Makale

AİLEDE SORUMLULUK PAYLAŞIMI

AİLEDE

SORUMLULUK PAYLAŞIMI

Nimet Keseli Ustabaşı

Çanakkale İl Müftü Yardımcısı

İnsan öncelikle kendini iyi bilmeli, sınırlarının farkında olarak yaşamalıdır. Kendini bilmek, sınırlarını yani haddini bilmeyi de ifade eder. Nelere yetkin olduğunu, zaaflarını ve geliştirilebilir yanlarını bilip tanıyan mümin insan, kurduğu aile hayatında da önce eşini sonra çocuklarını tanıyabilecektir.

Rabbimiz, hem şükretmemiz hem de birbirimizi tanıyıp kaynaşmamız için bizi, bize benzeyen ama bambaşka mizaçlarda olan insanlarla bir arada yaşatmaktadır. Annemiz, babamız, kardeşimiz, eşimiz ve evlatlarımız… Her biri, eşsiz varlıklardır.

Birlikte yaşama kurallarının başında sevgi, saygı, sabır, iletişim, empati, anlayış, fedakârlık gibi hususlar gelmektedir. Özelde evlilik hayatımızda ise bazı ana hatlar söz konusudur. Temel hususlara ilaveten teşekkür etmeyi, özür dilemeyi bilmek ve uygulamak önemlidir. Zira Allah (c.c.) ile kul arasındaki şükür ve tövbe münasebeti ne kadar önemli ise, insan ilişkilerinin teşekkür ve özür dengesi de o kadar önemlidir. Peygamberimiz (s.a.s.) “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez” (Tirmizî, Birr, 35) buyurmaktadır. Hayırlı insan, kendisine bahşedilen nimetlere şükür, bilhassa eşinin ve aile fertlerinin yaptıkları küçük büyük iyiliklere teşekkür edebilendir.

Ailede temel vazife, görev, sorumluluk paylaşımı; değişebilen ve değişmeyen noktalarda ayrılmakla birlikte Peygamber Efendimiz’in birçok hususta sorumluluk aldığını, eşlerine ve çocuklarına karşı sevgi dolu bir baba, anlayışlı ve aynı zamanda ev işi yapan bir eş olduğunu görüyoruz.

Tarih boyunca toplumumuzda hak ve sorumluluk konusuna bakıldığında, görevin her daim kutsal olduğu, sorumluluk sahibi kimselerin övüldüğü, sevildiği görülmektedir. Vazife her zaman ilk sıradadır. Aynı durum ailedeki görev paylaşımında da böyledir. Paylaşılan sorumluluklar yerine getirilmediğinde haksızlık meydana gelir, kaos çıkar ve bu huzursuzluk ortamından bütün bireyler etkilenir. Layığı ile yerine getirilen görevler ise diğer kimseler için de örnek teşkil ederek halka halka yayılan bir iyiliğe dönüşür.

Eşlerin birbirlerini ve vazifelerini hiçe sayarak hak ihlal etikleri noktada evlilik hayatı hukukun alanına girmeye başlar. Haksızlığın olduğu yerde hak arayışı başlar. Hak, adaletin; vazife ise ahlakın konusudur. Ailede ahlak eğitimi, ahlak bilinci gelişmişse eşler, kendi vazifelerini yerine getirir ve birbirlerinin hakkını da bu şekilde korumuş olurlar.

Devir değişmektedir. Artık vazife temelli değil hak temelli evliliklerin çoğunlukta olduğu toplumumuzda, kendini bilmeden eşini tenkit edenler, vazifesini yapıp yapmadığına bakmaksızın hak arayışına giren bireyler stres altında güvensiz bir aile hayatına mahkûm olmaktadırlar. Bazen bir teşekkürün bazen de samimi bir özrün çözebileceği sorunlar, bencillik ve kibir nedeniyle çözümsüz hâle gelebilmektedir.

İslam, aile hayatında kadına ve erkeğe, hem birbirlerine hem ailelerine yönelik vazifeler yükler. Modern dünya ise aile hayatını birtakım başlıklara hapsederek sevgi muhabbet, fedakârlık gibi hususların altını oymuş, birbirine karşı para ve mal hesabı yapan, soğuk ve tedirgin ilişkilerin nedeni olmuştur. Hâlbuki İslam için kadın da erkek de eşdeğer ve birbirlerine Allah’ın emanetleridir. Çocuklar emanettir, eşler emanettir. Emanet ise bize ait olmayan fakat korunup kollanması gerekli olandır. İslam’ın aile hayatına dair en önemli ilkesi, işte bu emanet ilkesidir. Peygamber Efendimiz, “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 45) buyurmuştur.

Çocukların çağa göre yetiştirilmesi bir sorumluluktur. Bununla birlikte değişen devir, birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Farklı evlilik modelleri, normalleşen ahlaksızlıklar, hayatımızı her yönüyle kıskacına almış teknoloji, internet ve özellikle akıllı telefonlar, alınması gereken tedbirleri de zorunlu kılmaktadır. Tüketim toplumu, dünya ile imtihanı zorlaştırmakta, ahlaki sorumluluklarımızı artırmaktadır. Hem bireyi hem aileyi acımasızca tehdit eden bu faktörlere karşı aile bireylerine düşen ise her zaman Peygamber’in (s.a.s.) izini takip etmek, çağın avantajlarından zehirlenmeden istifade edebilmektir. Modern dünyanın silkelediği mümin fertler, ayağını Kur’an ve sünnet noktasında sabitleyerek aile sorunlarına çözüm bulmakla sorumludur.

İletişim bir sorumluluktur.

Dışarının olumsuzluğunu eve taşımamak bir sorumluluktur.

Ailede istişare etmek bir sorumluluktur.

Birbirinin yaşam alanına saygılı olmak sorumluluktur.

Güler yüzlü, nazik, güven verici ve doğru sözlü olmak sorumluluktur.

Olumlu düşünmek, güzel görmek, zorlaştırmayıp kolaylaştırmak sorumluluktur.