Makale

İHSAN AÇIK: “Yeryüzünde iyiliği egemen kılmak için yola çıktık.”

İHSAN AÇIK:
“Yeryüzünde iyiliği egemen kılmak için yola çıktık.”
Söyleşi: Mehmed Feyzi KILINÇ
Diyanet Vakfının “Yolun iyilik olsun!” temasıyla çıktığı bu yolda öncelikle temanın da amacı olan iyilik nedir ve nelere kapı aralamaktadır?
İyilik, her şeyden önce insan vicdanı ve şuurunun birbiriyle uyumlu olduğunun bir göstergesidir. Peygamberimizin ifadesiyle “Birr/iyilik ahlak güzelliğidir.” (Müslim, Birr, 14-15.) İmanın ve her türlü ibadetin bize kazandırmak istediği haslettir iyilik. İyi ve iyilik, insanı insan kılan değerlerin bütünüdür. İyi bir kul, iyi bir evlat, iyi birer anne baba, iyi bir eş, iyi bir komşu, iyi bir dost, iyi bir arkadaş olmak… Kısacası iyi bir insan olmak İslam’ın her birimizde görmek istediği en önemli özelliktir. İyilik, insanın kendi menfaati için çalışması demek değildir. İyilik sadece maddi yardımları anımsatacak kadar dar kapsamlı da değildir. İyiliğin pek çok çeşitleri vardır. Bizi iki cihanda aziz kılacak, huzur ve mutluluğa ulaştıracak, bize Rabbimizin rızasını kazandıracak her türlü söz, tutum ve davranış iyiliktir. İyilik yalnıza arkadaş, yorguna dayanak, garibe sığınak, muhtaca imdat olmaktır, dünyayı yaşanılır kılmaktır. İyilik, ümmetin boynu bükük yetimlerinin başını şefkatle okşayabilmektir. Mazlumları sevindirmek, İslam coğrafyasının mülteci durumuna düşen muhacirlerine ensar olabilmektir. İyilik, ağır hayat yükünü omuzlamak zorunda kalan engelli kardeşlerimizin önündeki engelleri kaldırabilmektir.

Kendini iyiliğe adamış ve adanmış insanların bir arada bulunduğu müesseseler olan vakıfların toplum ve kültür hayatındaki öneminden bahsedebilir misiniz?

Vakıflar toplumda infak kültürünün diri tutulması ve yardımlaşma duygusunun daha geniş kitlelere duyurulması ve belki de en önemlisi içtimai hayatın düzenlenmesinde çok büyük görev ve sorumluluk üstlenmektedirler. Osmanlı döneminde hayatın hemen her alanıyla ilgili, sadece insanlara yönelik değil hayvanlar için dahi vakıflar kurulmuş ve bu vakıflar aracılığıyla insanlar hayatını düzene sokmuştur. Günümüzde de vakıflar ve sivil toplum kuruluşları sadece bulunduğu bölgede değil dünyanın dört bir yanında mazlum ve mağdur coğrafyalarda yetime kardeş, yoksula sevinç, mülteciye ve muhacire ensar, evsize barınak olmaktadır.

Zenginle fakir arasında köprü olunması, veren el ile alan elin bir araya getirilmesi, verenin vermenin mutluluğunu yaşarken mazlumun da yaşadığı sıkıntılardan kurtulma mutluluğunu yaşayabilmesi günümüzde vakıflar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sağlanıyor. Biz de Türkiye Diyanet Vakfı olarak yurt içinde 1003 ve yurt dışında 149 ülkede şubemizle milletimizin yardım elini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya gayret ediyoruz.

Yeryüzünde iyiliği egemen kılma adına çıkılan ve 45 yılı aşan bu yolculukta 149 ülkede pek çok faaliyet gerçekleştirdiniz, gerçekleştiriyorsunuz. Bunlardan kısaca söz eder misiniz?

Yeryüzüne yeniden iyiliği egemen kılmak için 1975 yılında çıktığımız bu yolda eğitimden kültüre, sosyal ve hayri hizmetlerden dinî hizmetleri destekleme faaliyetlerine ve uluslararası yardım çalışmalarına kadar yaşama dokunan her alanda projeler geliştirerek hayata geçiriyoruz.

İlk emri “Oku!” olan bir dinin mensupları olarak yurt içinde ve yurt dışında binlerce öğrenciye eğitim, burs ve konaklama imkânı sunarak yeryüzünde iyiliği egemen kılacak nesillerin yetişmesine ve geleceğimizi imar edecek gençlerin hayallerinin gerçekleşmesine destek oluyoruz.

Hayri ve sosyal hizmetler alanlarında yeryüzünde adalet ve merhametin teminatı, mazlum ve mağdurların hamisi olmuş bir medeniyetin mensupları olarak ülkemizde ve dünyanın farklı coğrafyalarında açlık, deprem, sel gibi afetler ile savaş ve şiddetin yaşandığı kriz bölgelerindeki milyonlarca insana milletimizin yardım elini ulaştırıyoruz. Dünyanın vicdan yükünü omuzlayan Vakfımız, umudu ve duası Türkiye olan mazlumların hayata tutunmalarını sağlıyor.

“Kardeşlerini Unutma Beklenen Sensin” temasıyla yürüttüğümüz ramazan programımız kapsamında her yıl milyonlarca ihtiyaç sahibinin kapısını çalarak vakfımıza emanet edilen yardımları ulaştırıyoruz.

“Kurbanını Paylaş Kardeşinle Yakınlaş” temasıyla yürüttüğümüz vekâlet yoluyla kurban organizasyonumuz kapsamında ise 2020 yılında 557 bin 311 hisse kurban keserek ülkemizde ve 74 ülkede 23 milyondan fazla insana kurban eti ulaştırdık. Ayrıca yıl boyunca devam eden adak, akika ve kurban bağışlarımızla 826 bin ihtiyaç sahibinin evine sadece kurban döneminde değil 12 ay boyunca et girmesini sağlıyoruz.

Dünyanın zorluklarına ve zulümlerine gözlerini kapatmadan her canlıya el uzatmanın gayreti içerisinde olan Vakfımız; Suriye, Arakan, Yemen, Filistin, Sudan, Lübnan, Endonezya gibi ülkelerde savaş, açlık, doğal afetler gibi olumsuzluklara maruz kalan mazlum ve mağdurlara milletimizin yardım elini uzatmasına vesile oluyoruz.

Yurt içinde deprem, sel ve yangın gibi afetlerin görüldüğü bölgelerde bu afetlerden etkilenen kardeşlerimizi de yalnız bırakmıyoruz. Afetlerden etkilenen vatandaşlarımıza yardım edebilmek için vakfımızın tüm imkânlarını seferber ediyoruz.

Hayatları boyunca Kur’an-ı Kerim’i Mushaf olarak göremeyen kardeşlerimize Kur’an-ı Kerim ulaştırmak için 2015 yılında hayata geçirdiğimiz “Hediyem Kur’an Olsun” projesi kapsamında bu zamana kadar ülkemiz dâhil 80 ülkede bastırdığımız 20 dildeki 977 bin Kur’an-ı Kerim’i ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık ve ulaştırmaya da devam ediyoruz.

Savaşın en acı yüzünü yaşayan, evinden, yurdundan, vatanından göçmek zorunda kalan, camiler ve çadırlar dışında başlarını sokacak yerleri olmayan, kış şartları ile birlikte yaşam alanı olarak kabul ettikleri çadırları sular altında kalan savaş mağduru ailelere “Bir İyilik Sıcak Bir Yuva” projesi kapsamında iyilik konutları inşa ediyoruz. Proje kapsamında bu zamana kadar 1753 konutu tamamlayarak ailelerimizi yerleştirdik, 825 konutun daha yapımına başladık. Çamur deryası içerisinde hayata tutunmaya çalışan ailelerimizi sıcak bir yuvaya kavuşturuyoruz.

2021 yılında hayata geçirdiğimiz “Unutursan Yetim Kalır” projemizle de anne şefkatinden yoksun baba merhametinden mahrum, yaşamını tek başına idame ettirmek zorunda kalan yetimlerimize milletimizin destekleriyle kol kanat geriyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında yetimhaneler yaptırıp ümmetin evlatlarına sahipsiz olmadıklarını gösteriyoruz.

Türkiye Diyanet Vakfının faaliyetlerinin içerinde en önemlilerinden biri olan “Su Kuyusu Açma Projesi” dünyanın pek çok ülkesinde tüm hızıyla sürdürülmekte. Sizin de bizzat bazı açılışlarına katıldığınız su kuyularının o topraklar için önemini anlatır mısınız?

Canlıları suya kavuşturmayı tavsiye eden bir dinin ve insanın olduğu her köşeye su taşıyan bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu sorumluluğun bilinciyle temiz içme suyuna erişmekte güçlük yaşayan her coğrafyada hayırseverlerimizin destekleriyle su kuyusu ve vakıf çeşmesi açıyoruz. Böylelikle de ecdadımızın bize bıraktığı mirası yaşatmaya gayret ediyoruz.

Özellikle Afrika’da milyonlarca insan, -bırakın içmeyi- hiçbirimizin elini dahi yıkamayacağı suyla hayatta kalmaya çalışıyor. Hiç de hijyenik ve sağlıklı olmayan o suları da kilometrelerce yol giderek omuzlarında taşıyarak getiriyorlar. O suyla hayata tutunmanın mücadelesini veriyorlar.

Kurak toprakları temiz içme suyuna kavuşturmak için başlattığımız “Bir Damla Hayat” adlı projemiz kapsamında 32 ülkede 440 su kuyusu ve vakıf çeşmesi açarak 6 milyondan fazla kişinin istifadesine sunduk. Açtığımız su kuyuları ile bölgede yaşayan insanların tarifi imkânsız mutluluklarına vesile olduk ve olmaya da devam ediyoruz.

Türkiye Diyanet Vakfının resmî sitesinde bağış yapmak isteyen kişileri şu üç soru karşılamaktadır: “Neden Türkiye Diyanet Vakfı, neden düzenli bağış, neden şimdi?” Bu soruları okuyucularımız için de cevaplandırabilir misiniz?

Türkiye Diyanet Vakfı sadece ülkemizdeki değil tüm dünyadaki mazlum ve mağdurların, gözü yaşlı anaların, yetimlerin, ihtiyaç sahiplerinin umudu ve kimsesizlerin hamisi konumundadır. Vakfımız gerçekleştirmiş olduğu hayri, sosyal ve insani yardımlarla dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşları arasında yer almaktadır.

Vakfımıza yapılan her bağış eksiksiz bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı için Türkiye Diyanet Vakfı diyoruz. Bağışların düzenli olması mevcut projelerin aksaksız bir şekilde yürümesini ve yeni projeler ortaya koymamızı sağlamaktadır. “Şimdi” diyoruz çünkü yarın çok geç olabilir. İhtiyaç sahipleri için yapılacak her bir bağış ve onların zamanında yapılması çok kıymetlidir. Çünkü onlar yapılan bu bağışlarla hayata tutunmaya çalışıyor. En zor anlarında ulaştırılmayan yardımların daha sonra çok fazla bir anlamı kalmayabiliyor.

Öz Geçmiş

İhsan Açık, 1970 yılında İstanbul’un Yedikule semtinde doğdu. İlkokulu Yedikule İlkokulunda okuduktan sonra Zeytinburnu İmam Hatip Lisesinde başladığı orta öğrenimini Bursa İmam Hatip Lisesinde bitirdi. 1989 yılında Ordu’ya bağlı Bayadı köyünde imam hatip olarak göreve başlayan Açık, görevini Bursa ili Osmangazi ilçesi Pınarbaşı İzzettin Bey Camii’nde sürdürdü. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 1997’de lisansını; 2003’te de “Türkiye’de Liberal Düşünce ve Din” teziyle yüksek lisansını tamamladı. Kayseri (Haseki) Eğitim Merkezinde eğitimini tamamladıktan sonra 2005 yılında Bursa ilinin Gemlik ilçesine vaiz olarak atanan İhsan Açık, sırasıyla Van Çaldıran, Mardin Nusaybin ilçe müftüsü oldu. 2011-2012 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünde Daire Başkanlığı görevini sürdürdü, 2012 – 2018 yılları arasında Şanlıurfa il müftüsü olarak görevine devam etti. 2018 yılında Sakarya il müftülüğü görevini sürdürürken 2019 yılında Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti II. Başkanı seçildi. Diyanet İşleri Başkanlığında Başkanlık Müşaviri olarak görevine devam eden İhsan Açık, evli ve iki çocuk babasıdır.