Makale

TAKDİM

TAKDİM

İslam medeniyeti, doğduğu günden itibaren cami ve medrese gibi iki önemli mekânın omuzlarında yükselmiştir. Sevgili Peygamberimiz, insanların bilincini inşa ederken mescidi bir mektep olarak kullanmıştır. Ashab-ı Suffe örneğinde olduğu üzere mescitler hem ibadet edilen hem ilim tahsil edilen mekânlar olarak öne çıkmıştır. Mescidin bu hususiyeti, sadece Suffe ehliyle sınırlı değildi. Mescid-i Nebevi genç, yaşlı, kadın erkek, toplumun hemen her kesiminden insanın toplandığı ve Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ilim ve irşadından istifade ettiği bir mekândı.
Mescid-i Nebevi’deki bu uygulama sonraki yıllarda da devam etmiş, İslamiyet’in dalga dalga yayıldığı, başka kültürler ve coğrafyalarla tanıştığı yüzyıllarda neredeyse bir ilkeye dönüşmüştür. Camilerin hemen bitişiklerinde mektep ve medreseler inşa ediliyor, iki yapı maddi ve manevi olarak birbirini tamamlıyordu. Ebu Hanife’den İmam Malik’e, İmam Şafii’den İbn Rüşd’e kadar pek çok âlim buralarda oluşturulan ders halkalarında tedrisatlarını sürdürmüşlerdir. Yaşadıkları çağları aydınlatan Kindi, Harizmi, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd, Biruni, Akşemseddin ve Uluğ Bey gibi Müslüman bilginler birbirini tamamlayan bu mekânlarda yetişiyor, dinî ve dünyevi bilgilerini harmanlayarak dünya tarihinde eşi görülmedik bir aydınlanmanın mümessili olabiliyordu.
Camiler tarih boyunca İslam’ın yayılmasında, insanların kitleler hâlinde eğitilmesinde önemli bir fonksiyon icra etmişlerdir. Günde beş vakit okunan ezanlar müminleri bir araya getirir, ortak bir şuurun etrafında toplar, tevhit bilincinin daima ayakta kalmasını sağlar. Bugün de mescitler dünyanın her yerinde Müslümanların bir araya geldiği, meselelerini istişare ettiği ve dinî bilgilerini tazelediği yerler olma hususiyetini devam ettirmektedir. Cuma günleri verilen vaazlar ve okunan hutbeler başta olmak üzere her gün milyonlarca insan camileri doldurmakta, dinî bilgilerini tazelemekte, hayatın gürültüsü içinde yorgun düşen gönüllerini onarmaktadırlar.
Her yıl Ekim ayının ilk haftasında Diyanet İşleri Başkanlığımız ve müftülüklerimiz tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın bu yılki teması Cami ve İlim. Diyanet Dergisi olarak bu çerçevede hazırladığımız dosyamıza Doç. Dr. Abdulvahap Özsoy, “Asrısaadette İlim ve Talim Merkezi Olarak Mescid-i Nebevi”; Mahmut Kayış, “İslam Medeniyetinde Camiler”; Cemalettin Gezgiç, “Şehrin Kalbi Camiler”; Nagihan Koç, “En Samimi Sevginin Şahidi Camiler” başlıklı yazılarıyla katkıda bulundu. Ayrıca Hicrî yeni seneyi idrak ettiğimiz bu ayda Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) ve güzide ashabının hicretini konu alan yazılara da yer verdik dergimizde. Söyleşi konuğumuz ise İslam Tarihi alanında önemli çalışmalarıyla tanıdığımız kıymetli hocamız Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma.
Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere. İyi okumalar.