Makale

GÖZ AYDINLIĞI EVLATLARIMIZ ARASINDA ADALET

GÖZ AYDINLIĞI EVLATLARIMIZ ARASINDA
ADALET
Arş. Gör. Hacer Ayaz
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi

mac:Users:imac:Desktop:Aile Dergisi eylül+- Folder:tasarım:Links:hadislerle aile.psd

“Allah’tan sakının ve çocuklarınız arasında âdil olun.” (Buhârî, Hibe, 13)

Allah’ın birer emaneti olarak hanelere neşe, gönüllere huzur kaynağı evlatlar bir anne baba için en büyük şükür sebebidir. Evlatlar aynı zamanda dünya hayatının süsü ve anne baba için bir imtihan vesilesidir (Enfâl 8/28, Kehf 46, Tegâbün 64/15). Bununla birlikte anne babanın evlatlarına karşı, evlatların da anne baba üzerinde birtakım hakları ve sorumlulukları vardır (Bakara 2/233). Ebeveynlerin çocuklarının yeme içme, giyim kuşam gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması yanında en büyük sorumlulukları evlatlarına İslam’ı öğreterek iyi birer Müslüman olmaları adına çaba sarf etmeleri, onları güzel ahlaklı, sağlam karakterli, yaşadığı topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeleridir. Evlatların ise en büyük sorumluluğu, anne babalarına karşı her zaman hürmetle muamelede bulunmaları ve ne olursa olsun bir öf bile demeyecek kadar merhametli ve saygılı olmalarıdır (İsrâ, 17/ 23,24).

Tertemiz fıtratlar üzere âdeta nakış nakış işlenmeyi bekleyen bembeyaz sayfalar olarak kucaklarımıza emanet edilen çocukların özellikle duygusal gelişimleri ilk olarak ana kucağında ve ardından aile içi iletişim ile şekillenmektedir. Hiç kuşkusuz ebeveyn ve evlatlar arasında derin ve yoğun duygusal bağlar vardır. Bu bağ en saf hâli ile sevgidir. Ebeveynler, çocuklarına karşı sevgi, ilgi ve alakalarını çeşitli yollarla gösterebilmektedir. Bu, yeri geldiğinde evladın yanağına kondurulan bir buse, başka bir zaman ise ona bağışlanan maddi bir hediye olarak tezahür etmektedir. Allah Resulü (s.a.s), oğluna bağışta bulunan ve kendisine bu konuda şahitlik yapmasını isteyen bir sahabeye, diğer çocuklarına da bağışta bulunmadığı gerekçesiyle şahitlik etmeyi kabul etmemiş ve o kimseye Allah’tan sakınmasını ve çocukları arasında adaletli davranmasını buyurmuştur (Buhârî, Hibe, 12,13).

Allah Resulü’nün uyarısı, konunun ehemmiyetini ortaya koyacak şekilde nettir. Buna göre, çocuklar arasında adaletle muamele etmemek, Allah’a karşı gelmek demektir. Hiç şüphesiz Allah’a karşı gelmek ise zulümdür. Allah Resulü başka bir hadisinde ise öpücük konusunda bile olsa çocuklarınızı birbirine eşit tutun buyurmaktadır (Abdürrezzak, Musannef, IX). Öpücük konusunda bile adaletli olmayı buyuran Resulüllah’ın evlatlar arasında adaleti ne kadar önemsediği anlaşılmaktadır.

Rahmet Peygamberi’nin (s.a.s) evlatlar arasında uygulanacak adaletsiz davranışların nelere sebebiyet verebileceğinin farkında olduğu ve ümmetini bu konuda uyardığı ortadadır. Çocuklar arası adaletsizliğin aile ve toplum bazında çok boyutlu menfi sonuçları vardır. İlk olarak kardeşlerinden ayrı tutulan, kardeşlerine gösterilen sevgi ve şefkatten mahrum bırakılan bir çocuğun bireysel boyutta kendi ruh dünyasına ağır bir darbe aldığı mutlaktır. Değil midir ki anne ve babasından ilgi alaka görmek her masum çocuğun hakkıdır. Gönül dünyasında aldığı yara, onun kişisel gelişimini ve dolayısıyla karakterini de olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Evlatlar arası adaletsiz tutumun bir diğer sonucu ise aile içi bağlara yansımaktadır. Kendisini dışlanmış hisseden ve kardeşleri kadar değerli görmeyen bir çocuk, anne babasına ve diğer aile üyelerine karşı nefret, haset, kin beslemeye başlayacak ve aile içi bağların zayıflamasına neden olacaktır. Ya da sadece bir çocuğun sevgi ve alaka gördüğü bir ailede diğer kardeşler bu çocuğa karşı menfi duygularla hareket edeceklerdir.

Uğradığı haksızlık ya da yaşadığı kıskançlık neticesinde anne babasına karşı duyduğu öfke çocuğun, ebeveynine karşı ilgisiz, hürmetsiz ve saygısız olmasına da neden olabilmektedir. Konunun bir de topluma değen tarafı var ki bu ise İslam’ın öngördüğü huzur, dayanışma ve barışın egemen olduğu toplumsal yapıya ters düşmektedir. Anne babanın evlatları arasında yapmış olduğu ayrımcılıklar, kardeşler arası ilişkilerin bozulmasına dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’de ve çeşitli hadislerle önemi vurgulanan sıla-i rahmin kesilmesine neden olmaktadır (Nisâ 4/1, Muhammed 47/22, Bakara 2/83). Sıla-i rahim kesildiğinde birbirlerine diğer insanlardan daha yakın olan akrabalar arasındaki bağlar zedelenecek ve toplumun birlik beraberliği adına dayanışma sağlayan ilişkiler zarar görecektir (Enfâl 81/75, Ahzâb 33/6).

Evlatlar arası davranışları şekillendiren, örneğin çocuğun başarısı ya da yaşı gibi birçok özellik olmakla birlikte, bu özellikler arasında öne çıkan en önemli kıstas çocuğun cinsiyeti olmaktadır. Konuyu toplumumuz nezdinde ele aldığımızda erkek evladın kız evlada göre birçok konuda daha üstün ya da hak eden konumunda kabul edildiği iddia edilebilir. Erkek evlatların eğitimine gösterilen ihtimam kız çocuklara gösterilmemekte, erkeğin hayata daha iyi hazırlanmasına verilen ehemmiyet, anne baba tarafından söz konusu kızlar olduğunda gündem edilmemektedir. Anne baba kendisine emanet edilen kız evladının da kendi potansiyelini keşfedip topluma fayda sağlayabileceği bir meslek sahibi olması, öz güvenli, kendinden emin bir birey olarak yetişmesi adına ellerinden geleni yapmakla mükelleftir.

Bizlere hayatın her alanında Resulüllah vesilesi ile rehberlik sunan İslam dininin önem verdiği en büyük konulardan biri, hiç şüphesiz ki adalettir. Aile bağlarının güçlü kalması, aile içinde yetişen çocukların duygusal anlamda sağlıklı yetişebilmeleri, akrabalık ilişkilerinin sürdürülerek sıla-i rahmin gerçekleştirilmesi gibi hayati konular, çocuklar arasında adaletle davranmaya bağlı hususlardır. Allah Resulü “Adil insanlar Allah katında nurdan minberler üzerindedir.” buyurarak adil bir kimsenin Allah katındaki değerini gözler önüne sermektedir (Müslim, İmâra 3). Bir Müslüman, hayatının her alanında adil olmayı kendine şiar edinmeli ve Allah’ın adil olanları sevdiğini hatırda tutmalıdır (Mâide 5/42, Hucurât 49/9, Mümtehine 60/8).