Makale

KARS’IN 904. FETİH YILDÖNÜMÜ HUTBESİ

KARS’IN 904. FETİH YILDÖNÜMÜ HUTBESİ

Aziz, Müslümanlar! Bugün üzerinde yaşadığımız, hür havasından ve sonsuz nimetlerinden İstifade ettiğimiz güzel vatanımızın kapılarının biz Türklere açılışının 904, yıldönümüdür.
Mübarek vatanımızın doğu kilidi serhat Kars topraklarında bulunan büyük Anı şehri 16 Ağustos 1064 tarihinde büyük Türk Hakanı Sultan MEHMET ALPARSLAN tarafından fethedilmiş ve böylece Kumlar elindeki Anadolu’nun kapılan Türkler için ebediyen açılmıştır.
Aziz cemaat! Sultan Mehmet Alparslan Ani Kalesini zapta karar verdiği muharebe günü ordu erkâniyle birlikte namaz kılıp Allah’a niyazda bulunduktan sonra Şehitlik kefeni saydığı beyazlar giyinip güzel kokular süründü ve erinden paşasına kadar bütün askerini toplayıp yaptığı-hitabede onlara şöyle dedi:
“Askerler! Sizin gibi yiğit bir askerin hükümdarı bulunduğumdan dolayı övünüyorum. Bugün İslâm âlemi, karşınızdaki düşmana keskin cihad kılıcınızı göstermenizi bekliyor. O halde hem hakkıyla vatanı koruma ve hem de Kelime-i Şehâdet sancağım yükseltmek gibi iki kutlu vazife yapmış olacaksınız. Şu kılıcı tutmakta olan elimde kuvvet kalmayınca değin uğraşacağım. Vatanım, milletini, hükümdarım sevenler benimle gelsinler.” Selçuklu ordusu 16 Ağustos 1064 tarihinde Sultan Mehmet Alparslan’ın komutasında çetin bir muharebeden sonra Bizanslılar yenilmiş ve Kars İlimiz topraklan içinde bulunan Bizanslıların en muhkem doğu kalesi Anı’yı fethederek Anadolu kıyılarını Türklere ebedî açmıştır. Anı şehrinin en büyük kilisesini camiye çevirerek 20 Ağustos 1064 tarihine rastlayan Ramazan’ın 4 ünde Selçuklular Anadolu’da ilk Cuma namazım kılmışlar, bu aziz vatanımızdan semaya şehadet kelimesini yükseltmişlerdir. Vata-nımızın bu ucundan yükselen şehadet seslerine dağlar kulak verip yankılanmış, böylece bütün Anadolu’yu sarmış ve nihayet bir gün bu yüce ses, Ayasofya’dan İstanbul semalarında çınlamıştır. Selçuklular Anadolu’ya yalnız Türklüğü değil, aynı zamanda Müslümanlığı da getirerek bu güzel ülkeyi Müslüman Türk yurdu yapmışlardır. Sultan Mehmet Alparslan bu fethinden dolayı Müslüman - Türk yurdunu kuran hakan olarak tarihin silinmez sayfalarına tescil edilmiştir. Selçuklu hükümdarları arasında Alparslan kadar dine ve cihada bağlı olanı yoktu. Bunun içindir ki tarihler bu mübarek Sultanı, âdil Sultan ve Fetih Babası lâkaplarıyla anmış ve bu vasıfları hıristiyan kaynaklarına kadar yayılmıştır.
Aziz Müslümanlar! Bu cennet vatanı ve aziz dinimizin yayılmasını bize kazandıran ecdadımıza karşı çok şey borçluyuz. Onlar bu topraklarda Haçlı ruhunun maddeleşmiş kalıbını yıkarak Anadolu’da muhkem bir îman kalesi kurmuşlardır. Dedelerimiz için Allah ve Peygamber yolunda, millet ve vatan uğrunda feda edilmiyecek şey yoktu. Sultan Mehmet Alparslan’ın Anı zaferinden sonra orduya hitaben yaptığı konuşmasında; “Burada Allah’tan başka bir sultan yoktur, emir ve kader tamamen O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmaktan veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz.” demesi üzerine, ordunun: “Emrindeyiz” demeleri bunun en büyük delilidir ki, Türk İslâm tarihi buna benzer îmân ve hamâset örnekleriyle doludur.
Muhterem Müslümanlar! Ecdadımız girdikleri yerlerde câmiler, medreseler kurmuşlar, ilme ve san’ata büyük değer vermişlerdir. Bugün Müslüman ülkelerde ve onların girdikleri yerlerde eserlerine rastlamaktayız. Onların torunları olarak bize devredilen bu cennet vatanı mâmur etmek, milletini müreffeh kılmak için maddî ve manevî güçlerimizin seferber edilmesiyle memleketimizi Batı Uygarlığı seviyesine çıkarmak, ziraî, sınaî, ticari ve topyekûn ekonomik sahalarda üstün bir seviyeye ulaşmamız en büyük ödevimiz olmalıdır.
Dinimiz bize, doğan her günde, geçen günden kazançlı olmamızı emreder. Din vatan ve istiklâlimizin bekası ve milletin selâmeti, başkalarına muhtaç olmadan yaşıyabilmemize bağlıdır. Hazreti Ali, “Şerefli insanlar, başkalarının yardımlarına muhtaç kalmadan kazançlarım temin edenler ve - ben bu işi yapabilirim, diyenlerdir”- buyurmuştur.
Şunu da her Müslümanın bilmesi lâzımdır ki, bu vatan, birlik ve beraberlik şuuru ile kazanılmıştır ve ancak bu anlayış ile muhafaza edilebilir.
Cenâb-ı Hak bu millete hizmet edenlerin ruhlarını şâdetsin. Âmin.

Cevdet BİLİCAN
Çıldır Müftüsü