Makale

SAĞLIK ZENGİNLİKTEN YEĞ

SAĞLIK ZENGİNLİKTEN YEĞ

Dr. Bahattin Akbaş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Esasen dünyamız zenginliklerle doludur. Bu zenginliklerin en önemlisi ise kuşkusuz sağlıktır. Dünya senin olsa eğer sağlığın yoksa kıymeti olmaz. Önemli olan sağlık, huzur, ağız tadının bozulmayışıdır. Kültürümüzde insanın sağlıklı olmasının ne büyük maddi ve manevi değer taşıdığı; “Ağız tadında yerinde olsun yeter.” sözü ile ifade edilir. Sağlık çoğu zaman pek de farkında olamadığımız bir nimettir. Nefes alıp vermenin ve günlük yaşantımızı sürdürmenin sıradan bir şey olduğunu düşünürüz hep. Oysa sağlımızı kaybettiğimizde aslında sahip olduğumuz şeyin ne büyük bir nimet ve kıymet olduğunu anlarız.

Sağlık nimetinin değeri konusunda hayati uyarılar ve hatırlatmalarda bulunan Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1) Resulüllah (s.a.s.), Allah’tan afiyet dilemenin önemine vurgu yapmış, hastalık gelmeden önce sağlığın kıymetini bilmek gerektiğini ifade etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.s.) bir ashabına şöyle nasihatte bulunmuştur: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil: ihtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, yokluğundan önce varlığının, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatının.” (Hâkim, Müstedrek, IV, 341) Hayat düsturumuz olması gereken bu nasihat hayatımızda çoğu defa değerini bilmediğimiz şeylere dikkat çekmektedir.

Böylesine nebevi uyarılara rağmen ölmeden önce hayatın, hastalıktan önce sağlığın, ihtiyarlamadan önce gençliğin, fakirlikten önce zenginliğin kıymetini bilmek pek az insana nasip olur. Umumi olarak insanoğlu, elindeki nimetin kıymetini, nimet içinde bulunduğu müddetçe anlayamamakta; değerini de ancak onu kaybettikten sonra idrak edebilmektedir.

Bizi bizden daha iyi bilen Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur: “İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi rabbine yönelip O’na yalvarır; sonra rabbi ona katından bir nimet verince, daha önce yalvardığını unutarak yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya kalkar. De ki ona: İnkârcı tutumunla biraz eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin! (Bu adam mı,) yoksa âhiret kaygısıyla ve rabbinin rahmetine nâil olma ümidiyle gece vakitlerinde secde ederek, ayakta durarak kendini ibadete veren kişi mi (daha iyi)? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/8-9)

Sahip olduğu nimetin kıymetini bilenler ve onu değerlendirenler dünya ve ukbada başarılı olurlar. Elbette bilenlerle bilmeyenler bir değildir ve bilenler bilmeyenlere yeğdir. Allah’ın Elçisi bu minvalde sahip olunan kıymetlerin değerinin bilinmesini ve bunların hakkının verilmesini, Allah’ın emir ve hoşnutluğu çerçevesinde kullanılıp salih ameller, hayırlar ve iyilikler işlenerek ahiret azığı yapılmasını salık vermiştir: “Yedi şey gelmeden önce (salih) ameller işlemede acele edin. Ne bekliyorsunuz? Her şeyi unutturan yoksulluğu mu, azdırıp saptıran zenginliği mi, sıhhati bozan hastalığı mı, bunaklaştıran ihtiyarlığı mı, ansızın geliveren ölümü mü, beklenenlerin en şerlisi olan Deccali mi? Yoksa kıyameti mi? Ki kıyamet (hepsinden) daha dehşetli ve daha acıdır.” (Tirmizî, Zühd, 3)

Hz. Peygamber, Yüce Rabbinden sağlık ve afiyet hususundaki talebini dualarında da belirtmiştir: “Rabbinden dünya ve ahirette lütuf ve afiyet iste. Bu iki değere sahip olduğunda dünya ve ahirette kurtuluşa erersin.” (İbn Mâce, Dua, 5)

Hz. Peygamber (s.a.s.) ashabına şu duayı öğretmiştir: “Allah’ım, beni bağışla, bana merhamet eyle, beni dosdoğru yola ilet, bana sıhhat ver ve beni rızıklandır.” (Müslim, Zikir, 35) Ayrıca sağlığın zenginlikten gönül hoşnutluğunun da diğer pek çok nimetten değerli olduğunun altını çizmiştir (İbn Hanbel, V, 372).

Zengin olmak veya fakir olmak, insanın değerini belirleyen özellikler değildir. İslam’a göre kişileri değerlendirme ölçüsü takvadır. Fakirlik ve zenginlik birer imtihan tecellileridir. Nebiler nebisi bu konuda Rabbine niyaz eder ve ölçü denge konusunda O’ndan yardım isterdi: “Allah’ım, azdıran zenginlikten, şaşırtan fakirlikten sana sığınırım.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, IX, 200)

Çoğu zaman fakir insanın gözünde mutluluk¸ maddi anlamda zenginliktir. Lakin bunun her daim böyle olmadığını yaşanılan birçok örnekte görürüz. Asıl zenginlik mal, varlık bakımından zenginlik değil gönül zenginliğidir. “Zenginlik, mal çokluğu değildir; asıl zenginlik, gönül tokluğudur.” ( Buhârî, Rikâk, 15) hadisi bu gerçeği vurgular.

Şu fani âlemde sağlık, âfiyet ve huzur ne büyük bir servettir. Atasözünde olduğu üzere “Sağlık varlıktan yeğdir.” Sağlık olmazsa varlık neye yarar. Her şey sağlıkla mümkündür. Sağlıklı oldukça varlık elde edilebilir ya da çoğaltılabilir. Kişi, sağlığa dikkat etmeli, korumaya azmetmelidir.