Makale

TAKDİM

TOPLUMSAL DEĞİŞİM VE MAHREMİYET

Toplumu sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve inanç sistemleri açısından derinden etkileyen modernleşme, neredeyse tüm değerlerin yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Özellikle postmodern dönemlerde teknolojinin de gelişmesiyle beraber kitle iletişim araçlarının önemi gün geçtikçe artmış, bunun sonucunda mahremiyet algısında belirgin ölçüde değişimler yaşanmıştır. Sınırların belirsizleştiği bu ortamda mahremiyet de yavaş yavaş tükenmeye başlamıştır.Günümüzde mahrem alanlar hiç olmadığı kadar ortaya dökülmektedir. Teknolojiyle donatılmış yeni dünya düzeninde artık her şey seyirlik ve gösteriye dönük bir hâl almıştır. Bir yandan televizyon, izleyen kitlenin merak duygusunu tetiklemek suretiyle mahremiyetin sınırlarını zihinlerde daraltırken yeni sosyalleşme alanları olarak nitelendirilen sosyal paylaşım ağları, bireyin görünür olma arzusunu, bir arzuyu veya isteği görünür kılmaktan daha önemli hâle getirmiştir. Bireyin özel yaşamı dâhilinde kabul edilen duyguları, aile ilişkileri, inancı, yalnızlığı hiç olmadığı kadar alenileşmiştir. İnsanlar bir nevi “camdan evler”de yaşamaya gönüllü ya da gönülsüz mahkûm edilmiştir.

Bizler de Diyanet Aile Dergisi olarak Kasım sayımızda penceremizi mahremiyet bilincine açtık. Dr. Lamia Levent Abul, “Değişen Algılar ve Mahremiyet Bilinci” yazısında mahremiyetin, iletişim teknolojilerindeki değişimlerden nasibini aldığını, sosyal medyanın da etkisiyle mahremiyet algısının anlam ve biçim değiştirdiğini belirtti; İslam dininde insan onur ve saygınlığının korunmasının temel insan haklarından biri olarak kabul edildiğini, mahremiyet konusunda gösterilen hassasiyet, getirilen tüm ilke ve ölçülerin bu temel insan hakkının korunmasına matuf olduğunu vurguladı.

Dr. Öğretim Üyesi Sema Çelem, “Değişen Değerler ve Mahremiyet” yazısında Hucurât suresi 12. ayette zan, gıybet ve tecessüsün yasaklanmasının insanın şeref, onur ve mahremiyetini korumaya, aynı zamanda toplumun birlik ve beraberliğine zarar verecek hataları engellemeye yönelik olduğunun altını çizdi.

Bu ayki söyleşimizi Nurullah Genç ile gerçekleştirdik. Kendisiyle yaşamı ve şiir yolculuğu üzerine konuştuk.

Gezi Notları’nın bu ayki durağı “Balkanların Yaralı Şehri: Saraybosna”. Cüneyt Durhan’ın kaleminden çektiği acılara rağmen hâlâ ayakta kalabilmeyi başarmış şehir Saraybosna’yı okuduk.

Bizler Dergimizin baskı hazırlıkları içindeyken 30 Ekim’de İzmir’de meydana gelen ve hepimizi hüzne boğan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.