Makale

DİYANETE SORALIM

DİYANETE SORALIM

NAMAZLARIN REKÂT SAYILARI VE KILINIŞ ŞEKİLLERİ NEYE GÖRE BELİRLENMİŞTİR?

İbadetler tevkîfîdir. Yani hem farz oluş gerekçelerinin hem de uygulamalarının her yönüyle akılla bilinmesi mümkün değildir. İbadetlerle ilgili hususlar Kur’an’da genel olarak emredilmiş, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasıyla belirgin hâle gelmiştir. Kur’an’da, namazların belli vakitlerde farz kılındığı (Nisa, 4/103.) ve kıyam, kıraat, rükû ve secde gibi birtakım rükünlerinin olduğu bildirilmiş; söz konusu ibadetin ayrıntıları ve namaz içerisinde yapılması gereken diğer davranışlar ile ilgili hususlar Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti ile sabit olmuştur. (Buhari, Ezan, 95; Müslim, Salât, 45, Mesâcid, 176; Ebu Davud, Salât, 150; İbn Mace, Salât, 1; Tirmizi, Salât, 114.) Bütün bunların bir ifadesi olarak da Hz. Peygamber (s.a.s.), “Beni namazı nasıl kılarken gördüyseniz siz de öyle kılınız.” (Buhari, Ezan, 18.) buyurmuştur. Buna göre namazla ilgili genel hüküm, rükün ve şartlar Kur’an’la, bunlara ilişkin ayrıntılar ise Resul-i Ekrem’in (s.a.s.) sünnetiyle belirlenmiştir.

AKÎKA KURBANI NEDİR?

Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, “akîka” adı verilir. Akîka kurbanı kesmek sünnettir. İbn Abbas’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulüllah (s.a.s.), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için akîka kurbanı kesmiş (Ebu Davud, Dahâyâ, 21; Nesâî, Akîka, 1.) bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: “Her çocuk (doğumunun) yedinci gününde kendisi için kesilecek akîka kurbanı karşılığında bir rehine gibidir. Akîka kurbanı kesildikten sonra çocuğun başı tıraş edilir ve ona isim verilir.” (Ebu Davud, Dahâyâ, 21.) Bu açıdan akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden buluğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir. Aynı günde çocuğa isim verilmesi ve saçı ağırlığında altın veya değeri miktarınca sadaka verilmesi müstehaptır. (İbn Rüşd, Bidâye, I, 463-464.)

ÇOK KATLI MEZAR YAPILMASI DİNEN UYGUN MUDUR?

Yer darlığı ve ekonomik zaruretler nedeniyle, bölümleri birbirinden beton kapak ve ayrıca toprak tabakayla ayrılmış katlı mezarlar yapılmasında ve bunlara cenaze defnedilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

CENAZENİN BULUNDUĞU YERDE KUR’AN OKUNABİLİR Mİ?

Hanefilere göre yıkanıncaya kadar cenazenin bulunduğu odada Kur’an okunması mekruhtur. Başka bir yerde okunmasında sakınca yoktur. Cenaze yıkandıktan sonra yanında da okunabilir (el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 173; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 83-84.) Şafiilere göre definden önce Kur’an okunması mekruhtur. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, II, 438.)

MUSKA, DİNÎ KİTAP VE ÜZERİNDE ALLAH YAZISI OLAN TAKILARLA TUVALETE VB. YERLERE GİRMEK CAİZ MİDİR?

Tuvalete girerken kişinin üzerinde Allah adının yazılı olduğu kâğıt, kitap veya Mushaf bulunması mekruhtur. (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 23.) Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), yüzüğünün üzerinde “Muhammedün Resulüllah” ibaresi yazılı olduğu için tuvalete girmeden önce yüzüğünü çıkarırdı. (Ebu Davud, Tahâret 10.) Ancak bu yazılar açıkta değilse, örneğin cepte bulunuyorsa veya bir şeye sarılı ise bunlarla tuvalete girmek mekruh olmamakla birlikte imkân dâhilinde bundan da sakınmak daha uygun olur. (Tahtâvî, Hâşiye, 54.)

ÇOCUĞU DÜNYAYA GELEN BİR KİMSE NE YAPMALI VE NASIL DUA ETMELİDİR?

Hz. Peygamber (s.a.s.), yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan okunmasını, sol kulağına da kamet getirilmesini tavsiye etmiş ve bizzat kendisi, torunu Hz. Hasan’ın sağ kulağına ezan okumuş, sol kulağına da kamet getirmiştir. (Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, XI, 105-106.) Dolayısıyla, çocuk dünyaya geldiğinde sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunarak isminin verilmesi sünnettir. Bunu babası veya aile büyüklerinden başka birisi de yapabilir.

HÜKMİ KİRLİLİK/HADES VE HÜKMİ TEMİZLİK/HADESTEN TAHARET NE DEMEKTİR?

Dinî literatürde hükmi kirlilik, abdestsizlik veya cünüplük sebebiyle insanda meydana geldiği var sayılan manevi kirlilik hâlidir. Kaynaklarda bu durum hades terimiyle ifade edilir. (Buhari, Vudû, 2; Meydânî, el-Lübâb, I, 5.) Hades, büyük hades ve küçük hades olmak üzere ikiye ayrılır. Cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmi kirlilikler büyük hades, abdest gerektiren hükmi kirlilik ise küçük hadestir. (Meydânî, el-Lübâb, I, 5.) Büyük hükmi kirlilikten gusül ile küçük hükmi kirlilikten abdest ile temizlenilir. Suyun bulunmaması veya bulunduğu hâlde kullanma imkânının olmaması hâlinde her ikisinden temizlenme yolu ise teyemmümdür. (Kâsânî, Bedâî, I, 44.)