Makale

HAYIR KAPILARININ ANAHTARI: HİKMET

HAYIR KAPILARININ ANAHTARI:

HİKMET

Dr. Abdülkadir ERKUT
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

“Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.”

(Bakara, 2/269.)

Şeytan, insanı fakirlikle korkutarak çirkinliği ve hayâsızlığı emrederek onun, malını Hak uğruna infak etmesine, hayırlı ameller işlemesine mani olmaktadır. Allah ise mağfiret ve lütfunu vadetmekte, salih ameller işlemeye teşvik etmektedir. İnsan, Rahman’ın vaadi ile şeytanın tehdidi arasında bir tercihte bulunmakla karşı karşıyadır. Diğer bir tabirle aklını kullanarak hikmete tutunmak, ya da nefsine tabi olup şehvetine boyun eğmek. Hikmete tutunmak dosdoğru bir tutum benimsemek; şehvete boyun eğmek ise anlık lezzete, hayalin ve vehmin hükmüne tabi olarak şaşkınlık ve pişmanlık içine gark olmak demektir. Bela ve sıkıntılara düçar eden şehvete karşı doğru olan, insanın hikmeti ölçü almasıdır. (Razi, Mefatihu’l-Gayb, VII, 57.) Hikmetin, insanın anlam dünyasında önemli bir yeri vardır ki bu Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara, 2/269.)

Ayet-i kerimede Yüce Allah kullarından dilediğini hikmeti bilmeye ve onunla amel etmeye muvaffak kılacağını ifade etmektedir. Tefsir âlimleri hikmet kelimesinin anlamı ile ilgili olarak yediden başlayarak on bire, hatta yirmi dokuza kadar varan çeşitli görüşler zikretmişlerdir. Tercih edilen görüşe göre, kökünde “hüküm verme” anlamı olan hikmet kelimesi, doğruya “isabet etmek” demektir. (Taberi, Camiu’l-Beyan, V, 576.) Doğruya isabet etmek ise anlayış, ilim ve bilgi ile gerçekleşebilir. Bu yüzden kelimeye verilen anlamları bilgi anlamına döndürmek mümkündür. Diğer görüşler ise hikmetin gereği olan bilgiyi nitelemekte, onun kısımlarını veya sonuçlarını ifade etmektedir. Müfessirlerin açıklamalarından hareketle hikmet ile kastedilen bilginin özellikleri şöyledir: Hikmet hatadan uzak, doğru ve isabetli bilgidir. Hikmet kelimesinin, “işleri gereği gibi sağlam ve kusursuz yapmak” anlamına gelen “ihkâm” kelimesi ile anlam ilişkisi vardır. Bu çerçevede Kur’an kendini “hiçbir eksiklik, kusur bulunmayan eşsiz bir hikmet” olarak tarif etmiştir. (Kamer, 54/5.)

Hikmet, sahibinin hata ve şaşkınlığa düşmesine engel olan bilgidir. Hikmet kelimesinin kökünde “engellemek, alıkoymak, gemlemek” anlamları vardır. Kişi hikmet sayesinde hakikat ile vehmi birbirinden ayırabilir. İsra suresinin 21-38. ayetlerinde ilahi emir ve yasaklar sebep ve faydaları ile beraber zikredilmiş sonra da şöyle buyrulmuştur: “İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir.” (İsra, 17/39.)

Hikmet; amele götüren, Allah’ın rızasına ulaştıran faydalı bilgidir. İlim ve ameli bir araya getirmeye hikmet dendiği gibi Allah katında ilmi ile amil olan âlime de “Hakim” denir. Hikmet söz ve davranışın birbirine uyumunda tezahür eder. Kur’an’da Hz. Lokman’a verildiği belirtilen hikmetin (Lokman, 31/12.) hem ilmi hem de ameli içerdiği anlaşılmaktadır.

Hikmet Kur’an’ı bilmek, Kur’an ilimleri vasıtasıyla onu anlamaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Abdullah b. Abbas’a “Allah’ım, ona hikmeti öğret!” (Buhari, Fedailü’s-Sahabe, 24.) diye dua ettiği nakledilmiştir. İbn Abbas, ashap arasında Kur’an tefsirinde otorite olma yönü ile öne çıkmış bir sahabidir. Bu da Hz. Peygamber’in (s.a.s.) duasındaki hikmetin, “Kur’an’ın doğru anlaşılıp yorumlanması” anlamına geldiğini ifade eder. İlk dönem müfessirlerinden Dahhak (ö. 105/723) kendi döneminde Kur’an’ı yanlış tevil ederek insanların kanlarını döken, mallarını yağmalayan bir topluluktan söz etmekte ve sonra şöyle demektedir: “O yüzden Kur’an bilgisi size zaruridir. Allah’ın ayetleri kimin hakkında indirdiğini bilenler, Kur’an hakkında ihtilaf etmezler.” (Beğavi, Mealimü’t-Tenzil, I, 334.) Kur’an bilgisine ilaveten, sünneti bilmek, genel anlamda dini bilmek, kişinin gücü nispetinde eşyanın hakikatini bilmesi de hikmetin kısımlarını ifade etmektedir. Diğer taraftan vera ve haşyet duygularına sahip olmak, Allah’a itaat etmek, mağfirete nail olmak, hakka dönmek, ruhun sekinet bulması, dinin salahı ve dünyanın ıslahı hikmetin sonuçları kapsamında zikredilebilir.

Allah’ın hikmet vermeyi dilediği kimseler, akıl sahipleridir. Ancak bu akıl, idrak ve istikamet sahibi akıldır; Hakk’ı talep etmekte, ona ulaşma peşinde koşmaktadır. Maddi lezzetlerin, helak edici şehvetlerin tuzağına düşmemiştir. Bu sayede ilahi hakikatlerden öğüt ve ibret alır; Allah da hikmetin nurunu onun kalbine atar. Evet, Allah hikmeti dilediği kullarına vermektedir ancak hikmeti vermeyi dileyeceği kullar, maddenin esiri olmaktan, kalbi marazlara müptela olmaktan, heva, heves ve vehmin tahakkümü altına girmekten kurtulabilenlerdir. Bu yüzden ayet şöyle sona ermiştir: “Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Ebu Zehre, Zühratü’t-Tefasir, II, 1011.)

Allah insana bilgi edinme gibi büyük bir nimet bahşetmiştir. Çünkü bilgi, insan hayatını şekillendiren ve ona yön veren çok önemli bir imkândır. Ancak bilginin insana etkisi olumlu yönde olabileceği gibi olumsuz yönde de olabilir. Bilgi, aslı olmadığında insanlara zulmetmeye gerekçe yapılabilir. Bilgi, teknolojiye dönüşüp masum insanların başına yağan bomba olabilir. Bilgi, dünyanın dengesini bozmaya kılavuzluk edebilir. Bu yüzden Kur’an bizleri, olumsuz anlamda rehberlik edecek bilgiden uzaklaşmaya, hikmeti aramaya davet etmektedir: “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” (Nahl, 16/125.) Hikmete nail olan kişi, bilgi edinme eyleminin sebebiyet verebileceği olumsuzluklardan korunacak, gerek kendisi gerek Rabbi ile münasebetinde doğru tutum ve davranışı benimseyebilecektir. Böylece o, kendini olumlu anlamda yönlendirebilme imkânını gerçeğe dönüştürebilecektir. Nihayetinde, hikmete eren kişi gıpta edilen biri olacaktır; (Buhari, İtisam 13.) birçok lütfa erecek; iki dünya saadetine ulaşacak; kadri büyük, şerefi yüce nimetlerle taltif edilecektir. Yani hikmet bir anahtar olup pek çok kapıyı açacak; bu kapılar kendisini sınırsız hayra ulaştıracaktır. Zira “Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir.”