Makale

ORTA ASYA’NIN RUHANİ KENTİ BUHARA

ORTA ASYA’NIN RUHANİ KENTİ BUHARA

Cüneyt Durhan

Buhara, birçok din âlimi yetiştiren, İslam dünyasının en çok medreselerine sahip aynı zamanda dünyanın en eski şehirlerinden biri. Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan şehrin geçmişi yaklaşık 2500 yıl öncesine dayanıyor. Buhara’nın “kale” ve “tapınak” anlamına gelen “vihara” kelimesinden türediği, Müslümanlar bu bölgeye geldikleri sırada şehrin hükümdarına Buhar-hudât (Buhar-hudah/Buhara sahibi) denildiği biliniyor.

Şehir, tarihi boyunca birçok devletin istilasına uğramış; defalarca yakılıp yıkılmış. Örneğin 1220’de Moğol istilasında çıkan bir yangında Cuma Mescidi ile tuğladan yapılmış bazı binaları dışında şehrin tamamı yanmış. 1273’te İlhanlılar tarafından işgal edilip yağmalanmış. Şehir ve halkı neredeyse tamamen imha edilmiş. Kayıtlara göre olaydan sonra yedi yıl Buhara’da insan yaşamamış.

Son olarak 1923 sonunda Buhara hükümeti tamamen Rus kontrolü altına alınmış. Ekim 1924’te şehrin büyük bir kısmı yeni teşkil edilen Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dâhil edilmiş. Orta Asya’nın ilim ve kültür merkezi özelliğini de Taşkent ve Semerkant’a bırakmış.

Türk İslam dünyasına değerli bilim insanları yetiştiren Buhara önemli tarihî yapılarıyla ilgi çekiyor. Aynı zamanda İslam ilim ve kültür tarihi açısından en önemli üçüncü şehir olarak biliniyor. Bunun sebebiyse yetiştirdiği din ve bilim insanlarıyla Kubbetü’l-İslam unvanına sahip olması.

Şehrin eski yerleşim bölgesi, Unesco tarafından Kültür Mirası olarak ilan edilmiş. Bu bölgeyi gezerken kendinizi açık hava müzesinde hissedeceğinizi düşünüyorum. Tarihî gücü ve maneviyatı çok yüksek bir şehir. Geçmişte şehirde kırktan fazla medrese varmış, bu medreselerde önemli âlimler yetişirmiş. Bunların en önemlilerinden biri el-Câmiu’s-sahîh eserinin yazarı aynı zamanda hadis bilgini Buhârî Hazretleri’dir. İbn-i Sina da bu şehrin değerli bir âlimidir.

Buhara’da aynı zamanda birçok mutasavvıf da yetişmiştir. Bunlardan en önemlileri “Yedi Pir” olarak bilinen Hoca Abdülhâlik Gucdüvânî, Bahâuddin Nakşibend, Hoca Muhammed Ârif er- Rîvegerî, Hoca Mahmud Encir Fağnevî, Hoca Muhammed Baba Semmâsî ve Seyyid Emîr Külâl’dir. Buhara, tarihi ve kültürüyle beni oldukça etkiledi. Her türbe ziyaretimde ya da tarihî alanları gezerken şehrin kıymetini bin kat daha hissetmemi sağladı. Üç ya da dört günlük bir geziyle hem değerli büyüklerimizin yaşadığı toprakları ziyaret edebilir hem de huzur bulabilirsiniz. Gezi için nisan, mayıs, haziran ve eylül aylarını tercih etmenizi öneririm. Temmuz ile ağustos aylarında sıcaklar aşırı derecede bunaltıcı.

Özbekistan’da para birimi olarak Özbekistan Som’u kullanılıyor. 100 Türk lirası yaklaşık 133.000 Uzs (Özbekistan Somu) değerinde. Kredi kartı çok yaygın değil.

Özbekistan, Türk pasaportu sahiplerinden vize istemiyor. Ülkede 90 gün boyunca vizesiz kalabilirsiniz. 7 günden sonraki kalışlarda register işlemi yaptırmanız gerekiyor. Otel konaklamalarınızı yaptıktan sonra sizlere küçük bir kâğıt verilecek. Bu kâğıdı ülkeden çıkarken sınır polisi sizden alacaktır. Buhara seyahatinize, vaktiniz kısıtlı değilse, muhteşem bir kent olan Khiva ve yine dünyanın en eski şehirlerden birisi olan Semerkand’ı ekleyebilirsiniz.

NASIL GİDERİM?

Buhara’ya ulaşmak için İstanbul’dan Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e yaklaşık 4,5 saatlik bir uçuş sonrası varabilirsiniz. Şunu da ifade etmeden geçmeyelim; uçuştan en fazla 48 saat önce PCR testi yaptırmış olmanız gerekiyor. Taşkent’ten Buhara’ya otobüs, tren ya da dolmuş taksilerle ulaşabilirsiniz. Ayrıca haftanın hemen hemen her günü tren seferleri de yapılmaktadır. Seyahat tarihiniz belli ise biletinizi önceden almanızı öneririm. Özbekler tren seferlerini çok kullandıkları için son dakika bilet bulmak zor olabiliyor. Buhara kent merkezinde araç kullanımı pek gerekmeyecektir. Her yer yürüme mesafesindedir. Gideceğiniz yeri önceden söyleyerek ve pazarlığınızı yaparak taksiyle kolaylıkla ve daha ekonomik olarak gezebilirsiniz.

GÖRMEDEN GEÇME

Eski Şehir: Kadim şehir Buhara’nın hiç kuşkusuz görülmeye değer en önemli merkezi. Birçok cami, medrese, minare, alışveriş noktası ve restoran Eski Şehir’de bulunuyor. Toprak rengindeki merkezde gezerken kendinizi geçmişe yolculuk yapar gibi hissedeceğinize eminim.

İmam Buhârî Türbesi: İmam Buhârî, Buhara doğumludur. Şüphesiz ki bu toprakların yetiştirdiği en büyük değerlerdendir. Türbe, Semerkant’ın 20 km kuzeyinde yer alan Khoja İsmail köyünde bulunuyor. Shah-i Zinda’nın otobüs durağından Chelek’e giden bir minibüs ile buraya ulaşabilirsiniz.

İsmail Samani Türbesi: Yapıldığı dönem itibarıyla işçilik, plan ve süsleme açısından üstün bir sanat değerine sahip ve dünyaca meşhur mimari eserlerden birisi olan türbe, Orta Asya’da inşa edilen ilk türbe olma özelliği taşıyor. Çölde meydana gelen fırtınaların ardından kuma gömülmesi sonucu Moğol saldırıları sırasında tahribattan kurtulmuş. Türbede Samani hükümdarı İsmail Samani ve babasının kabri bulunuyor.

Mîr Arab Medresesi: Medrese, halk arasında Mîr Arab olarak bilinen Şeyh Abdullah Yemeni adına yaptırılmış. Yaklaşık beş asırdır Orta Asya’nın din âlimlerini yetiştiriyor. Kur’an-ı Kerim’deki 114 sureyi temsil eden 114 oda olarak planlanmış. Bu şekliyle 150 civarında öğrenci kapasitesine sahip ve hâlen eğitime devam ediliyor. Turkuaz renkli kubbeleriyle Orta Asya mimarisinin en güzel örneklerinden birini teşkil ediyor.

Kalyan Camii: 1121 yılında Karahanlı Aslan Han tarafından yapılmış. Cami o kadar görkemli imiş ki Moğol istilâsı sırasında Cengiz Han şehri ve hisarı görmek üzere içeri girdiğinde caminin sultanın sarayı olup olmadığını sormuş. Ancak Cengiz Han iç kaleyi savunanlara sinirlenip bütün şehri ateşe vermiş; tuğladan yapılan cami yanmaktan kurtulsa da çok ciddi hasar görmüş. Daha sonraki yıllarda aynı temel üzerine günümüzdeki yapı inşa edilmiş. 208 kolonlu camide aynı anda 12.000 kişi namaz kılabiliyor. Ancak günümüzde ne yazık ki ibadete açık değil.

Yaklaşık 46 metre yüksekliğindeki Kalyan Minaresi şehrin simgesi. Özellikle gece ışıklandırmasıyla bir görsel şölen sunuyor. Bütün Orta Asya’da Moğol istilası öncesinden kalabilen birkaç yapıdan biri olması dolayısıyla da önemli.

Ark Buhara (Buhara Kalesi): Kale, eski dönemde Buhara hanlarının yaşadığı yer olarak biliniyor. Yapısı diğer kale yapılarından çok farklı. Kalenin içerisinde Cuma Mescidi yer alıyor. Taht salonu ise kalenin bir diğer ziyaret yeri. Girişte küçük bir ücret ödeyerek kaleyi ziyaret edebilirsiniz.

Bolo (Yüksek) Havuz Cami: Bir dönem Ruslar tarafından gübre deposu olarak kullanılan cami muhteşem bir mimariye sahip. 20 adet çok yüksek ahşap işlemeli sütundan oluşuyor. Buhara’da en çok ziyaret edilen mekânlardan biri. İbadete açık olmayan caminin içerisindeki mavi çiniler ziyaretçilerini büyülüyor. 47 metre yüksekliğindeki Kalon (Büyük) Minaresi ve civarı, şehrin en etkileyici kısmı. Minareyi Özbekistan’ın Mimar Sinan’ı sayılan Bako Usta yapmış.

Abdülaziz Han Medresesi: 17. yüzyılda yapılmış muhteşem bir işçiliğin sergilendiği İslami dönem eseridir. İran, Çin ve Hindistan mimari tarzı medreseye yansıtılmış, ziyaretçileri kendisine hayran bırakıyor. Buhara’da en çok beğendiğim tarihî yapılardan biri olmuştur.

Chor Minor (Çar Minare) Medresesi: Dört minareli anlamına gelen Çar Minare Medresesi Halife Niyaz-Kul tarafından yaptırılmış. Bugün sadece medresenin ana giriş bölümü olan dört minareli kısım sağlam olarak ayakta duruyor. Halk arasında Dört Minareli Cami olarak da biliniyor.

Leb-i Havuz: Eski Şehir’in en güzel yerlerinden biri. Etrafında birçok medrese ve ibadet merkezi bulunuyor. Eski zamanlarda şehre gelen kervanlar Leb-i Havuz etrafında toplanırmış. Burada aynı zamanda eşeğine ters binmiş Nasreddin Hoca heykeli bulunuyor.

YEMEDEN DÖNME

Özbek pilavı bu ülkenin en meşhur yemeği. Ama itiraf etmeliyim ki ülkenin her yerinde pilav yesem de Buhara pilavı daha bir lezzetli. Bu yüzden Özbek pilavı yerine Buhara pilavı siparişi vermenizi tavsiye ederim. Şaşlık, samsa, mastava çorbası, çuçvara, shurpa, Özbek mantısı, lagman, nefis ekmekleri patyr, çakçak tatlısı, çöl kavunu deneyeceğiniz millî lezzetlerden. Özbek çayı meşhur, bizim çaylarımıza göre daha açık. Çaylar farklı bir kültürde tüketiliyor. Masanıza demlik ve küçük çay kâseleriyle servis ediliyor. Yemek için Leb-i Havuz etrafında çok güzel yerel restoranlar bulunuyor. Bir aile evine konuk olduğunuzda sofra duası yapılarak yemeğe başlanıyor. Küçük bir not: Hazır su tüketmenizde yarar var.

ALMADAN GELME

Özbekistan denince ilk olarak akla ipek gelir. Buhara’nın ipeği meşhurdur. Sevdiklerinize buradan ipek şal ya da kumaş götürebilirsiniz. Halı ve kilim dokuması da tüm dünyada bilindiği gibi Buhara’da popülerdir. Oldukça pahalı ama çok zahmetli bir işçiliği var. Buhara aynı zamanda bıçak şehridir. Buhara bıçakları hem kaliteli hem de meşhurdur. Özbekistan seramik konusunda cennettir. Andıcan seramik tabaklardan hediyelik olarak alabilirsiniz. Bunun haricinde pişmiş toprak testi ve Fergana ahşap oymacılığı da yine Buhara’ya has bulabileceğiniz hediyelik türlerindendir. Yöresel şapkaları ‘doddi’ sevdiklerinize alabileceğiniz en güzel çeşitlerden olacaktır.