Makale

Kahve Molası

Kahve Molası

NELER OLUYOR HAYATTA?

Trans Yağ Oranına Sınırlama

Tarım ve Orman Bakanlığının yaptığı düzenlemeyle gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde tüketiciye arz edilecek bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ oranına % 2 sınırlaması getirildi. Trans yağ düzenlemesi, Avrupa Birliğinde 1 Nisan 2021’de uygulamaya girecek. Türkiye’de gıda işletmelerine 31 Aralık 2020’ye kadar süre verildi. Düzenlemede hayvansal kaynaklı yağlarda doğal olarak bulunan trans yağ ise kapsam dışı bırakıldı.

BİR ACAYİP KELİME

Disgrafi

“Okula başlayana kadar her şey yolundaydı; hiçbir oyunda diğer çocuklardan geri kalmıyordu. Birçok konuda cin gibiydi. Fazla zeki olduğunu bile düşünüyorduk. Ancak, ne olduysa okulda oldu; yaşıtları okuma yazmayı çoktan öğrendi ama o hâlâ doğru düzgün okuyamıyor, yazamıyor. Tembel de sayılmaz; ödevlerini büyük bir gayretle yapmaya çalışıyor. Acaba, sandığımız kadar zeki değil mi?” dese de bazı anne babalar bazen sorun tembellik, eğitim sistemindeki hatalar ya da düşük zekâ düzeyi olmayabilir. Uzmanlar bu durumu “disgrafi” kavramıyla açıklıyor. Disgrafide yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma, düz satırda yazmada, yapboz parçalarını birleştirmede, ayakkabı bağcıklarını bağlamada, kalemi tutmada zorlanma, noktalama işaretlerini doğru kullanamama gibi bozuklulara rastlanır. Disgrafi, uzun süre fark edilmeyebilir. Birçok anne baba çocuğu ilkokula gitmeye başladığında bu güçlüğü öğrenir. Tamamen beyinle bağlantılı bir problemdir ve bir uzman tarafından tanılanmalıdır. Erken tanı, güçlükle mücadelede etkin rol oynar.

MERAK EDİYORUM

Köpekler Neden Çikolata Yiyemez?

Çikolata köpekler için zararlı bir besindir ve köpeklerde en sık rastlanan yirmi zehirlenme sebebinden biridir. Bu durumun nedeni, çikolatanın içindeki teobromin maddesidir. Teobromin, kakao çekirdeklerinin yanı sıra çay yapraklarında da bulunur. Köpekler için öldürücü olan teobromin miktarı 300 mg/kg’dır. Yani 3 kg bir köpek için öldürücü doz, 900 mg iken 10 kg bir köpek için bu değer, 3000 mg’dır. Teobromin, köpeklerde kan damarlarının genişlemesine, kan basıncının düşmesine, kalp atışlarının hızlanmasına ve ritim bozukluğuna yol açar. Ayrıca kusma, ishal ve kas spazmı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bitter çikolata, içindeki kakao oranı yüksek olduğunda köpekler için daha tehlikelidir. Çikolata köpeklere oranla kediler için daha zehirlidir ancak kedilerde şekerli tadı algılayan tat algılayıcılar bulunmadığından çikolata yeme istekleri güçlü değildir.

TAKVİM YAPRAĞI

Kandilli Rasathanesi kuruldu. (01 Temmuz 1911)

Fatih Sultan Mehmet köprüsü açıldı. (03 Temmuz 1988)

FETÖ terör örgütünün darbe girişimi bastırıldı. (15 Temmuz 2016)

TÜBİTAK kuruldu. (17 Temmuz 1963)

Halil İnalcık vefat etti. (25 Temmuz 2016)

KISA KISA

Oklu Kirpiler Ok Fırlatır mı?

Oklu kirpiler, bilinen kirpilerden farklıdırlar. Sırtları, omuzları ve boyunlarının arka kısmı dikenlerle kaplıdır. Bunları, savunma amaçlı olarak kullanırlar ve hiçbir zaman fırlatmazlar. Ülkemizde bilimsel adı “hystrix indica” olan bir oklu kirpi türü yaşar.

Acı Biber Acıtır

Acı biberde yanma hissine neden olan, kapsaisin maddesidir. Kapsaisin, vücut sıcaklığını algılayan ve düzenleyen TRPV1 proteinine bağlanır. Bu protein etkinleştiğinde ısı ve yanma hissi oluşturur. 40°C üzerinde sıcaklık ve asitliğin yüksek olduğu durumlar da bu proteinin etkinleşmesine neden olduğundan aynı acı hissedilir.

TAVAN ARASI

Geçmişten Bugüne Kuduz

İnsanlık tarihinin bilinen en eski hastalıklarından biri olan kuduz; Yunan, Roma, Çin, Hindistan, Mezopotamya ve Mısır gibi birçok kültürün eski dokümanlarında yer almaktadır. Kelimenin kökü Sanskritçe “rabies/vahşet yapmak” manasına gelen “rabhas” kelimesine dayanmaktadır. Hastalığa ait ilk bilgiler, M.Ö. 23. yy’da Babiller döneminde, Eshnunna Kanunları’nın içinde, “hastalanan hayvanlar tarafından ısırılmanın ölüme neden olacağı ve hayvanların kontrol altında tutulması gerektiği” şeklinde yer almaktadır. Ayrıca, eski Babil tabletlerinde kuduz hastalığının erken ve geç bazı belirtilerinden de bahsedilir. 1804 yılında Alman bilim insanı G. G. Zinke, kuduz bir köpeğin salyasını sağlıklı bir köpeğe enjekte ederek hastalığın bulaşıcı olduğunu göstermiştir. Hastalıkla ilgili en önemli gelişme, 1885 yılında L. Pasteur’ün köpek, tavşan ve maymunlar üzerinde birinden diğerine virüsü naklederek yaptığı araştırmasında zayıflatılmış hastalık etkeninin aşı olarak kullanabileceğini göstermesidir. Pasteur, aşısını kuduz olmuş bir çocuk üzerinde deneyerek başarılı sonuç elde etmiştir.