Makale

METİN KAYA: “Sanat benim için hem kendime hem başka insanlara açılan pencere oldu.”

METİN KAYA:
“Sanat benim için hem kendime hem başka insanlara açılan pencere oldu.”

Söyleşi: Mehmed Feyzi KILINÇ

Dekoratif süsleme sanatlarından filografi ve ahşap yakma sanatıyla uğraşıyorsunuz. Bu sanatlarla tanışma hikâyenizi anlatır mısınız?

Filografi sanatını ilk olarak 2015 yılında TRT Haber kanalında izlediğim bir haberde gördüm ve böyle bir sanat olduğunu ilk o zaman öğrendim. Haberi izlerken filografi sanatı bana çok etkileyici geldi. Çünkü gördüğünüz ya da hayal ettiğiniz bir manzarayı tahtanın üzerine simetrik bir biçimde çakılmış çiviler üzerine tel ya da iple yansıtabiliyordunuz. Hemen ertesi gün Afyonkarahisar’da bu sanatın eğitimini veren bir kurs merkezi var mı diye araştırdım ancak bulamadım. Ben de internetten bu sanatla ilgili epey bir araştırma yaptım. Oradan edindiğim yazılı bilgilerin yanı sıra videolarla bu sanatı yapmanın yollarını aradım. Ancak Afyonkarahisar’da bu sanatı bilen ya da malzemelerini satan hiç kimseye rastlamadım. Sonrasında internetteki videoları izleyerek oradan öğrendiklerimle ilk olarak “vav” harfini çalıştım. Bu çalışmam çok zor ve acı vericiydi. Çünkü çivileri tutmak için aparatım olmadığı için çekici sürekli elime vuruyordum. Büyük zorluklarla bitirdiğim ilk tablo, beni bu sanatın içerisine iyice çekmiş oldu. Artık filografiyle ilgili daha fazla araştırma yapıyor ve videolar izliyordum. Bu esnada filografi malzemelerini Bursa’dan temin edebileceğimi öğrendim ve hemen o gün internetten siparişimi verdim. Gelmesini sabırsızlıkla bekledim. Geldiğinde de hemen çalışmaya başladım. Tablolarımın sayısı arttıkça bir sergi açmaya karar verdim. Bu sergiden elde ettiğim tüm geliri köyümde yapımı devam eden Kur’an kursuna bağışladım. Kendi çabalarımla başladığım ve öğrendiğim filografi sanatındaki serüvenimde eşimin büyük katkısı ve desteği oldu. Ahşap yakma sanatıyla da filografiyle ilgili videoları izlerken karşılaştım. Filografiye göre daha az uğraştırıcı olduğundan o sanatı da denedim ve başardım. Ancak bu sanat üzerine filografi kadar eğilmedim. O yüzden onunla ilgili çok fazla eserim olmadı.

Sanatla uğraşmanızın hayatınıza ve mesleki yaşamınıza katkılarından söz eder misiniz?

Sanata başlamadan önce herhangi bir manzara ya da obje benim için sıradandı. Ancak onların içerisinde bir sanatın gizli olduğunu ve onu görebilen, gösterebilen kişinin sanatçı olduğunu öğrendim. Bu bakış açısını kazanmamda sanatın etkisini asla göz ardı edemem. Dolayısıyla filografi sanatı, hayatıma bir heyecan kattı. Bu sanata ilk başladığımda o kadar heyecanlıydım ki inanın sanki zaman bana yetmiyordu, geç saatlere kadar çalışıyordum. Tablolarım tek tek vücut bulmaya başlayıp da bir sergi oluşturunca, gerek meslektaşlarım gerekse cemaatim tarafından takdirle karşılandım ve sanatla uğraşan tanımadığım birçok kişiden tebrikler aldım. Sanat, benim için hem kendime hem başka insanlara açılan pencere oldu.

İlgilendiğiniz bu sanatlar, gençlerle nasıl bir iletişim kurmanızı sağladı?

Yapmış olduğum çalışmaların en önemli yanı belki gençlerle iletişim kurabilmeme vesile olmasıdır. Tablolarımı gören gençler, onları çok beğendiler. Yalnız filografi sanatının oldukça uğraştırıcı olması, onların cesaretini biraz kırdı. Ancak bunca zahmetli yanını görüp başlamak isteyenler de oldu. Cesaret edip başlayamayanlar da sürekli beni camide ziyarete gelip çalışmalarımı takip ettiler. O sanata olan merakı dolayısıyla camiye gelen gençleri gördükçe sanata olan heyecanım ve iştiyakım artarak devam etti.

Sanatçı yönü olan bir imam olarak meslektaşlarınıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Din görevlisi olarak bizlerin görevi sadece camiye gelen cemaate namaz kıldırmak değil. Bilhassa cami ile tanışma fırsatı bulamamış ve camiye gelmeyen gençlerimize ulaşabilmek ve onlara camiyi bir şekilde sevdirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. Gençlere farklı açılardan yaklaşmak ve sahiplenmek onları çok etkiliyor. Bu minvalde çeşitli sanat dalları gençlere ulaşabilmede çok iyi bir araç bizim için. Din görevlisi olarak her birimiz sanatsal ya da ilmî zaviyeden zamanı verimli kullanarak kendimizi geliştirmeliyiz. İstedikten sonra başaramayacağımız bir şey yok. Sanat ya da benzeri etkinlikler sayesinde gençlerimiz ve cemaatimizle daha kolay iletişim kurabileceğimizi düşünüyorum.

Konuşmamın çoğunda geleceğimiz ve biriciğimiz olan gençlere vurgu yaptım. Çünkü onların internet ya da kafelerdeki mahkûmiyet hayatı beni çokça üzmekte. O yüzden gençlerimizin ilgisini faydalı yönlere çekmeli ve onları farklı çalışmalarımıza ortak edip onlarla aramızdaki mesafeyi kaldırmalıyız. Onları mahkûmiyetten kurtarıp özgür kuşlar misali hayatın içerisine salmalıyız.

Öz Geçmiş

Metin Kaya, 1976 yılında Afyonkarahisar’ın Bostanlı köyünde dünyaya geldi. İlkokulu burada bitirdi. Hafızlığını İstanbul Beykoz Elmalı Kur’an Kursu’nda 1993 yılında tamamladı. 1997 yılında Afyonkarahisar İmam Hatip Lisesini bitirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde 2007 yılında Afyonkarahisar Bayat ilçesi Çukurkuyu köyünde imam hatip olarak göreve başlayan Metin Kaya, 2012 yılında ilahiyat ön lisans programını tamamladı. Üç yıl Bayat ilçesinde görev yaptıktan sonra Afyonkarahisar merkezde Erenler Mahallesi Merkez Camiine, sonrasında ise şu anda görev yaptığı Sahipata Mahallesi Prof. Kamil Miras Camiine tayin oldu.