Makale

TAKDİM

TAKDİM

İnsanların yaşamında olduğu gibi milletlerin de tarihinde büyük kırılma noktaları, sıçrama eşikleri vardır. Bu dönemlerde meydana gelen hadiselerin büyüklüğü ve ehemmiyeti, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılır. İstanbul’un fethi de Türk tarihi ve İslam âlemi için olduğu kadar bütün insanlık için büyük bir miladın adıdır. Çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet, ordularıyla şehre girdiğinde tarihin akışı değişmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, şehrin en büyük mabedini, yani Ayasofya’yı camiye çevirmiş, adına vakıf kurarak kıyamete kadar ayakta durmasını, Müslümanların mabedi olarak hizmet vermesini hedeflemiştir. Fethin nişanesi ve Fatih’in emaneti olarak Ayasofya, âlem-i İslam beldelerindeki herhangi bir cami olarak görülmemiş, Müslümanların izzetini, heybetini temsil etmiştir. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra da Osmanlı Devleti dönemi boyunca padişahların hizmet etmekle şeref duydukları, ihtimamla koruyup onardıkları bir mabet olarak Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, bütün dünyada İslam bilgeliğinin, gücünün ve hoşgörüsünün remzi olarak kabul edilmiştir. Çünkü İstanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmet, korku içinde bu mabede sığınan insanlara, korkmamalarını, can ve mallarının güvence altında olduğunu müjdelemişti. Yerli halkın belleğinde yaklaşık iki asır önce gerçekleşen ve İstanbul’da taş üstünde taş bırakmayan Latin İstilası gibi korkunç bir travma vardı. Fatih, Müslüman Türklerin farkını, adaletini, merhametini göstererek fetihten sonra gayrimüslimlere sosyal, siyasi ve kültürel hayatta geniş yer açmış, onları Devlet-i Aliyye’nin temel unsurları hâline getirmiştir.

Geçtiğimiz ay tarihimizde bir büyük hadiseye şahit olduk. Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, 86 yıl aradan sonra müze statüsünden çıkarılmak suretiyle asli hüviyetine kavuşturuldu. İstanbul’un en eski mabedi olma özelliğini taşıyan Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığımıza devredildi. Bizler de Diyanet Dergisi olarak bu heyecan verici tarihî gelişmeyi bir dosya hazırlayarak sayfalarımıza taşımak istedik.

Prof. Dr. Fahameddin Başar, “Fethin Sembolü Ayasofya”; Prof. Dr. İhsan Çapcıoğlu, “Caminin Fonksiyonları ve Ayasofya’nın Dinî Statüsü”; Mustafa Armağan, “Ayasofya Camii’nin Hukuki Durumu”; Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, “Ayasofya’da Fatih’in Huzurunda Bir Cuma”; Fatih Duman, “Ayasofya’yı Açmak Yeniden Doğmak Gibi” başlıklı yazılarıyla dosyamıza katkıda bulundular. Bu ay söyleşi konuğumuz Prof. Dr. Mehmet İpşirli.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nden ezanların kıyamete kadar yükselmesi duasıyla.

İyi okumalar.

Dr. Fatih Kurt