Makale

Yabancı Fikir Adamlarının Gözüyle Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)

Yabancı
Fikir Adamlarının Gözüyle
Peygamberimiz
Hz. Muhammed (s.a.s.)
Yusuf Karakoç

“Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe, 28)

Kimseye Onun Kadar İtaat Edilmedi
Hz. Muhammed (s.a.s.) ve tebliğ ettiği din, Batılı filozoflar, devlet adamları, yazarlar ve ilâhiyatçıların da ilgi odağı oldu. Onun sevgi ve rahmet iklimi kısa süre içinde bütün kıtaya yayıldığı gibi, vefatından sonra da dünyada İslâm’ın girmediği yer kalmadı. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in 23 yıl gibi kısa bir sürede yaydığı “din”, asırlardır cehalet içinde yaşayan toplumu kökten değiştirip, medenî bir toplum hâline getirdi. İslâmiyet’in girmediği kıta kalmadı. Napolyon Bonapart şöyle diyor: “Allah’ın varlığını Musa kavmine; Mesih İsa Roma âlemine; Muhammed (s.a.s.) ise bütün âleme yaydı.” “Hz. Muhammed (s.a.s.) ve getirdikleri”, Batılıların da ilgi odağı oldu hep. Örneğin Lawton Lancelot, “İtiraf edilmelidir ki, Muhammed’in dini Afrika’ya Hristiyanlık’tan daha çok yakışır; aslında şunu söylemem gerekir ki, bütün dünyaya daha çok yakışır. Onun özellikleri, insanı insan yapması şeklinde özetlenebilir.”

İstikrarı Hayranlık Verici
John William Draper, Hz. Muhammed (s.a.s.) için, “İnsanlığa en büyük etkide bulunan bir insan”, derken; Goethe ise, “Çok kısa bir süre önce İslâm Peygamberi’nin hayatını büyük bir ilgi ile okuyup tahsil ettikten sonra gördüm ki; o asla bir sahte peygamber değildir” diyordu. D. G. Hogart ise, görüşlerini şöyle dile getiriyor: “Onun bütün davranışları, günlük hayatı, bugün milyonların şuurlu bir hâfızayla gözettiği bir kanun ortaya koymuştur. İnsanlığın herhangi bir bölümünün, “Mükemmel İnsan” kabul ettiği başka hiç kimse, bu kadar yakından ve bu ölçüde ayrıntıyla taklit edilmemiştir. Hristiyanlığın kurucusunun davranışları, takipçilerinin günlük hayatını yönlendirmemiştir. Ayrıca, başka herhangi bir dinin kurucusu, geride Müslüman Rasûl ölçüsünde bir güven ve itimat bırakmamıştır.”

Hiçbir Peygambere Böyle İtaat Edilmedi
“Hz. Muhammed (s.a.s.) ilk peygamberlerden uzanıp gelen yolun ışığını tamamlamış ve olgunluğa erdirmiştir” diyen, Fransız Komünist Partisi’nin eski liderlerinden mühtedi Roger Garaudy, Muhammedîlik’le Cezayir’de sürgünde iken tanıştığını şöyle anlatır: “Bilindiği gibi otorite boşluğunda ve savaş anlarında en kolay iş, istemediğiniz insanları kurşuna dizmektir. Böyle haksız şekilde kurşuna hedef gösterildim. Cezayirli bir asker, aldığı emre rağmen silâhı kullanmadı. Sebebini sorduğumda, ’İslâm dini savaş hâlinde de olsa, elinde silâh olmayan insanı öldürmeye izin vermez’ dedi. Bu cevap beni çok düşündürdü. İslâm dinini, medeniyetini ve kültürünü inceledim. Thomas Carlyle ise şöyle yazar: “Ona peygamber dediler diyorsunuz değil mi? Niçin? Çünkü Muhammed onlarla yüz yüze gelmiş, hiçbir esrarın arkasında kutsanmamış, kendi hırkasına yama yapmış, ayakkabılarını tamir etmiş, savaşmış ve onların arasında istişare etmiş ve emretmiştir. Siz ona ne derseniz deyin, onun nasıl bir insan olduğunu mutlaka görmüşlerdi. Kutsal tacıyla hiçbir imparator, oturup kendi hırkasına yama yapan bu insan kadar itaat görmemiştir. Yirmi üç yıllık zahmet ve gerçek mücadelenin içinde, sahip olması gereken her şeye sahip gerçek bir kahramanı görüyorum.”

Ona İnsanlığın Kurtarıcısı Diyelim
Edward Gibbon’a göre, Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu yeni inanç, belirsizliğin şüpheciliğinden arınmış ve onun kitabı Kur’an, Allah’ın birliğine muhteşem bir tanıktır. 1930’larda yaşayan, Bernard Shaw ise şöyle diyor: “Tahminime göre ,Muhammed’in inancı bugün Avrupa’da kabul edilmeye başlandığı gibi, gelecekte de kabul görecektir. Günümüz dünyası onun gibi birisinin mutlak hakimiyeti altına girse, çok ihtiyaç duyulan barış ve mutluluk getirecek şekilde sorunları onun çözeceğine inanıyorum. Avrupa, Muhammed’in akidesinin aşkına girmeye başlamıştır. Gelecek yüzyılda, Avrupa sorunlarının çözümünü bu inanç içinde görmeye kadar gidebilir. Problemlerin üst üste yığıldığı asrımızda, bütün müşkülleri bir kahve içme rahatlığı içinde çözen Hz. Muhammed (s.a.s.)’e insanlık ne kadar muhtaçtır.”

İslâm’la müşerref olan ünlü İngiliz popçu, Hz. Peygamber (s.a.s.) için şunları söylüyor: “Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.), cahillik ve karanlıklar içinde bulunan Mekke’de dünyaya geldi. İnsanlığa rahmet ve şefaat için gönderildi. O, bütün zamanların en mükemmel insanıdır. Müslüman olduğumdan bu yana, Peygamberimiz’in, o büyük insanın hayatını araştırıyorum. Onu okudukça, onu anladıkça, etrafımı saran bilgisizliği, cehaleti daha iyi görüyor ve irkiliyorum.” (Cat Stevens -Yusuf İslâm)

“Milyonlarca insanın kalbi üzerinde, bugün tartışmasız bir etkisi olan hayata sahip birisini öğrenmek istedim. İslâm’ın bir yeri fethinin kılıç ile olmayıp, hayat tarzıyla olduğunu her zamankinden daha fazla anladım. Peygamber’in tam manasıyla sadeliği ve ahde sadakati, onun arkadaş ve takipçilerine kendini adaması, tevazuu, yiğitliği, korkusuzluğu, Tanrı’ya ve dinine olan mutlak bağlılığıydı, asıl ona her engeli aştıran ve muzaffer kılan; yoksa kılıç bir hiçti.” (Mahatma Gandi)

“Ey Muhammed! Sana çağdaş olamadığımdan dolayı çok müteessirim. Muallimi ve naşiri olduğun bu kitap senin değildir. O lâhûtîdir. Beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra da bir daha görmeyecektir. Ben huzurunda kemâl-i hürmetle eğiliyorum.” (Otto Von Bismark)

“Peygamber, hatip, kanun koyucusu, fikirler fatihi, rasyonel bir inancın, tasvirsiz bir dinin mimarı, işte Muhammed budur. Dünya üzerindeki insanların büyüklüğü ne ile ölçülürse ölçülsün, hiçbir kimse ondan daha büyük olmamıştır.” (Goethe)

Onun büyüklüğü, farklı inanan ve farklı düşünen kişiler tarafından da kabul ediliyor, kabul edilmek zorunda kalınıyor. Bizler de öyle bir peygamberin ümmeti olmaktan son derece gururluyuz, mutluyuz. Peygamber Efendimiz bizim gül kokulu umudumuzdur. Gül kokusu insana neşe ve huzur verir. Çünkü gül, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in sembolüdür, kokusudur...


““Ey Muhammed! Sana çağdaş olamadığımdan dolayı çok müteessirim. Muallimi ve naşiri
olduğun bu kitap senin değildir. O lâhûtîdir. Beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra da bir daha
görmeyecektir. Ben
huzurunda kemâl-i
hürmetle eğiliyorum.”
(Otto Von Bismark)”