Makale

TAKDİM

TAKDİM

HIZ”IN VE “HAZ”ZIN ESİRİ OLMAMAK

Küreselleşme ve gelişen teknoloji, sürekli değişimi beraberinde getirmiş, özellikle kent yaşamı içerisinde, bireylerin bu gelişmelerden ve değişimlerden kendini soyutlaması neredeyse imkansız hâle gelmiştir. Bu süreci tanımlayan anahtar kelimenin “hız” olduğunu söyleyebiliriz. Hızlı internet, hızlı alışveriş, hızlı bilgi aktarımı… Bir şey ne kadar hızlıysa o derecede itibar görmekte, hızlı olmayanın günümüz dünyasında yaşama şansı olmadığına farklı mecralarda sık sık vurgu yapılmaktadır.

Mutlu olmanın, başarılı olmanın, “standartlar”ı yakalamanın, amaca ulaşmanın ön şartı hız olarak kabul edilince hayat da bu ön şarta göre tanzim ediliyor. Hızlı yaşıyor, hızlı yiyor, hızlı düşünüyor, hızlı hareket ediyoruz artık. Mutluluğun formülü hızda ve peşi sıra gelen hazda aranıp rahata, konfora, lükse düşkünlük günbegün arttıkça ruhumuz da bu durumdan nasibini alıyor. Konformizm ve hedonizm bizi özümüzden uzaklaştırıyor. Üstat Nuri Pakdil’in de ifade ettiği gibi “Ruhumuz talan ediliyor konformizmle. İnancın, bağlanışın ve başkaları için özveride bulunma duygusunun yerini konformizm alıyor.”

Bu ay Aile Dergisi olarak penceremizi bütün insanlığı etkisi altına almış olan konformizm konusuna açarken bu konuda bir bilinç tazelenmesi ve tefekkürü amaçladık. Dr. Lamia Levent Abul, “Konformizm Kıskacında İnsanlık” yazısında “Herkesin evlerine kapandığı bu karantina günleri, yaşadığımız dünyayı sorgulama ve zihinsel konforu bir yana bırakma zamanıdır.” dedi ve konformist zihin ve hayatın, hem yeryüzünü hem de insanı maddi ve manevi yönden tükettiğinin; kendinden, hakikatten ve yaşadığı dünyadan uzaklaşan insanın anlamı kaybettiğinin, kaybedilen anlamı da ancak inancımıza, değerlerimize tutunarak tekrar bulabileceğimizin altını çizdi.

Bir Ayet Bir Yorum köşemizde Dr. Bayram Köseoğlu, Sebe’ suresi 34-36. ayetleri ışığında insanın servetiyle, makam ve mevkisiyle kibirlenmemesi, kendisine bir emanet ve imtihan vesilesi olmak üzere verilen refah ve zenginliğin, her türlü dünya nimetinin bir anda yok olup gidebileceğini unutmaması gerektiğini vurguladı.

Bu ayki söyleşimizi “Her Anne Bir Okul” adlı eğitim programları ile adından söz ettiren Necla Koytak ile gerçekleştirdik. Kendisiyle aileyi korumak için bireysel ve toplumsal açıdan neler yapabileceğimizi konuştuk.

Bu sayımızda da burada içeriğine değinemediğimiz, birbirinden kıymetli yazılarımızla dolu olan dergimizi, siz kıymetli okurlarımızın beğenisine sunarken bir sonraki sayıda sağlık ve huzurla buluşmayı temenni ediyoruz.

Dr. Elif ARSLAN