Makale

İLMEKLERDE SAKLI TARİH

İLMEKLERDE SAKLI TARİH

Süreyya Meriç

Hayatın acı tatlı bütün veçhelerini parmaklarının ucundan ilmeklere emanet eden kadınlar sadece geçmişin izlerini değil insan ruhunun binbir türlü hâlini de dokumuşlardır hünerli elleriyle. Tezgâhın başına geçip attıkları her düğümde hayata biraz daha tutunmuş, gönüllerinde saklı nice sırrı o düğümlerle kıyamete kadar korumuşlardır. Kundaktaki bebeklere beşik örtüsü, yuvalara kilim, avluya yaygı, sekiye minder… Her biri bu mahir ellerden çıkmış, evin kendine ait köşesinde üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmiştir.

Ne yerdeki halı, ne avludaki yaygı alelade bir örtüdür Anadolu insanı için. Geleneksel el sanatının nadide birer örneğine dönüşen bu kilimler, geçmişin izlerini günümüze taşıyan iplerle örülmüş köprülerdir. Her bir desenin her bir rengin dili vardır okuyabilenler için. Sevinci de acıyı da ilmeklerin, desenlerin ardına sırlar dokuma tezgâhına oturan yürek. Kalbini açar dokuduğu kilime. Savaşta yitirdiği babasını, küçük yaşta kaybettiği yavrusunu anlatır kimi zaman. Gurbetten dönen eşinin sevincini ulu orta gösteremez de renk renk nakış nakış dokuduğu kilime işler. Zira kilim ile özdeşleşmiştir Türk halkı. Göçebe obalarından Anadolu’nun en ücra yerlerine kadar yün eğirmeyi, halı dokumayı bilmeyen bir Türk kızı yok gibidir. Tarihî kayıtlar da bir şerh düşer bu hakikate. Halı dokumacılığının Türkler tarafından icat edildiği, oradan İran’a ve farklı coğrafyalara geçtiği anlatılır.

Halının tarihî serüveninde dünyaya şöyle bir nazar ettiğimizde İran’da kültürel atmosferin tesiriyle mitolojik ögelerle bezeli Tahran halıları çıkar karşımıza. Kültürel bir öge olarak ne kadar yer gezerse gezsin halı deyince Türk halıcılığı çıkar ön plana. Biraz daha kazırsak geçmişi Hun Türklerinden kaldığı düşünülen dünyanın en eski halısı Pazırık halısıyla karşılaşırız.

Anadolu Selçukluları Dönemi’nde dokuma sanatının beşiği olur Konya. Aksaray’dan Sivas’a zenginleşir renkler. Geniş bordürleri, iri kûfi yazılarıyla karakteristik özellikleri vardır bu kilimlerin. Nerede görülse tanınır. Kökleri Orta Asya’ya kadar uzanan koç başları, bozkırın mütevazı çiçekleri, bereketin simgesi yağmur damlaları her bir kilimde başka bir hikâye anlatır. Bugün Azerbaycan bayrağından anımsayacağımız sekiz köşeli yıldız, sonsuzluğun simgesi olarak yer bulur kilim desenleri arasında. Ünlü seyyahlar övgüyle bahseder Selçuklu halı ve kilimlerinden. Bir devlet başkanı için eşsiz bir armağandır Selçuklu kilimleri. Marco Polo, İbni Battuta yazılarında sık sık işlerler Selçuklu halılarını.

Osmanlı Dönemi’ne gelindiğinde zirveye çıkan estetik zevke düğüm atmada geliştirilen yeni tekniklerin de eklenmesiyle şöhretine şöhret katar Anadolu halıları. Osmanlı halısından bahsedip de laleden bahsetmek olmaz bu dönemde. Hançer gibi keskin ve kıvrık damarlı yapraklar, laleler, karanfiller ve İstanbul’un nazenin sümbülleri rağbet görür halı desenleri arasında.

Halılar motiflerin gelişigüzel yer bulduğu alelade yaygılar değildir toplumumuz için. Her motifle kültürel hafızasının birer yansımasıdır. O dönemde yaşanmış acı tatlı olayların resmedildiği, dokuyanın sahip olduğu toplumsal ve ferdî değerlerin taşıyıcısıdır. Kültür, halı için bedii bir kaynak, halı ise kültürün geleceğe aktarımında eşsiz bir vasıtadır.

Pazırık Halısı: Yaklaşık olarak 2 bin 500 yıl öncesine ait olduğu düşünülen, dünyanın en eski halısı Sibirya’daki Altay Dağları’nın eteklerinde “Pazırık Kurganı” adıyla bilinen oda mezar içinde bulundu. Rus arkeolog C.I. Rudenko tarafından 1947-1949 yılları arasında yapılan çalışmayla bulunan, Asya Hunlarının elinden çıktığı düşünülen Türk motifleriyle bezeli halı, Rusya’nın St. Petersburg kentindeki Hermitage Müzesinde sergileniyor.

Yıldız Şale’nin Göz Bebeği: Beşiktaş’taki Yıldız Şale Köşkü’nün tören salonundaki halı, Türkiye’nin en büyük yekpare dokuma halısı. 120 yaşındaki bu nadide eser 468 metrekare. Sultan II. Abdülhamit döneminde Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in ziyareti münasebetiyle Yıldız Şale’nin tören salonu için hazırlanan halı, Hereke Halı ve İpekli Dokuma Fabrikasında dokundu.

Halıya İşlenen Tarih: Öyle bir halı düşünün ki tam yetmiş metre boyunda, her bir metrekaresinde koca bir tarihin izlerini taşıyor. 1066 yılında Normanlar İngiltere’yi istila eder. İngilizlerin bu işgalden tamamıyla kurtulması için uzun bir zaman gerekir. Öyle ki Norman işgali İngiliz tarihinde önemli bir yere sahiptir. İşgal yıllarının anlatıldığı halı, her ilmeğinde savaşı resmeder.

İran Halıları: Halı denilince akla gelen şehirlerden biri de şüphesiz ki Tahran. Tahran halıları mitolojik unsurların, Farsça yazıların, efsanevi varlıkların boy gösterdiği birer sanat eserine dönüşüyor. 16. yüzyıldan itibaren kendine has düğümleme teknikleriyle Türk düğümleme tekniğinin yanında kendine yer bulan İran halıları, ilerleyen yüzyıllarda daha da ün kazanarak dünya ölçeğinde tanındı.