Makale

HÂL VE TAVRIN EN GÜZELİ

HÂL VE TAVRIN EN GÜZELİ

Dr. Bahattin Akbaş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Dinin, ilahi vahyin insanla buluşması peygamberler/Allah elçileri vasıtasıyla olmuştur. İlahi irade peygamber göndermekle insana lütufta bulunmuştur. Ancak bu lütuf/iyilik insanlar tarafından hakkıyla değerlendirilememiştir. Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.s.), resuller ve peygamberler zincirinin son halkasıdır. Allah’ın son elçisi sıfatıyla kendinden önce gelip geçen peygamber kardeşlerinin ardından ümmetlerinin içine düştüğü dinî, dünyevi sapmaları tespit etmiştir. Hz. Muhammed, ashabının şahsında ümmetine, hatta bütün insanlığa hitap ederek hayati uyarılarda bulunmuştur.

Hz. Peygamber, yaşayan Kur’an’dır. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i yirmi üç yıllık bir süreçte elçisinin örnek şahsiyeti ile uygulamalı olarak peyderpey indirmiştir. Bu süreçte onun ahlakı, temizliği, ibadet hayatı, yaşantısı, ailesi ile olan münasebetleri, tutum ve davranışları Müslümanlar için örneklik oluşturmuştur.

Hz. Peygamber’in elçilik görevi yalnızca vahyi aktarmak değildir. Allah’ın elçisi, inanç, ibadet ve ahlaki değerler başta olmak üzere günlük hayatın tüm alanlarında Allah’ın dini İslam’ı anlatarak, açıklayarak ve yaşayarak Müslümanlara örnek olan bir hayat ortaya koymuştur. “Andolsun Allah’ın Resulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” ayeti de bunu vurgulamıştır (Ahzab, 33/21).

“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın Kitabı; hâl ve tavrın en güzeli ise Muhammed’in hâl ve tavrıdır.” (Nesâî, Îdeyn, 22). En güzel rehberlik Hz. Muhammed’in örnekliğindedir. Hadis-i şerifte Hz. Peygamber’in örnek hayat tarzı ve rehberliği ile onun sünnetine atıfta bulunulur. İslam medeniyeti Kur’an ve sünnetten aldığı ruh ile asırlar boyunca insanlığı aydınlatmıştır. Bizim için en güzel örnek olan Hz. Peygamber, Allah’ın kendisiyle gönderdiği hidayeti ve ilmi, gökten inen bereketli yağmura benzetmiştir (Buhârî, İlim, 20). Sözleriyle bize rehberlik eden Hz. Peygamber (s.a.s.), uygulamalarıyla da bütün insanlığa örnektir. Hz. Peygamber âlemlere rahmettir, şefkat ve merhamet timsalidir. Onun çağlar üstü örnekliğinde hayat vardır. Beşerin, aradığı saf ve temiz dini, İslam’ı tebliğ edip en güzel şekilde yaşamıştır.

Yüce Allah onu "Ey Resülüm! Sen, en yüksek ahlak üzerinesin." (Kalem, 68/4) şeklinde övmüş, dost düşman zamanının bütün insanları Muhammedü’l- Emin/Güvenilir Muhammed olarak bilmişler ve asla yalan söylemediğini ifade etmişlerdir. Allah elçisinin gönüllere hayat bahşeden diriltici iklimini içselleştirmeye, temsil ve takdim etmeye her daim muhtacız. O bize örnektir; biz de ümmeti olarak insanlara örneğiz, örnek olmak sorumluluğundayız.

Ne acıdır ki yalan, ihanet ve riyanın, gösterişin hükümferma olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İdeal, model insan örneklerinden mahrumuz. Elan insanlık olarak Allah’ın elçisinin örnek şahsiyetini tanımaya o kadar da muhtacız. O, Allah’ın insanlar için seçip gönderdiği bir elçidir. Kur’an ferman eder; "Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Sebe, 34/28) O, bütün âlemlere rahmet peygamberidir. "(Resülüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 21/107)

Diğer taraftan Kur’an-ı Kerim gibi sağlam bir delil, gönüller için şifa ve rahmet; Hz. Muhammed gibi bir rehber varken insanlığın acı, kan ve gözyaşına boğulması, dünyada vahim problemlerle karşı karşıya bulunulması ne kadar üzüntü vericidir. Son elçinin tabileri olarak İslam dininin iyilik ve güzelliklerini temsil ve tatbik etme ile bütün insanlığa anlatma sorumluluğumuz vardır. İnsanlığın aradığı barış ve mutluluk iklimi Kur’an ve sünnetin yol göstericiliğindedir.

Hayatın ve var oluşun anlamını gösteren dinden uzaklaşan insan, eşyaya, geçici zevklere, haz ve hız tutkunluğuna, maddi unsurlara yönelmek suretiyle düştüğü bunalımdan uzaklaşmaya; kaybettiği huzuru aramaya çabalamaktadır. Yüce Allah¸ bu tehlikeye karşı bütün kulları için bir yol göstermiş ve elçileri olan peygamberleri göndermiştir. İnsanlar, hak elçilerin rehberliğine tabi oldukları sürece huzurlu olabilmişler ve bunalım ve sapkınlıklardan uzak
kalabilmişlerdir.

Yüce Allah, elçisinin bize karşı düşkünlüğü ve sevgisi hakkında şöyle buyurur: “Size içinizden; sıkıntı çekmeniz kendisine çok ağır gelen, size çok düşkün, müminlere karşı son derece şefkatli ve merhametli bir elçi gelmiştir.” (Tevbe, 9/128) Allah’ın elçisi, müminlere olan sevgisini şöyle ifade eder: “Her mümine dünya ve ahirette (sevgide ve görüp gözetmede) en yakın olan benim. İsterseniz, ‘Peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır,’ (Ahzab, 33/6) ayetini okuyunuz. Bu nedenle herhangi bir mümin ölüp mal bırakırsa kim olursa olsun mala akrabası mirasçı olur. Fakat kim bir borç veya bakıma muhtaç kimseler bırakırsa o bana getirilsin. Ben onun velisiyim. (Onun borcuyla ve bakıma muhtaç yakınlarıyla ben ilgilenirim.)” (Buhârî, İstikrâz 11; Tefsir, Ahzab, 33/1)

Hz. Peygamber, ümmetini Kur’an ve sünnetiyle eğitir, arındırır; “Andolsun, Allah, müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.”(Al-i İmran, 3/164)

Âlemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.), büyük lütuf ve nimettir. Mümin gönüller ona âşık, ona hayrandır, ona dosttur. Onun gönlünde hep biz müminler, ümmeti vardık. Bizim gönüllerimizden ve tutumlarımızdan da onun sevgisi, rehberliği, ahlakı, tavrı her daim eksik olmasın. Sözü, Hak aşığı Muhsin İlyas Subaşı’nın Allah Resulünün model ve rehber oluşuna dair dile getirdiği içten naatına bırakalım:

“Bir günül mevsimi kapına geldim,

Sevgilim, Sultanım, Efendim benim.

Seninle üzüldüm, seninle güldüm,

Sevgilim, Sultanım, Efendim benim.

Zamanın ilinden gönlüme aktın,

Kaç hamı pişirdin, erittin, yaktın,

Beni benden aldın, bana bıraktın,

Sevgilim, Sultanım, Efendim benim.

Hüsnündeki nuru gördü melekler,

Seninle murada erdi melekler,

Sırrını bizlere verdi melekler,

Sevgilim, Sultanım, Efendim benim.

Güneş ellerinde olsun her sabah,

Arayan gölgeni bulsun her sabah,

İnsanlık kapını Áalsın her sabah,

Sevgilim, Sultanım, Efendim benim.