçü dinin emir ve yasaklarıdır ve bunlara itibar etmek icap eder. Yerinde susmak Allah adamlarının sıfatıdır ve yerli yerince konuşmak da en şerefli hasletlerdendir. (Kuşeyri, Risale, İstanbul 2003, s. 212.)

Rabbimiz güzel sözü, kökü sağlam, dalları göğe uzanan ve meyve veren güzel bir ağaca benzetir. Güzel sözden kasıt ise kelime-i tevhiddir. Bu ağaç nasıl Allah’ın izniyle her zaman meyve verip faydalı oluyorsa kelime-i tevhid de o şekilde kişinin dilinden ve kalbinden başlamak üzere tüm davranışlarına ve hayatına tesir eder. Öyleyse dilimizi en güzel söz ve zikir olan “lailahe illallah” zikri ile ziynetlendirelim vesselam!