Makale

Kışlar mı Sıcaktı Eskiden

Kışlar mı Sıcaktı Eskiden

Ayşe Ünüvar

Çıtır çıtır yanardı sobalar. İçinde sevgiyi, şefkati, dostluğu, birliği saklardı. Üzerinde ağzına kadar çay dolu çinko bir çaydanlık. Yanı başında kestaneler. Konu komşu gelecek. Misafir başımız üzerinde. Ne kadar misafir o kadar bereket. Ne kadar çocuk o kadar kıymet. Cıvıltılar çoğaldıkça evin neşesi artacak. Mısır patlatılacak; elma, portakal soyulacak. Kestaneler bir bir pay edilecek. Çaylar demli, sohbetler koyu. Büyükler bağdaş kurup eski masalları anlatacaklar. Küçükler merakla dinleyip masalın sonundaki sorulara cevap arayacaklar. Gülüşmeler, hâl hatır sormalar, gönül almalar çoğalacak. Herkesin attığı taş bir yere varacak… Kimler hasta, kimlerin yakacağa, yiyeceğe ihtiyacı var mahallede bir bir konuşulacak? Kimin elinden ne gelirse ertesi gün yardıma gidilecek.

Yaşlılar, gençlere tecrübelerini anlatıp öğüt verecek. Gençler yeni bildiklerini büyükleri ile paylaşacak. Karşılıklı bir yol bulunurken sobanın çıtırtısı içleri ısıtacak. Dışı soğuk içi sıcak kış gecelerinden en çok çocuklar nasiplenecek; okulları, eğitimleri sorulacak. Hangi derslerde neler yaptıkları, nasıl ödevler verildiği, öğretmenlerinin kuralları bir bir sohbete konu edilecek. Ama en çok mutlu hâlleri gözden kaçmayacak. Çocuklar mutlu, büyükler huzurlu, sohbetler, misafirlikler bitmeyecek. “Daha uzun olsaydı kış geceleri.” nidaları tek göz odaları doldurup taşıracak. Evin en büyüğü “Gönlün sığdığı yere herkes sığar.” diyerek misafirlerden, misafirlikten, konu komşu, dost akrabadan memnun olduğunu durmadan dile getirecek. “Yarın okul yok, biraz daha oturun.” denilecek. Daha küçükler sobanın başına kıvrılıp uyuyacaklar. Uyuyanlar anne baba kollarında evlere taşınacak. “Yine gelin, böyle olmadı, daha çok oturalım.” diyecek ev sahibi. “Bize de buyurun.” diyecek gidenler. Gecenin kararmasına izin vermeyen karın soğuğu çarpacak sobanın yanından çıkanları. Ayaz bile yüreklerin sıcağına işlemeyecek…

Eskiden miydi böyle güzel, sıcak, dostane kış geceleri? Sobalı evlerde mi kaldı sadece? Şimdi yok mu? Niye yok? Sorulardan vazgeçip soğuk kış gecelerinde dostlarla, arkadaşlarla hemen kapı komşumuzla, fakir fukarayla bir araya gelmeye huzuru, sevgiyi, var’ı, yok’u paylaşmaya bakalım. Zira kış gecelerini ısıtan; umudu, dostluğu, acıyı ve mutluluğu paylaşmaktır. Evleri ısıtan ne soba ne kaloriferdir. İki çift lafın aralamadığı kapı olmadığı gibi ısıtmadığı ev de yoktur zannımca…